Kayıtlar

TIPSAL DURUMLAR etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

PİSİKOTERAPİK

Resim
Bir yaz sezonunun da kazasız belasız ve de tatilsiz bir şekilde sonuna geldik sayın okur. Kış kapıya geldi dayandı. Sabahın kör soğuğunda yuvasız it yavrusu gibi titremeler, akşam trafiğinin adım adım ilerlemesinde levye, çekiç kapıp birbirine girmeler, karanlık gökyüzünde güneşe hasret iç çekmeler vaktidir artık. Ben yaz çocuğuyum ya belki ondandır kışa bu olumsuz ve de ılımsız yaklaşımlarım. Ayaklarım üşümeye başladı mıydı ruhum da üşür. Bunalırım, depresirim. Mevsim geçişlerinde zor kadın olur, ortamı fena gererim. Bir de bunun üzerine okul stresini koyun. Koyun yahu çekinmeyin. Çok da normal olmayan birinin tamamen tırlatması için yeterli değil midir? Lakin yine bildiğiniz üzere, her anlamda kendi kendini tedavi edebilen bu mutant bünye, psikolojisini de evelallah kendisi düzeltebilme yeteneğine sahiptir. Bir çeşit kendin pişir, kendin ye; kendin hastalandır, kendin iyileştir durumu yani. Elbette kamuoyu yararına çalışan bir insan evladı olmamdan mütevellit, bu sırlarımı sizinle pa...

SİZE ANA DİYEBİLİR MİYİM...

Resim
Otuz dokuz derece ateşliyken gidip odanda sessiz sedasız uyumak varken, salondaki kanepede zıbarıvermenin yan etkisi nedir biliyor musun sayın okur? Halüsinasyon! Evet, evet, tam da bu işte! Hele acele etme, anlatıcam elbet. Ben gözlerim yarı açık, yarı kapalı, her türlü kötülüğe karşı tam savunmasız, gariban, öksüz, zavallı, hasta halimle, üzerimde battaniye, ter, her bi yanımdan ağır ağır süzülmekteyken, Nurü Yalço, en şehvani bakışlarını kuşanmış, elindeki taylot kadehini uzatıyor bana. “Nal” diyor, “senin için kaynattım, nihohahahaaaa…” Yanıma doğru iyice yaklaşırken, ropdöşambrının cebinden çıkardığı hapı üzerinden dumanlar tüten kadehin içine bırakıveriyor. O anda, “o elindeki zıkkım insanı zaten yarı baygın bir hale getiriyor, daha niye içine ilaç atıyon salak” diye düşünsem de bunu söyleyecek takatim yok. Çaresiz alıp içiyorum. Tam da bu sırada, ne zaman aldığımızı hatırlayamadığım piyanonun başında, koca g.tüne zorla tıkıştırılarak giyildiği belli olan, pilili mini eteğini çek...

SAĞLIK OLSUN

Resim
Eveeet Sevgili Günlük, şimdi sana bir küçük hikaye anlatmak istiyorum. Kahramanları tamamen hayal ürünü yine her zamanki gibi!!! Hastaydı kadın birkaç gündür. Üstelik bu sefer iş ciddi gibiydi. Her ne kadar hastalığı çok da ciddi olmayan bir organında olsa bile… Acı çekmekteydi. Üstelik bir de tehlikeli bir işaret var idi. Üç gün sakladıktan sonra, rahatsızlığını en sıkı dostuna söylemeye karar verdi. O ki, her türlü tıp bilgisine sahip bir şahsiyet idi. Hem dostu, hem gelinciği, hem de bir çeşit ordinaryüs profesör kıvamında, tıp uzmanı tadında bir kişilik idi. En azından ne yapması gerektiği hakkında bir öneri sunabilirdi. Lakin heyhaaat.. Dostlara da güvenilmeyecek miydi artık. Sıkı dost! bütün aileyi ayağa kaldırmış, kadının üzerinde ciddi bir mahalle baskısı oluşturulmasına ön ayak olmuştu. Ailenin her bir bireyi doktora gitmesi konusunda tehdit içerikli, hatta zaman zaman şiddete dayalı bir ikna çabasına girişmişti. Bununla da yetinmeyen sıkı dost! hastaneyi arayıp randevuyu bile...

