Kayıtlar

AİLE EFRADI İSTANBUL'UN EŞRAFI etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİR TUHAF DELİ, BİR GARİP VELİ

Resim
Hayat sık sık şöyle kallavisinden tokatlar yapıştırmış, omzumdan tutup tutup sallamış, sallandırmış, dost kazıklarının, ihanetin en dibini yaşatmıştı eyvallah.  Lakin, incegül, incegül olalı böyle eziklenip dışlanmamış, böyle paçavra muamelesi görmemişti sayın okur. Genel-geçer kural şudur ki; biz amele hatunların bebeleri kendi işini kendi görmeye alışır. Okuluna yek başına gidebilir, karnını doyurabilir, urbasını yardım almadan giyinebilir. Bundan hareketle, biz de kendimizi yatıştırır, kendine güvenli, geleceğe şimdiden hazır sıpalar yetiştirmedeyiz diye seviniriz ya… O iş öyle olmuyormuş ey ensesi kalın okuyan kitlesi. Sabahınan tıraşını olmuş, bugün evlendirsen dokuz ay sonra kucağına torun tepiştirecek kıvamdaki kazık kadar oğlanı, ben gibi minnak insan kişisine eli çarpsa iki gün yerinden kalkamayacak hale getirecek koca popolu kızı elinden tutup okul bahçesine kadar getirmek, boğazına okunmuş pirinç dökmek olmazsa olmazmış, bilemedik.   Anlatayım: Hika...

ANNE NEDİR... NE İŞE YARAR...

Resim
Benim biricik maviş gözlüm, analık konusunda mastır, yüksek lisans ve hatta doktora yapmış, anneannelik hususunda ise üstün hizmet madalyası almış bir hatun olmasının yanı sıra; komşuluk ilminin kitabını yazmış, üstüne imzasını çakmış ve konuyu kapatmıştır sayın okuyan. Bana sorsan, apartman girişinde bir "merhaba nasılsınız" dan ibaret olan bu mevzuyu, sınırlı algımın, kıt aklımın, pörçük havsalamın alamayacağı boyutlara getirmiş, kendince,  kendi içinde kanunları, kuralları olan bir müessese haline getirmiştir benim sultanım. Anneeeee, dolmaya pirinç yetmedi. Alıp geleyim ben hemen. Yok kızım Safinur teyzene çık, onda var. Bir kilo kadar aldıydı, birazını sarmaya koydu, nerdeyse 750 gram kadar kalmıştır. Bu akşam sütlaç yapacak. Bir 250 gram kadar bırak ona, Gerisi sana yeter. Höööö ?????!!!! Bari nereye konuşlandırdığını da söyle, tam kuş konsun. Üst ikinci dolabın alt rafının arka tarafında... Pazar sabahı sekizde kapı çalınıyorsa, bil ki komşular kahval...

FACEBOOK BANA ÇOCUKLUĞUMU BULABİLİR Mİ?

Resim
Bakmayın benim bu çağ dışı, anti teknolojik, ortaçağ zihniyetli hallerime sayın okuyan; bizim aile efradı pek bir meraklıdır gelişime, değişime… Yeni çıkan teknolocik zımbırtılardan mutlaka bir tane edinirler. Her türlü yazılımı daha yazılmadan çözerler. Bir de bu sosyal paylaşım sitelerine mutlaka üye olurlar. Sevgili kardeşlerim ve onların sevgili eşleri birbirlerini en fazla fıysbokta görür, görüşürler. Oralarda sofralar kurar, hediyeleşirler. Koca kişisi ormantik faaliyetlerinin büyük kısmını yine bu sitelerde gerçekleştirir. Bebelerim, buralarda fink atar gece-gündüz. Hal böyle olunca da; bunca zaman direnişin en şiddetlisini gösteren, “Bana ne len, fıysbokta ne işim var benim be?” diye çemkirip duran İncegül gişisinin de direncinin kırılması, pes etmesi, “Tamam len, nalet getsin, uğraşamayacam sizinle, açacam bir hesap.” dememesi beklenemezdi elbette, diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz dostlar. Evet, artık fıysbokta bir İncegül var. Ama bir sorun bakalım niye var? 1- Tatlı ikizle...

KELEBEK ETKİSİ

Resim
Teknolojinin önlenemez yükselişiyle birlikte, tıbbın da böylesi ilerlemesi kaçınılmazdı elbette. Sevindirici buluyor, takdir ve taltif ile izliyorum sayın okuyan. Ben gibi cahil-cühela kısmının bile bu gelişmelerden haberdar olması, sevinç duyması şaşılacak bir şey değildir. O yüzden reca ederim şaşırmayınız. Bu gün “tüpten” değil “tüpte” bebe yapımına değinerek, nice kadının yüzünü güldürmüş, nice ocağın alevini harlamış bu yöntemin ıcığını-cıcığını hep birlikte mıncıklamak maksadıyla toplaşmış bulunuyoruz. Ahaliye her daim faide sağlamak maksadıyla canhıraş çırpınışlarına, yırtıcı tepinişlerini de katan müessesemiz, yine kamuoyunu aydınlatacak bir mevzuyu masaya yatırmaktadır. Kıymetini biliniz. Tarihlerden dün, günlerden akşam saatleriydi. Bendeniz fedakar, cefakar muhabiriniz İncegül, en az benim kadar manyak olan yarım techizatlı kameramanım günlük ve yeni atadığım başarılı asistanım küçük sıpa Ozi kişisiyle birlikte yollara döküldük. Bu şehrin Avrupa yakasından Anadolu yakasına g...

