[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]




Benim biricik maviş gözlüm, analık konusunda mastır, yüksek lisans ve hatta doktora yapmış, anneannelik hususunda ise üstün hizmet madalyası almış bir hatun olmasının yanı sıra; komşuluk ilminin kitabını yazmış, üstüne imzasını çakmış ve konuyu kapatmıştır sayın okuyan.

Bana sorsan, apartman girişinde bir "merhaba nasılsınız" dan ibaret olan bu mevzuyu, sınırlı algımın, kıt aklımın, pörçük havsalamın alamayacağı boyutlara getirmiş, kendince,  kendi içinde kanunları, kuralları olan bir müessese haline getirmiştir benim sultanım.

Anneeeee, dolmaya pirinç yetmedi. Alıp geleyim ben hemen.

Yok kızım Safinur teyzene çık, onda var. Bir kilo kadar aldıydı, birazını sarmaya koydu, nerdeyse 750 gram kadar kalmıştır. Bu akşam sütlaç yapacak. Bir 250 gram kadar bırak ona, Gerisi sana yeter.

Höööö ?????!!!! Bari nereye konuşlandırdığını da söyle, tam kuş konsun.

Üst ikinci dolabın alt rafının arka tarafında...

Pazar sabahı sekizde kapı çalınıyorsa, bil ki komşular kahvaltıya davetlidir. Haftanın 7 günü görüşmek kesmemiş, haftanın tek tatil günü,  bu İnce kişisini uyutmayalım da gebersin konulu sempozyum için tüm komşu teyzeler bir araya toplaşmışlardır. Çatal, kaşık sesleri yetmezmiş gibi, hint dizisi de son ses izlenip eziyet katmerlenmektedir.

Canımın içi, gözümün nuru anacığım, neden sabah sabah bir araya geldiniz. Bu önemli toplantıyı daha geç bir saatte yapsanız olmaz mıydı acep.

Baklava yapıcez kızım. Bıraksınlar da tek başıma mı yapayım? Kollarım kopsun, belim çürüsün, etlerim dökülsün ister misin.  Zaten siz hiiiç bana acımayın. Vıdı vıdı vıdı, bıdı bıdı bıdı...

Tamam bidenem, tamam. Demedim bişey. Hadi size iyi günleeer...

Bir de saklama konusunda kendini aşmış, dağları aşmış, ünü ülke sınırlarını aşmış, fezaya taşmıştır hatunun. Ölümüne saklar, bir daha mümkün değil, evi talan etmeden bulamazsın.

Anne, nüfus cüzdanımı ne yaptın? Tam da buraya koymuştum, bulamıyom.

Ya öyle ortada duruyordu, ben de saklayıverdim.  (Komodinin üstü orta yerdir, malumunuz.)

Tamam da nereye sakladın işte.

Ne biliyim ben.

Su damacanasına entari giydiren, buzdolabı raflarını nazar boncuklu örtülerle süsleyen, bir kanepe için tüm şehri turlayıp ve turlattırıp, onun rengi kötü, bunun modeli berbat diye diye ayaklarımıza kara sular indirdikten sonra, heh bu tamamdır alalım diyen, sonra eve getirttiği kanepeyi tesettüre sokan, tül perde rüzgardan yamuluyor diye Temmuz sıcağında camı çerçeveyi sımsıkı kapatıp bize cehennem provası yaptıran canım annem...

Sen varken ne aç ne de sevgisiz kalırız...











3 Responses
  1. Bendeniz... Says:

    Ya yaşasın hala burdasın!! Yazını okumadım kendi yazımı da yazmadım ama ben de döndüm ve çok özledim eski ortamı:**