Kayıtlar

TELEVİZYON MELEVİZYON etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ÖKÜZ YUVA YAPMIŞ GÖNÜL DALIMA

Resim
İngiltere’de bir araştırma firması, uzun soruşturmalar sonucu, kusursuz erkeğin var olmadığını ortaya çıkarmış. Valla tebrik ediyorum. İleri zekalı İngilazlar ancak uyanmışlar mevzuya. Bunca para ve vakit kaybına ne gerek vardı ki? Sorsalardı, söylerdik! Erkek milletinin kütlüğü, genlerinden geliyor sayın okuyan. Hammaddesi odun olan bir mamulden ipek olmasını beklemek abes olurdu değil mi? Demiyoruz ki; kadın milleti kusursuzdur, mükemmeldir, sütten çıkmış akça pakçadır. Lakin terazinin ibresi bir yana doğru ağır basmadadır çok zaman. Hatasız kul olmaz elbette. Her kişi eksiğiyle, yarımıyla insan olur. Lakin bu herif milletinin en müstesnası, en emsal teşkil edeni, en hayallerimizin erkeki olanı bile kadın kısmından daha ziyade zıvanadan çıkmaya müsait yaratılmıştır. Bir zamanlar aman da biz ne kadar kusursuz bir çiftiz. Bakınız vicudumuzda bir gram bile yağ yok. Üstelik de çok mesut bahtiyar bir evlilik sürdürüyoruz diye gazetelerde, televizyonlarda görmekten böğğk geçirdiğimiz Bırak...

BED ASLA NECASET Mİ VERİR HİÇ ÜNİFORMA? ZERDÜŞ PALAN URSAN, MERKEP YİNE MERKEP...

Resim
Ben her sabah aynaya baktığımda, Ivana Hart’ın o güzel sesini duyar gibi olurum sayın okuyan. “O ayıkkabi hiç olmadi, o kazak pontulanın üstüne yakişmadi, sen bu halda türkiyanın en şik kadin olamazsin.” Ve o duymasa da her sabah ayna önünde kendisini yanıtlarım. “Ne çemkiriyon beee! Sanki o senin kurduğun cümle çok mu güzel oldu? Sen bu halda sunucu olabiliyon ama” Gardroptaki en kalın, en boğazlı kazak… O da yetmedi üstüne hırka. Pantolon altı termal donumuzu, yün çoraplarımızı da giyelim Ayakta da palet gibi postallar. Montu, şapkayı, atkıyı da kuşanalım bir güzel. Değil soğuk, kurşun geçmez, kurşuunn… Kapıdan adımını attın mıydı yüzünü bıçak gibi keser buraların rüzgârı. Ve acıta acıta iliklerine işler sabah ayazı… Gönül isterdi ki; şal desenli kısa kollu elbisemin altına, önden açık, kışlık! ayakkabılarımı çekeyim, incecik trençkotumu üzerime geçirip minicik klaçımı kolumun altına alayım ve sonra kendimi bir moda kokoncanı şeklinde, neş’eyle dışarıya atayım. Ama neylersin ki; her...

USTA SEN NE DİYON BU HUSUSTA

Resim
Bildiğiniz üzere Halivud romantik komedileri genelde imkansız aşklar üzerine kurulmuştur sayın ve pek kıymetli tv seyircisi. Bi nevi bizim Yeşilçam klasiklerindeki fakir bebe, fabrikatörün kızı mevzuu yani. En az bir iki tanesinde eve çağırılan tamirciye aşık olur esas kızımız. Bu bi Mek Riyan olur, bi Givenit Paltırov olur benim için fark yapmaz. İncegül gişisi için önem arz eden durum, ustayı kimin oynadığıdır. Bundan da mühimi ustamızın ne cins bi şey olduğudur. Sahne şöyle gelişir: Kızımızın su tesisatı ile ilgili sorunları vardır. Hemen şirketi arayıp iyi bir tamirci ister. Birazdan kapı çalınır ve içeriye gün ışığıyla birlikte, bir doksan boylarında, atletik vicutlu, elinde alet edevat çantasıyla bebemiz girer. Bu gelen tamirci çırağı Ceyktir. Ceyk bi yandan musluğun gevşemiş somunlarıyla ilgilenirken, bi yandan da hayatın anlamıyla ilgili felsefi tespitler yaparak kızımızın başını döndürmeye başlamıştır bile. Daracık kotunun minik po.posunu nasıl sıkıştırdığından, üzerindeki siy...

