SICAĞI SICAĞINA PSİKOZ ANALİZİ
Bu aralar, gelip gidişken, hayli akışkan ve de sıcaktan yapış yapışkan bir halet-i ruhiye içindeyim. Hayatla mücadele halinde, debelenip duruyorum.
İnsan vücudu, bu kadar ter üretebilir mi şeklinde hayretler içerisinde uyanıyorum her sabah. Bu sıvı arıtılıp, damıtılsa, tuzundan arındırılsa, kullanılabilir mi acep? Valla, sırf benden çıkan, İstanbul’a yeter de artar bile.
Şimdi havuz başında, şezlonga uzanmış, şemsiye altında, buuzzzz gibi drinkimi alsaydım. Olmadı deniz kenarında ufka bakıp bakıp hayallere dalsaydım. Belki de yaylaların serin rüzgarında saçlarımı savursaydım.
Ama heyhat, hayat acımasız. Evraklar arasına gömdüğüm kafamı, telefon görüşmesi yapmaktan kıpkırmızı olmuş kulaklarımı, amele yanığı olmuş kollarımı ve içindeki artık hangi sıvı sulandıysa bilemiyorum, lömbür lömbür olan beynimi alıp, bir tatile götüremedim ki.
Evi toparlamam lazım, masamı toparlamam lazım, işleri toparlamam lazım. Bunları yapabilmem için önce kafamı toparlamam lazım. Bıraktım, hepsi dağınık kalsın.
Üf ya, sıcaktan genleşmişim, yayılmışım, bedenim iki katına çıkmış gibi. Kafam olmuş bi dünya, minik bebeler gibi, bir sağa bir sola düşmekte. Zavallı bacaklarım, artık taşıyamıyorum seni der gibi, bir o yana bir bu yana yalpalamakta.
Midem de yemek olayını artık kabullenemiyor. Bisküvi, peynir, karpuz, üzüm ve domatesten başka bir şeyi sindirmemekte ısrar ediyor.
Tüm organlarım, isyan ediyor. Ruh halim ise, içler acısı. Bir gülüyorum, bir ağlıyorum. Karadeniz gibiyim bu ara. Bir hırçın dalgalı, fırtınalı. Bir sütliman, çarşaf gibi dümdüz. He bir de böyle dalıp gidiyorum boş boş. Ebleh ebleh bakıyorum bir noktaya. Hatta, İsmail YK’nın klibini seyrederken buldum kendimi geçen gün. Durum o kadar vahim yani. Nasıl kurtulunur ki bu halden?
Sen her zaman böyle hafif çatlaktın zaten, biraz artmış o kadar mı diyorsun günlük? Doğrudur, ne diyim.
Tatile çıkasım var benim ya. Bir geminin güvertesinde, martılara simit falan atasım var. Köpüklerin yüzüme her sıçrayışında, irkilip, serinleyesim var. Ayaklarım yandığı için parmak uçlarımda plajda dolaşasım, kızgın kumlardan serin sulara atlayasım var. Terlik giymeyi akıl edememişim ne yapalım. Belki ben Banu Ablama özendim ya. Allah allah.
Ya vazgeçtim, tatil matil istemiyorum ille de. Evimde oturayım biraz. Geç kalma korkusu olmadan, rahat rahat duşumu alayım. Keyifle, uzuuun uzuuun kahvaltımı edeyim. Yavruların koynuna girip, mıncıklaşa mıncıklaşa uyandırayım.
Ne bileyim, alayım soğuk soğuk bir şeyler elime. Sabahın körü, ne kadar abuk pempe dizi varsa seyredeyim. Sonra Seda aplaynan iki göbecik atayım. Magazin alemi ne durumdaymış, kim kiminle hangi rezilliğe karışmış öğreneyim. Asla yapmayacağım yemek tarifleri alayım. Kusana kadar temizlik yapayım.
