Kayıtlar

DOMATES BİBER PATLICAN etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KAKAOLU FINDIK EZİĞİ

Resim
Bu sabah yarım kavanoz nutellayı ince dilim kepek ekmeğimin üzerine boca ederken  fikrim geldi sayın okuyan. Düşündüm. Normaldi bu. Ne de olsa insan, düşünen hayvandı. Neden İnce de düşünen öküz olmasındı? Neyse lafı fazla uzatmadan, millet galeyana gelmeden ben sadede geleyim. Malum okullar açıldı, mini mini bebeler sınıfları doldurdu. Mini mini dediğime bakmayın siz. Lafın gelişi o. Maşallah hepsi zebellah yutmuş gibi yavrucakların. Her yerlerinde lömbür lömbür yağ öbecikleri. Oğlanların memeleri benimkilerden büyük, kızların ardından selodit dağları takip etmekte. Sanırsın, bayıla bayıla yedikleri o yağlı vıcık cipslerin, iğrenç hamburgerlerin, şarküteri dolu pizzaların hepsi isyan edecek, birazdan dışarıya fırlayıverip ortalığa dağılacak. Bir dilim beyaz peynir, üç-beş zeytin, kokusu tüm sınıfı saran haşlak yumurta ve meyve olarak da elma ihtiva eden o beslenme çantalarının yerini, kantin tostlarının, patates kızartmalarının almasından mütevellit, bebelerimiz maalesef po...

İNCE İNCE METAMORFOZ

Resim
Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada demiş atalarımız. Ya ben çok şaşırıyorum bazen. Bir ata kişisi hiç mi yanılmaz, hiç mi şaşmaz sayın okuyan? Ben ve benim manyak kontenjanından kadroya dahil olan arkadaşlarım… Vallahi aramıyorum. Hayat onları bir gün bir yerlerde karşıma çıkarıyor. Ben mi evrene yanlış mesajlar gönderiyorum; yoksa evren mi bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor çözemedim hala. Büyük gazetelerden köşe yazarlığı teklifleri yağdığı, ünlü kitap evi sahiplerinin kapılarımda sabahladığı ve siz pek kıymetli okuyanların “nerde bu İncegül gişisi, ne zaman dönecek acep, çok ösledik kendini, biz onsuz ne ederiz abbooovvv…” şeklinde hezeyan, helecan ve dahi endişe içinde bekleştiği sıralar, ben büyük büyük kararlar, çeşit çeşit etkinlikler içerisindeydim dostlar. Hayatımda yaptığım bu büyük değişiklikleri sırası geldiğinde paylaşırız. “Bunca reformu yapıp altına imza koymuşken koca kişisini de aradan çıkarıvereydin ya!” dediğinizi duyar gibiyim. Yapacaktım amma, o son ...

YEMEKTEYİZ AMA BU BİR YARIŞMA DEĞİL VALLA

Resim
"Uzun kış gecelerinde soba üstü kestane çıtırdatma etkinliği, koca koca çanaklarla mısır pörtletme çılgınlığı özlemimi bastıracak başka bir eğlence var mıdır acep?" diye düşünüyordum ki; Hom Tivi’yi keşfettim. Keşfetmez olaydım sayın okur. Biz saatlerce uğraşıp didinip iki tencere yemeği zor yetiştirirken, bu insanlar yarım saatte yirmi kişilik ziyafet sofrası hazırlıyorlar yahu. Hele Naycella diye bi hatun var, kadın yemek yaparken ve tabii yerken kendinden geçiyor. Mutfağı, alet-edevatı ve en önemlisi bir kileri var ki akıllara zarar. Kutusundan tavuk suyu, kavanozundan közlenmiş biber, hadi içine de konserve bezelye, bitmesine yakın da sal içine pirinci; al sana ana yemek. Poşetlerin içinden ne kadar ot varsa doldur bir çanağa, doğramak yok he, üzerine biraz yağ, biraz limon ve olmazsa olmazımız bijon hardalı; salata da hazır. Tatlı için de evdeki kalmış ekmekleri doğra süte, bas üzerine şekeri. “Hımmm… Bu lezzetlere doyamayacaksınız.” De get len!.. Tadına doyamayacakmışı...

SONUNDA, NİHAYET, VE NETİCE İTİBARIYLE...

Resim
Genç ve de çoook güzel bir hatun, sıcağın kavurduğu bir öğlen vakti, yorgun ve de argın ve aynı zamanda pörsümüş vaziyette dışarıdan gelip kendini narin bir çuval edasıyla kanepeye bırakıverdi. “İlişeni gebertirim, azıcık dinleneyim, her yanım sızlıyor.” şeklinde çemkirip, 933 numaralı tehdit bakışlarını etrafını saran camış sürüsüne gönderdikten az bir zaman sonraydı. Bilmiyordu ne kadardı yatmasıyla, yattığı yerden ok gibi fırlaması arasında geçen süre… “Anneee…” diye hönkürüyor, bir yandan tuhaf sesler çıkararak böğürüyordu evin en iri kıyım camışı. “Elinin körüüü… Ben size az evvel gözdağı vermemiş miydim. Size dağ da yetmiyor mu ki? Hangi coğrafi şekille korkarsınız beee!” diye yanıtladı nazik ve de pek kibar hatun. “Kız anne, ev buldum bak sana.” “Çok mersi yavrum, sen olmasan ne ederdim, sokaklarda kalacaktım, sürüm sürüm sürünecektim neredeyse. Bana buldun de mi? Artık yalnız başıma yaşayacağım de mi?” “Hee sana tabii… Ben evimden gayet memnunum.” Tabii memnun olacaktı. Mutfağı...

MANDA YUVA YAPMIŞ SÖĞÜT DAAALINAAA...

Resim
Aman da… aman da… aman daaa… Canlarım, ciğerparelerim, şeker şerbet, ballı lokma tatlılarım gelmiş. Hele yerleşin bi annem. Hıhh… Kızlar dağılın şöyle boş koltuklara serbest serbest… Yerimiz müsait. Ahan da salon geniş, koltuklar rahat. Sizin için yeni dekorasyon da yaptıracam anacım. Az bekleyin, şimdi kilidiydi, onca anahtarıydı, çok para harcadım. Hele bütçeyi bir ayarlayım, bakın ne güzel olacak buralar. Beyler siz de serpişin aralara şööle bi, görüntü güzelleşsin. Yok öyle haremlik-selamlık. Ahan da hepimiiiz gardaşııız… Valla heyecan da yapmadım değil ha. Şimdi biletli, davetli seyirci tabii… Locasıydı, viaypisiydi, klas bir okuyucu kitlesine sesleniyoruz. Bittabi ki kendimize çeki düzen verelim dedik. Sizin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık, bizim mahallenin en sarı peyniri Haspanaz’la, dünyalar şekeri, kalbi fesat ay pardon ferah Nülgüzar aplayı da transfer ettik buralara. Zaman zaman onlar da size seslenecekler bu sahneden. Şimdi birisi kuliste, kameramanlarla fingirdeşiyor...