PANPİNİ PANPİNİ DASTANA PAN.PİŞLER GİRMİŞ BOSTANA

Resim
Bir zamanlar fakir ama onurlu, çatlak ama keyifli, nice ağlasa da hep gülen bir hatun vardı hatırlar mısınız? Ahan da o benim işte. Ve geri döndüm. Evet sevgili ve oldukça ihmal ettiğim okuyan milletinin insanları. Program açılışını nasıl yapacağına karar veremeyen, manken bozması, sunucu kırması hitabı gibi oldu ama idare edin. Malum, evvelimiz eskiye dayanır sizlerle. Hakkımız hukukumuz karışmıştır düne bugüne. Biz bizi biliriz… Küsmeyiz birbirimize. Bundan kelli, yoğunum, yorgunum, hayatla cenkteyim teranelerine son... Gecenin karanlığından sıyrılmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Sabaha selam durup güneşi öpücüklere boğma vaktidir artık. Bundan kelli keyif molaları veriyoruz sizinle. Var mısınız dostlar?.. E haydi buyurun o vakit!.. Gün geçmiyor ki, caanım dünyanın çivilerinden biri daha yerinden sökülmesin, ve gün geçmiyor ki şu gariban İncegül kişisi bir yaşına daha girip her yeni yaşında daha endişeli, daha şaşkın ve daha da pörtlemiş gözlerle bakmasın gidişata sayın okuyan. Ü...

VERMEYE NİHALE CİHANDA BİR NEFES BİTTER GİBİ

Resim
Nerde kalmıştık sayın okur? “Veren Memnu Alanın Ağzı Bir Karış” dizisinin yeni bölümünün yayını başlamak üzere. Haydi çayını, kahvesini, soğuk drinkini almak isteyene son çağrııı… Hadi kız Hatçe, sallanma, Mualla az kıpırdan güzelim, kaldıramadın k.çını, Ayşeee, hasta olacan yavrum, o kadar buz atılır mı meyve suyuna. Hadi hadi yerleşin artık. Başlıyooor. Yeni bölüme geçmeden evvel, yayından uzun özet vermek müessesemizin hiç adeti değildir sayın seyirci. O nedenle, bir önceki bölümü seyretmek için aha burayı tıklıyorsunuz. Hellim’in yaptığı, Fırıldak cadısının el attığı iksirin etkisi azalmaya başlamış, Ahman Bey uyanma, silkinme, kendine gelme belirtileri göstermeye başlamıştır. Bu nedenle Bitter’i şatodan kovmuş, Düldül’e de ülkenin uzak nahiyelerinden birinde vergi toplama görevi vererek çevresinden uzaklaştırmıştır. Lakin Prenses Nihale o düşüşten sonra bir türlü otsal hayattan çıkamamaktadır. Şatonun baş büyücüsünün teşhisi Prenses’in yüz yıl kadar uyuyacağı yönündedir. İşte bu n...

HELLİMDEN DOST ESKİ KAŞARDAN TOST OLMAZ

Resim
“Alan Memnu, Veren Daha da Memnu” adlı nadide dizimizin pek muhterem izleyicileri. Müessesemiz yine hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış, türlü tehlikeler atlatarak Kanal P stüdyolarına dalmış, ucu sivriltilmiş kurşun kalem, çeşitli çaplarda parça tesirli kalemtraş, silgi ve mürekkep bombalarıyla görevlileri etkisiz hale getirmiş ve sizler için dizinin yayın haklarını ele geçirmiş bulunmaktadır. Neden şaşırıyorsunuz anlamadım. Siz müessesemizi hiç mi tanımadınız? Aşkolsunuz. Öncelikle yayınlanmış bölümlerin üzerinden şöyle bir geçelim, onları gönlümüzün istediği gibi değiştirelim değil mi? Finali de ona göre şekillendirir, sonra da serinin diğer filmleri için kolları sıvarız. E ilk paragraftaki silahları niye elimize aldık sanıyorsunuz? Aha da edebi eser katliamı öyle yapılmaz, böyle yapılır. Buyurun, bundan gayrı burdan seyredin. O gün Ahman Bey’lerin şatosunda her zamanki ağır havanın yanı sıra, alışılmamış bir tedirginlik de hüküm sürmektedir. Leydi Bitter’le Kont Düldül’ün yedikleri hu...