Sonra konu komşuyu ziyaret edeyim. Arkadaşlarla bolca dedikodu yapayım. Çocukları alıp, havuza mavuza gideyim. Bak yine havuz dedim ya. Taktım ben bu havuza. Mini Efendi’nin kafası yarıldığından beri, havuz bize yasak. Durmuyor ki durduğu yerde iki dakika. Hipermanyak yavrum benim. Bari bu huyun çekmeseydi.
Sinirlendim yine günlükçüm. Bana müsaade. İşim çok, yapacak halim yok. Tepinip coşmak istiyorum, dizlerimde derman yok. Kafamı ayakta tutmakta zorlanıyorum, tutacak adam yok.
Gitmeden evvel şu aşağıdaki hikayeyi önce kendime, ardından çok sevgili MAYONEZime ve sonra da yine çok sevgili blog arkadaşlarıma hediye ediyorum. Buyrunuz, okuyunuz.
Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.
Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı, 'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi. Padişah da 'Lütfetmiş olursunuz' dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, 'Bu işteki hikmet nedir' diye sordu. Yaşlı adam cevap verdi: ''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâkete duçar olmayan kimse, huzurun kıymetini bilemez."
Günlükçüm, kaçtım ben canikom.
İnsan vücudu, bu kadar ter üretebilir mi şeklinde hayretler içerisinde uyanıyorum her sabah. Bu sıvı arıtılıp, damıtılsa, tuzundan arındırılsa, kullanılabilir mi acep? Valla, sırf benden çıkan, İstanbul’a yeter de artar bile.
Şimdi havuz başında, şezlonga uzanmış, şemsiye altında, buuzzzz gibi drinkimi alsaydım. Olmadı deniz kenarında ufka bakıp bakıp hayallere dalsaydım. Belki de yaylaların serin rüzgarında saçlarımı savursaydım.
Ama heyhat, hayat acımasız. Evraklar arasına gömdüğüm kafamı, telefon görüşmesi yapmaktan kıpkırmızı olmuş kulaklarımı, amele yanığı olmuş kollarımı ve içindeki artık hangi sıvı sulandıysa bilemiyorum, lömbür lömbür olan beynimi alıp, bir tatile götüremedim ki.
Evi toparlamam lazım, masamı toparlamam lazım, işleri toparlamam lazım. Bunları yapabilmem için önce kafamı toparlamam lazım. Bıraktım, hepsi dağınık kalsın.
Üf ya, sıcaktan genleşmişim, yayılmışım, bedenim iki katına çıkmış gibi. Kafam olmuş bi dünya, minik bebeler gibi, bir sağa bir sola düşmekte. Zavallı bacaklarım, artık taşıyamıyorum seni der gibi, bir o yana bir bu yana yalpalamakta.
Midem de yemek olayını artık kabullenemiyor. Bisküvi, peynir, karpuz, üzüm ve domatesten başka bir şeyi sindirmemekte ısrar ediyor.
Tüm organlarım, isyan ediyor. Ruh halim ise, içler acısı. Bir gülüyorum, bir ağlıyorum. Karadeniz gibiyim bu ara. Bir hırçın dalgalı, fırtınalı. Bir sütliman, çarşaf gibi dümdüz. He bir de böyle dalıp gidiyorum boş boş. Ebleh ebleh bakıyorum bir noktaya. Hatta, İsmail YK’nın klibini seyrederken buldum kendimi geçen gün. Durum o kadar vahim yani. Nasıl kurtulunur ki bu halden?
Sen her zaman böyle hafif çatlaktın zaten, biraz artmış o kadar mı diyorsun günlük? Doğrudur, ne diyim.
Tatile çıkasım var benim ya. Bir geminin güvertesinde, martılara simit falan atasım var. Köpüklerin yüzüme her sıçrayışında, irkilip, serinleyesim var. Ayaklarım yandığı için parmak uçlarımda plajda dolaşasım, kızgın kumlardan serin sulara atlayasım var. Terlik giymeyi akıl edememişim ne yapalım. Belki ben Banu Ablama özendim ya. Allah allah.