SİYAH ÇANTADAN KARA Bİ'ŞEY ÇIKTI

Resim
Tam otuz üç yıl evvel bu gündü. Tek kişilik saltanatımın, lale devrimin sona ereceğinden bihaber, mutlu-mesut oyunlar oynuyor, çocukça hayallerimin peşinden koşturuyordum. Sonra bana, “siyah çantalı bir hatun geçti buradan” dediler. Ben de “bana ne” dedim. “E ama sizin eve gitti” dediler. Ben bu sefer de “size ne” dedim. O sırada göle maya çalıyor, dünyanın merkezinin tam da benim durduğum yer olduğunu düşünerek keyif çatıyordum. Nereden çıkmıştı bu ‘siyah çantalı kadın’ şimdi? Kimdi? Ne işi vardı bizim evde? Sanki bir telaş da vardı evimizde. Ben anlayamıyordum ama bir şeyler oluyordu belli ki? Tuhaf, sıra dışı bir hareketlilik… Neler oluyordu? Hayırdır inşallahtı! Hem, neden beni içeri almıyorlardı artık? Sair zamanlarda eve girmem için yalvar yakar olan, bazı bazı da sert yapan anneciğim, bunca saat olmasına karşın neden hala çağırmamıştı sokaktan beni. Üstelik her afacan çocuğun olduğu gibi, diz kapaklarımın daimi misafirleri olan yaralarıma bir yenisini daha eklemiştim ve ilk yard...

ANASININ KUZU SÜRÜSÜ

Resim
Sevgili günlük, Anne olmak, çocuk doğurmak mıdır? Hani hep tartışılır ya. Doğuran mı, bakan mı, büyüten mi diye. Yüreğinde annelik duygusu olmayan, doğursa ne olur ki? Anne mi olur? O zaman, minicik bebesini, buz gibi kış gecesinde, sokağa bırakan, anne midir? Sebebi her ne olursa olsun, bunu yapabilen kadın, her şeyden önce insan mıdır? Ya da yavrusunu başkaları büyütürken, kendisi evinde huzurla yayılan biri, anneliği hak ediyor mu? Daha da önemlisi, evladının aç olduğunu bilen bir anne, keyifle öğün yiyebilir mi? Hal böyleyse, o da anneyim diye iddia edebilir mi? Eder ya neyse. Bu gün sana bir kadından söz etmek istiyorum günlükçüm. Tuttuğunu koparan, asıldığını yerle bir eden, sağlam, güçlü, becerikli, elinden bir uçanla, bir kaçan kurtulur, derler ya, öyle. Yaşı küçük, yüreği büyük bir kadın. Sen de tanırsın kendisini. Benim sonradan olma kız kardeşim. Henüz bir çocuğu yok. Toplumun kabul ettiği anlamda bir anne değil yani. Ama, bana sorsan, bir çoklarından daha annedir. Çocukları...

BAY MİNİ'Yİ TAKDİMİMDİR

Resim
Minicim sesleniyor akşam derinden.. ben de bilgisayardayım günlükçüm… Anneeeee… Efendim oğlum. Ben seni çok seviyorum biliyon mu? (Aşk böcüğüm benim) Biliyorum yavrum.. ben de seni çok seviyorum. Ama, ben bu dünyada en çok seni seviyorum. ( Bu esnada, karton koliden otubüs yapma çalışmalarını da sürdürmektedir.) Bu yaşlarda öyledir yavrum.. ana kuzususun daha.. benden daha çok seveceğin bir kadın olacaktır elbette. Hele bir büyü de.. (Anam, düşüncesi bile insanın canını yakıyor be.. sonra da bekle ki, kaynana gelini çok sevsin.. hadi canım sen de..) Anneeee… sen o blogu bıraksan da bana yardım etsen diyorum. Bak burda canım çıktı. Zaten tekerlekleri de yapamadım. (Sanki Taksim – Şişli hattında toplu taşıma yapacan oğlum.. netçen ki tekeri mekeri.) Ama yavrucum, o incecik kartondan tekerlek olmaz ki.. ben sana yarın, tekerlek benzeri bişey alırım onunla yaparsın. Hem bak teyzelerin, ağabeylerin senin için ne güzel şeyler yazmışlar.. gel birlikte okuyalım istersen. Bırak anne yaaaa… onla...

DERBEDER İNCEGÜL TÖVBEKAR HIRSIZA KARŞI

Resim
Sevgili günlük, Bizim Centerbrotherin evine hırkız girdi. Yaaaa.. hem de güpegündüz. Boncukçu Fadime her Çarşamba olduğu gibi toplamış incik boncuğunu kursa gitmiş. Bu hırkız kardeş te arkasından eve girivermiş. Öncelikle, evin her yerini talan etmiş. Koltukların kayışlarını, kumaşlarını kesmiş. Çekmeceleri, dolapları dağıtmış. Bahar temizliğine zemin hazırlamış bir nevi.. Bizimki sonunda bulmuş aradığını.. kızın bütün takılarına, altınlarına el koymuş. Kardeşim beraber mi aldınız o altınları.. niye götürüyorsun dimi? Hiç mi vicdanın sızlamadı? Ne cesurlar kardeşim. Ne kadar pervasız olmuş millet. Sen günün aydınlığı, alemin evine gir, soyup soğana çevir. Bir de orada, sandıkta, bu Boncukçu Fadime kişisinin uğraşıp, didinip yaptığı imitasyon takılar var, onları bırakmış. İnsan sandığı da alır madem. Niye kızın gururuylan oynuyosun? Yoksa beğenmiyor musun hıı? Bir de bu benim delişmen kardeşim, birkaç kere hırkız kardeş bunları yoklayınca, tüm karşı çıkmalarımıza rağmen, kurusıkı aldıyd...