YEMEKTEYİZ AMA BU BİR YARIŞMA DEĞİL VALLA

Resim
"Uzun kış gecelerinde soba üstü kestane çıtırdatma etkinliği, koca koca çanaklarla mısır pörtletme çılgınlığı özlemimi bastıracak başka bir eğlence var mıdır acep?" diye düşünüyordum ki; Hom Tivi’yi keşfettim. Keşfetmez olaydım sayın okur. Biz saatlerce uğraşıp didinip iki tencere yemeği zor yetiştirirken, bu insanlar yarım saatte yirmi kişilik ziyafet sofrası hazırlıyorlar yahu. Hele Naycella diye bi hatun var, kadın yemek yaparken ve tabii yerken kendinden geçiyor. Mutfağı, alet-edevatı ve en önemlisi bir kileri var ki akıllara zarar. Kutusundan tavuk suyu, kavanozundan közlenmiş biber, hadi içine de konserve bezelye, bitmesine yakın da sal içine pirinci; al sana ana yemek. Poşetlerin içinden ne kadar ot varsa doldur bir çanağa, doğramak yok he, üzerine biraz yağ, biraz limon ve olmazsa olmazımız bijon hardalı; salata da hazır. Tatlı için de evdeki kalmış ekmekleri doğra süte, bas üzerine şekeri. “Hımmm… Bu lezzetlere doyamayacaksınız.” De get len!.. Tadına doyamayacakmışı...

GÖZÜN KÖROLMAYA DÜLDÜL

Resim
Yıllar evvel o ödevi hazırlarken aklıma geldiydi. Vallaha da billaha da düşündüydüm. Bunlar gemi azıya alsalar, işi iyice abartıp seralarda, gemilerde mercimek yemeği pişirseler hemi de fırında, sonunda da beraber kaçıverseler dediydim. İki gözüm önüme aksın ki ilk benim aklıma geldiydi. O zaman ödevimi bu minvalde düzenleyip hocanın önüne atıverseydim ne mi olurdu? Ya “Cins-i sa.pık mıdır nedir? Hiç de öyle görünmüyo yahu! Ne etsek acaba?” diye disiplin kurulunda geleceğim hakkında toplantılar yapılırdı. Ya da arlanmaz, rezil, kepaze öğrenci damgası yiyip eğitim hayatım boyunca bu utançla yaşamak zorunda kalırdım. Bunların bilincinde, çalışkan, dürüst, kendini bilen bir insan evladı olduğumdan; kendi halinde, gayet de namuslu bir dosya yaptım bu romandan ve gönül rahatlığıyla ödevimi teslim ettim. Ama yirmi küsur yıl sonra bir senarist çıktı ve benim o zaman cesaret edemediğim şeyi yapıverdi işte. Ben aldığım “On” ile ve biraz övgüyle sap gibi ortada kalırken, elin adamı milyonları...

ORTAYA BİR SERZENİŞ...