Ya vazgeçtim, tatil matil istemiyorum ille de. Evimde oturayım biraz. Geç kalma korkusu olmadan, rahat rahat duşumu alayım. Keyifle, uzuuun uzuuun kahvaltımı edeyim. Yavruların koynuna girip, mıncıklaşa mıncıklaşa uyandırayım.
Ne bileyim, alayım soğuk soğuk bir şeyler elime. Sabahın körü, ne kadar abuk pempe dizi varsa seyredeyim. Sonra Seda aplaynan iki göbecik atayım. Magazin alemi ne durumdaymış, kim kiminle hangi rezilliğe karışmış öğreneyim. Asla yapmayacağım yemek tarifleri alayım. Kusana kadar temizlik yapayım.
Sonra konu komşuyu ziyaret edeyim. Arkadaşlarla bolca dedikodu yapayım. Çocukları alıp, havuza mavuza gideyim. Bak yine havuz dedim ya. Taktım ben bu havuza. Mini Efendi’nin kafası yarıldığından beri, havuz bize yasak. Durmuyor ki durduğu yerde iki dakika. Hipermanyak yavrum benim. Bari bu huyun çekmeseydi.
Sinirlendim yine günlükçüm. Bana müsaade. İşim çok, yapacak halim yok. Tepinip coşmak istiyorum, dizlerimde derman yok. Kafamı ayakta tutmakta zorlanıyorum, tutacak adam yok.
Gitmeden evvel şu aşağıdaki hikayeyi önce kendime, ardından çok sevgili MAYONEZime ve sonra da yine çok sevgili blog arkadaşlarıma hediye ediyorum. Buyrunuz, okuyunuz.
Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.
Padişahın keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı, 'Müsaade buyurursanız ben onu sustururum' dedi. Padişah da 'Lütfetmiş olursunuz' dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, 'Bu işteki hikmet nedir' diye sordu. Yaşlı adam cevap verdi: ''Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâkete duçar olmayan kimse, huzurun kıymetini bilemez."
Günlükçüm, kaçtım ben canikom.
Yorumlar
Umarım müthiş bi'tatil geçirirsin çok yakın zamanda.. Hep mutlu ol İncegülüm..
Bu arada yine kaçıyorum ben İstanbul'dan; öptüm kocaman..
Ben yine uzun bir süre yokum. Öptüm seni :))
BİLUNCUM, güle güle git, hayırlısıyla gel inşallah.:) Çok özliycem yine o tatlı içten yorumlarını, dolu dolu yazılarını. Çabuk dön ama canım bak. Öpüyorum ben de seni çok.:))
RENKLERCİM, yine beni şaşırtmadın ve temizliği araya sıkıştırdın dimi.:) Canım ya, ne güzel olurdu valla. Demek fal da bakılıyormuş. Dur şurayı bi temizleyim, sana kahveye geliyorum.:))
AYÇİÇEĞİM, merhaba canım.:) Ne kadar özledim seni. Geçen gün Perilinin blogunda da konu geçti. Sanki, aynı yerde çalışıyormuşuz da, hani ayrılıyormuşuz gibi oluyor sahiden. Canım, güle güle git ve dön inşallah. Umarım gönlünce bir tatil olur. Çok özletme kendini. Öpüyorum seni ve çekirdekleri.:))
Bakın aklıma ne geldi,mavi turlar
çok indirimli imiş;üstelik te
animasyon bedava imiş.Valla biz
ailece katılacağız.Sizi ve ailenizide bekleriz.Sevgiler,Nur A.
en kısa zamanda sana tailler nasip etsin allah coluk cocuk huzrlu bir sekilde
hakikaten huzur her seyin bası onsuz ne taitl nede basak bir sey omuyor allh hepimizi huzrdan ayırmasın opuyorum
bende tatil sonra,sı ise girince ne halt edicem bilmem en azından bir sey e yarıyorsunuz be arkadasım bizde oda yok cok bos yasıyap kendimi bir ise yaramz hisesediyorum benc,de
izine ne zaman çıkabileceksin?
hikayede ne kadar ibretli, bayıldım gerçekten.
evet Mayonezim'de okusun.