Resim
Ey benim güzel hemcinsim, hatun milletinin insanı! Yaklaş hele yamacıma bir iki diyeceğim var sana. Şu beş taşın yanına, bir de tek taş hediye eden reklamı diyorum... Bildin mi? Merak ediyorum; niye sesin soluğun çıkmıyor? Bekliyorum hala umutla, bir kadın kişisi de çıkıp "uleyn ne diyorsunuz siz be, ben tek taşımı kendim alırım, tek başıma kendim takarım" diye sahne alır diye. Sen ki, şu zavallı 'Taç' reklamları için yeri, göğü inlettin. Sen ki 'ben evimde oturup, havlu katlamam, bornoz koklamam, ruhuma da yer açmam' diye yırtım yırtım yırtındın. Şimdi niye susuyorsun? Niye çıkıp 'bu reklam kaldırılsın, valla tozu dumana katarım' diye bağırmıyorsun? Bu daha mı az incitti kadınlık gururunu? Daha mı az sarstı senin, ayakları üzerinde duran, kariyer sahibi, kimselere muhtaç olmayan, kocasına değil, dünyaya pirim vermeyen güçlü kadın imajını? Fark ne? Neydi 'Taç'ın kadınlarının, o adama dünyayı dar eden, 'bak almazsan kendine ülkelerden ülke b...

SİZE ANA DİYEBİLİR MİYİM...

Resim
Otuz dokuz derece ateşliyken gidip odanda sessiz sedasız uyumak varken, salondaki kanepede zıbarıvermenin yan etkisi nedir biliyor musun sayın okur? Halüsinasyon! Evet, evet, tam da bu işte! Hele acele etme, anlatıcam elbet. Ben gözlerim yarı açık, yarı kapalı, her türlü kötülüğe karşı tam savunmasız, gariban, öksüz, zavallı, hasta halimle, üzerimde battaniye, ter, her bi yanımdan ağır ağır süzülmekteyken, Nurü Yalço, en şehvani bakışlarını kuşanmış, elindeki taylot kadehini uzatıyor bana. “Nal” diyor, “senin için kaynattım, nihohahahaaaa…” Yanıma doğru iyice yaklaşırken, ropdöşambrının cebinden çıkardığı hapı üzerinden dumanlar tüten kadehin içine bırakıveriyor. O anda, “o elindeki zıkkım insanı zaten yarı baygın bir hale getiriyor, daha niye içine ilaç atıyon salak” diye düşünsem de bunu söyleyecek takatim yok. Çaresiz alıp içiyorum. Tam da bu sırada, ne zaman aldığımızı hatırlayamadığım piyanonun başında, koca g.tüne zorla tıkıştırılarak giyildiği belli olan, pilili mini eteğini çek...

KİM KAÇ YETAAALE İSTİYOR

Resim
Buzda kaydırıp kafa göz yardırdılar, şarkılar söyletip düetler yaptırdılar, askerlik adı altında türlü işkenceler yaptılar, hatta hayatında gördüğü en doğa yer Türkbükü olanlarını kuş uçmaz kervan geçmez bir çiftliğe kapatıp inek bile sağdırdılar! Zavallı ünlümsülerimize her b.ktan yüz gram yedirme çabasındaki medya dünyası, bir ara da “it terbiyecisi” olarak çıkardı karşımıza kendilerini. Eski yarışmacıları kırpıp sunucu etmişler, müzmin jüriyi metamorfoza uğratıp yarışmacı yapmışlardı hatırlarsınız. Yalnız hatunun değişimi sadece titrinde değil. Suratı da korku filmi kıvamında, bir çeşit alyen olacak şekilde evrim geçirmiş idi. Botoks sen nelere kadirsin! Üzerlerinde şıkırtılı, ışıltılı kostümleri ile zavallı köpeciklere bir takım hareketler yaptırmak suretiyle performanslarını! sergiledikleri bu yarışmanın ulvi amaçlar güttüğü iddia edildiği için, üzerine fazlaca yorum yapmak istemiyorum. Varsın bir de hayvan bakıcılığını denesinlerdi. Bir o eksik kalmıştı çünkü. Yalnız N.uri Al.ço ...