GAMZELİCİM, canım ya.. artık haftasonları falan idare edicez, ne edelim. Ay ne güzel olurdu. Bir de uykuuuu.:))
GÖKHANCIM, hoşgeldin.:) Döndüğüne göre sen de eklemişsindir bir şeyler. Şimdi ben de seni ziyaret ediyorum kardeş. Teşekkür ederim. Beğenmene sevindim.:))
ELÇİNCİM, amiiiin canım. İnşallah. Kısa da olsa, gerçekten ihtiyacım var.:))
CİVCİVCİM, canım sağol amin. Allah huzur versin, sıhhat versin önce. Bakma insanoğlu hep fazlasını ister. Senin gibi, becerikli, güzel bir kadın da, bir işe yaramıyorum derse olur mu? Hepsinden öte, annesin sen yahu. Kendine haksızlık etme lütfen.:))
EMRECİM, hemi de bedava kız. İsteyen alsın kullansın. Sebil sebil.:)) Canım benim, sen de alabilirsin yani.:))
YAĞMURUMCUM, Ağustos ortası gibi çıkarım herhalde. Daha belli değil ama, öyle düşünüyorum. Allah izin verirse, kaçıcam şöyle bir kaç gün.:)) Oy canım, sen bize dua et bol bol. Öpüyorum Sultanım.:))
canım ben de tatile gitmek istiyorum.Hafta içi beni bırakmıyorlar gideyim ben de dedimki haftasonu gideyim ama olmadı.Tam dört kez erteleme durumunda kaldık.Artık ben de vazgeçtim tatil matil bana neee.Toparlamak lazım tatile gidemesem de en azından akşamları kendi evime gidiyorum ya o da yeter :) .
Ben de genleşmiş hissediyorum kendimi ama geçer inşallah bu his.
Bir de, istersen görütü seçeneklerinden görünümün boyutunu küçült biraz ve refresh yap. ;)
FİGENCİM, sende de ileri derece psikoz vakası sinyalleri alıyorum canım.:)) En güzeli toplu terapiye katılalım biz. Haydi hep birlikte hayal kuruyoruz. Şahane bir yattayız. Bütün kızlar toplaşmışız. Rüzgar püfür püfür esiyo. Deniz masmavi. Denize atlamaya hazırlanıyorsun. Çocuklar bağırıyor, anneeeee.:)) Bizim hayal de böyle oluyor işte. İnşallah bir şekilde sen de tatil için fırsat bulabilirsin canım. Senin kocayı biraz fişeklesen mi?:))
DENİZCİM, belki de dinlenince mayışıp, rahatlayıp, hiç bir şey yazamaz olurmuşum.:) Yok bacım be, düşünmem ben onları, zaten her gün yıkayıp ütülüyorum. Hakettim dimi canım ya.. sağol.:))
ASLICIM, geçecek güzelim tabii. Kışı da var bu günlerin. Lakin, biz ondan da şikayet ederiz nasılsa.:)) Teşekkür ederim, halloldu sonunda.:))
HÜZÜNBAZCIM, oh ne güzel canım ya.. senin hiç değilse umudun varmış. Güzel bir tatil yaparsın inşallah. Bizim için de dinlen emi. Şimdilik vıcık mıcık idare eder yani.:))
Tatil konusuna gelince ben 4 sene önce gittiğimiz mavi turu anlatayım bari resimlerle de tam gaza gel, patrona isyan edip çık tatile, yoksa her on yazından birisinde tatil isteğini yazacaksın :):)
ne güzel,ne doğru bir söz...
suzem