BU TREN BATIYA GİDER

Resim
Gurur duydum, gurur. Modernliğimizle, batılı duruşumuzla, dünyaya örnek olan televizyon yayıncılığımızla gurur duydum Günlük! Mevzu şudur: İngiltere’de yayınlanan Buzda Dans yarışma programının sunuculuğunu yapan hanım kızımızın göğüs dekoltesi yüzünden kanala şikayet yağmış. O kadar tepki çekmiş ki bu durum, sonunda kızceyiz kapatmak zorunda kalmış çatalı! Yarışmacıların donlarına kadar her bi yerlerini gördükleri bir programda, zavallı sunucu kızın me.melerine kafayı takan İngiliz manyaklarına da ayrıca “bravo” demek lazım ama, konumuz bu değil. Biz yıllardır kendini on beşlik genç kız zanneden –bizimkileri yıllar da eskitemiyor maalesef- son derece şişme dudaklı, son derece sarışın ve son derece dişlek sunucumuzun bütün detaylarını ezberlemişken, ezberleyemediklerimizi de ezberlemek üzereyken, patates kıvamındaki az solistlerimiz teknelerde tangalarla yakalanıp koca gözünü, gözümüze gözümüze sokarken, selülitli bacakları, plastik göğüsleri ve bilumum gereksiz organı görmekten böğk ...

SEN NE ÇOCUUSUN?

Resim
Eveeet Sevgili Günlük! Bir süredir duygusal, hüzünlü, kimi zaman ılıman yazılarla normal bir kadın olma yolunda hızla ilerlediğimi görüp, yaşasınnn benim de kendi halinde, doğru düzgün, öyle “melül kuzu, kim çevirirse çevirsin kazı” bir sahibim oldu diye sevindirik oldun değil mi? Oysa dinginlik ila dingillik arası gidip gelen ruhsal travmalarım var benim. Duygudan duyguya geçişlerim var. Hem bu konuda sürat rekorları kırmışlığım var. Hayatla ilgili kaygılarım, kaçışlarım, ortalığa incik boncuk saçışlarım var. Kimi zaman manyağa bağlamak en güzelidir inan bana. Yoksa insan baş edemeyebilir hayatla. Sen sevindin biliyorum. Ahan da bizimki sakinledi, oturttu o dallardan dallara, oralardan dağlara uçurduğu delişmen ruhunu diye mutlu oldun. Lakin erken sevindin canımın içi. Çok erken… İşte geldim buradayım. Zaten ben normal olmak istesem de bırakmıyorlar a Günlük. Şimdi niye dellendi bu hatun yine durup dururken diye geçiriyorsun içinden değil mi? Sor haydi bana. Haydi sor sor sor… Anacığı...

KAYMACA KAYDIRMACA

Resim
Sevgili Günlük, Nedendir bilmem, asla eski tadı olmasa da Avrupa Buz Pateni Şampiyonası’nın tekrarlarını seyrediyorum bu ara. Çocukluğumun hayal turnuvası, beklenen, özlenen yarışması, eski günlerinden çok uzak gibi geliyor bana. Yıllardır bir efsane isim çıkmadı zira. Avrupa Şampiyonu olanlar bile düşe kalka tamamlıyorlar gösterilerini. Buz daha mı kaygan artık ne! Zaten bir bakıyorsun, yeni yetme tıfıl oğlanlar geçidi. Kızlar fena değil bak. Hepsi birbirinden güzel. Ama, yok kardeşim yok.. o karizma yok. o ışık yok, o pırıltı yok hiçbirinde. Bizim Z.eynep T.okuş’tan hallice işte! Bir de o ilik gibi Uk.rayna’lı sporcu kızların, zamanında aynı kendileri gibi taş olan, lakin şimdilerde sarkmış, buruşmuş ve fena şişmiş bulunan antrenörlerini gördükçe, ulen bu kızlar da mı böyle olacak endişesi taşıyorum! Oysa bir K.aterina hala genç kızlara taş çıkartır. Bir Ceyn Torvıl sülün gibi şimdi bile... Bu, Uk.rayna’lılara has bir özellik midir ki acep? Bu ırkın, gençliklerinde güzel ötesi olup, ...

BENİM SIKINTILARIM SENİNKİLERİ DÖVER

Resim
Selam Günlük, İyi misin.. hoş musun? Beni soracak olursan, iç gelininden hallice işte. Yoğun geçen bir hafta sonundan sonra yeni bir hafta, yeni bir koşturmaca başladı. Hepimize hayırlı ve de uğurlu olsun. Şu anda yemek yemem gerekiyordu. Boş ver be.. rutin Pazartesi rejime başlayıp sonunu getiremeyişlerimizden biri olsun bu gün de. Aslında biliyor musun anacım, kıymetini bil yaşadığın hayatın, derim ben. Ne zor şartlarda yaşayanlar var biliyor musun sen? Kim mi? Kimler yok ki.. ben sana şimdi anlatsam ne şaşırır ne üzülürsün sen de benim gibi. Hele san’atkaarlarımızın durumları içler acısı. Bilemezsin günlükcüğüm. İsim vermeyeyim şimdi. Sonra guugıl kapısından iti kopuğu doluşuyor dükkana. Şu bizim manken eskisi, aağsena kırması, en genç az solistimiz var ya. Yahu hatun g.tüyle adam dövüyor ya dans adı altında. Hani şu magaazin programlarını başımıza musallat eden bir adam var… heh işte.. onun helali, yavuklusu, düzeyli ilişkisi. Adam karısını bile şutladı ya bu hanım kızımız yüzünden...

ON SEKİZ YAŞ ARTI (YANİ 18+)

Resim
Günlükçüm, televizyonla seviyeli, düzeyli ve de saygı çerçevesindedir ilişkilerim. Hem vakitsizlikten, hem de sinirlerimi hırpaladığı için mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyorum kendilerinden. Seyrettiğim bir iki dizi ve gece programları dışında pek görüşmüyoruz malum şahsiyetle. Ki ben küçük bir yavru iken ve de tek kanalımız TRT 1 iken, reklamlarından haber programlarına, sporundan, necefli maşrapasına kadar her detayını seyrederdim. Hatta kapanış törenindeki zavallı askercikleri bile. O kadar da müptelasıydım yani. Magazin programlarını ve bazı dizileri arada, beş on dakika seyrederim. Ama sırf gıcıklık olsun diye. Üzerine yorum yapabilmek için. Benim yavrular da alıştı artık. “Anne bak bunun hakkında çok şey çıkar. Mutlaka seyret.” Demeye başladılar. Benim bunlarla dalga geçmem hoşlarına gidiyor zaar. Film seyrederken, karakterlerden birine ya da senaryodaki bir saçmalığa kafayı takarım. Ne kendim keyifle seyredebilirim ne de benimle birlikte film seyretme gafletine düşmüş olan...

ÇİN İŞİ JAPON İŞİ

Resim
Son gündem konumuzu biliyorsun günlükçüm. Hani Divaaamız şu güççük Armağan’la evlendiydi ya. Sonra o güççümen bebe buna bir darbe vurdu da, yerle bir etti ya. Bir eli yağda bir eli balda, hiçbir derdi tasası olmayan, tuzunda bir gram nem dahi bulunmayan yurdum insanının tek sıkıntısı budur şimdilerde. Şimdi ben bunları İbo Şov’da gördüydüm de, şok olduydum. Yok artık dediydim. Hani önce orada bir düğün yaptılar. Nedimesi de bizim Kadırgalı Seda Apla. Benim bu ülkede İsmail YK’dan bile fazla gıcık olduğum kişiler bir araya toplanmış. Kıllık olsun diye oturdum seyrettim Önce kafam kadar tek taşını gözümüze gözümüze sokaraktan, yaya yayıla şarkılar söyledi Bülent Abla. Sonra bunun yavuklusu da geldi. Sarmaş dolaş danslar edildi. On beşlik kızlar gibi süzüm süzüm süzülündü. Seda Apla, almış yanına eski kırığı Pipisini, car car mahalle sohbeti etmekte. Pipisi gülme efektlerini üstlenmiş. Armağan da yazık kurbanlık koyun figürasyonunda. Hele o pala bıyık İbo’nun halleri neydi öyle. Yahu mill...

ŞİMDİ REKLAMLAR

Resim
Kosla reklamlarında, kıkırdayarak milletin üzerine çay, kahve döken, koca sesli hatuna sinir oluyorum. “Gitti güzelim t-shirt, daha da yeni aldıydım” şeklinde, eblehçe bir tepki veren hanımefendi var ya, ona da sinir oluyorum. Çayı alıp, kafasından aşağıya dokmemesine sinir oluyorum. Bir de o Kosla’cı hatunun pişkin pişkin, “ay verin bana, bak nasıl temizliyorum” şeklindeki söylemine sinir oluyorum. Haydi hepsini geçtim de, sonuçta, “ anaaaa yeni gibi oldu len” diye, hep beraber sevindirik olmalarına sinir oluyorum. Sillit Benk reklamlarına çıkan hatunun, dolabındaki envai çeşit temizlik maddesine karşılık, evini b.k götürüyor olmasına sinir oluyorum. O, caanım ocağın, spatulayla kazınsa çıkmayacak hale gelene kadar silinmemesine sinir oluyorum. Hele o banyodaki bataryaların, Pamukkale’deki travertenlere taş çıkartan görüntüsünün, bu hatunu, reklamın yapılacağı güne kadar hiç rahatsız etmemiş olmasına nasıl sinir oluyorum. Deterjan reklamlarında, full makyaj ve şıkşıkıdım halleriyle te...

BENİM DE DİLEKLERİM VAR

Resim
Malum yaz iyice geldi günlükçüm. Bu magazin aleminin ünlümsüleri, meşhurumsuları, ortalarda arz-ı endam eylemeye başladılar. Ben de kendi çapımda dileklerde bulundum bu yıl için. Ne bileyim. Olur belki. Sen de dua et olur mu.. yoksa halimiz duman. Yeşim Salkım, Hilal Cebeci’ye, kendi elleriyle, en köylü güzeli ödülünü, Hilal de Yeşim’e, en kara dul ödülünü versin ve bunu tedavi oldukları akıl hastanesinde yapsınlar. İsmail YK, artık kaset, şarkı ve klip yapmasın. Almanya’ya kesin dönüş yapsın ve bahçesinde brokoli, avokado falan yetiştirsin. Hüsnü Şenlendirici, kimseyle kırıştırmasın, kırıştıracaksa da yakalanmasın, yakalanırsa da kameralara öyle ebleh ebleh bakmasın. O nadide karısı da bir daha asla televizyona çıkıp çemkirmek zorunda kalmasın. Banu Alkan, artık emekli olsun. . Bir çiftliğe yerleşip, mutlu mesut parmaklarının ucuna basa basa , neremi neremi diyerek şarkılar söyleyerek papatya toplasın. Mümkünse bu çiftlik, çok uzaklarda olsun. Helin Avşar’ın single çıkaracağı haberini...

YARIŞTIRIN ZİLLETİ.. KARIŞTIRIN MİLLETİ

Resim
Sevgili Günlükçüm, Hafta sonu, televizyonumuzda neler var neler yok bi bakayım dedim yine. Nasıl eğitici, öğrendirici, eğlendirici, ne nadide programlar yapmışlar diye bir yokladım kanalları. Bakalım, yarışma programlarına ezelinden takık ve pek seven güzel milletime, neler reva görmüşler. Bu ara ünlümsü kişilikleri toparlayıp yarıştırmak pek moda anlaşıldığı üzre günlükçüm. Yakın geçmişte Afroditimizi bile bi çiftliğe kapatıp, zati yarım olan aklını, tamamen alan, sonra bir şehir ayısıyla aynı eve sokup eziyet ettiren, biz zavallı izlekleri de perperişan eden zihniyet, yeni oluşumlar peşinde. Önce ismi lazım değil bir kanalda, ne ismi ne de cismi lazım değil olan bir yarışma başlamış. Hayırlı olsun. Bağyanlı, erkekli birtakım ünlümsüleri askere almış bu programı yapan aklı evvel arkadaş. Başlarına da böyle, sanırım eskiden iyi işler yapmış, ancak şu anda gerçekten de ünlü olma çabaları için de komikleşen bir asker eskisi. Güya komando eğitimi alıyorlar. Kamuflajları çekip, yaylalar ya...