FITIK GİTTİ KAVGA BİTTİ

Sevgili arkadaşım Perilim ve canım kızlarım, tatlı karaböcüklerim Zeynep ile İpek, size güzel jestiniz için, desteğiniz ve varlığınız için, çok çok teşekkür ederim. Sevgiyle öpüyorum canlarım. Kuğucum, Aslıcım, Civcivcim, Figencim, Ösnurcum, Andycim, Koyubeyazcım, Ferhancım, Gamzelicim, Yağmurumcum, Renklercim, Lolalolacım, Denizanasıcım, Hacercim, Nenonicim, Baldan Tatlıcım, Elçincim, Oceancım, Kumraladacım, Limoncum, Nescim, Sanemcim, Mücevher kutucum, Gülercim, Elifcim.. hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dualarınızla iyi dileklerinizle bana ve Mini’ye verdiğiniz destek, inanın o kadar işe yaradı ki. Sizi seviyorum. İyi ki varsınız arkadaşlarım. Ameliyat olacağını duyalı beri, pek bir nazlı olmuştu bizimki. Canı bir şey mi istedi ki? Şeklinde gelen soruyu, maalesef duyduğundan, canı olur olmaz her şeyi istedi bu süreçte. Özellikle yasak olanları. Anne canım çok cips çekti. Biliyorum zararlı ama, yemezsem fıtığım şişer sonra. Anne bu akşam yemek yemiycem. Canım hamur çekti. Ondan ...

KANIMI GERİ VER FITIĞIMI AL!

Resim
Günlükçüm naber.. iyisindir inşallah. Ben pek iyi sayılmam. Niyekine diyorsun yani… Miniciğimde fıtık çıktı. Ameliyat olması kuvvetle muhtemel. Miniciğim nasıl ameliyat olacak bilemiyorum. Korkuyor çok. Doğal olarak tabii. Ama, onun korkusu daha çok iğneden, ondan da çok kan vermekten. Adamın kan vermeye karşı alerjisi var. Doktorun masasıyla, kapı arası otuz bilemedin kırk saniye. Yavru bu mesafede, yirmiiki defa, kan vermem gerekecek mi diye sordu. Son kan verme vukuatımız da çok eğlenceliydi. Hastane ayağa kalktı. Başımıza belki on tane hemşire toplandı. Doktor gelip, teskin etmek zorunda kaldı bizimkini. Şimdi bu kan verme sırasında, Mini kişisinin döktüğü incilerden bir demet. Ben hasta diil miyim? Kan vericeenize, bi de kan mı alıcaksınız ya? (Aslında düşünürsen, mantıklı bir yorum.) O koca iğneyi bana saplayabileceğinizi sanıyosanız, çok yanılıyosunuz. (Koca iğne dediği de bildiğimiz şırınga.) Neden kanımı alıyosunuz. Ben sizin kanınızı alsam hoşunuza gider mi? (Niyeti bozdu vel...

BİR PAZAR GÜNÜYDÜ HATIRLAR MISIN....

Resim
Pazar günü anneler günüydü günlük. Güzel, güneşli, pırıl pırıl, keyifli bir gündü. Sabah erkenden kalktım. Çocukların başına gittim. Mini yavrusun ateşi yüksekti biraz.. ama ben çok güldüm. Çocuğu ateşli olup ta gülen anneye ne denir.. gaddar, hain, acımasız, kötü kalpli, cadı anne mi? Yavru ateşlenince gülünmez… ılık bir duş aldırılır. Ben de öyle yapacaktım zaten. Soydum bunu. Zaten güldüğüm nokta burası idi.. bir de baktım, bizim Mini çiçek açmış. Göbüşünün altı, üstü.. sırtı, yüzü çiçek çiçek olmuş. Sonunda o çok istediği suçiçeğine yakalandı. Haydi gözü aydın olsun. İlahi çocuk. İki tane çok güzel toka almış bana. Sabırsız yavrum Cumartesi gününden vermişti elime. Öptü bi de kocaman ve ıslak. İşin garibi, bu çılgın yavru, saçlarımla oynamayı pek sevdiğinden, asla toka bırakmaz kafamda. Maxi horul horul uyumakta. Akşam, babasıyla birlikte.. son Avrupa çıkarmamızı seyretmişler. Ben öyle onların odasında yerde uyuyakalmışım. Sallamışız şekerim.. ama, yıkamamışız. Kim bilir saat kaçta...

DOKTOR CİVANIM

Resim
Doktor ve hastane fobimden bahsetmiş miydim sana günlük. Aslında fobi demeyelim de.. ne diyelim? Neyse ne işte... Doktora gitmek benim için işkence gibi bir şey. Diyelim ki gittim bir şekilde. Bu seferde ilaç kullanamadığım için, boşuna gitmiş oluyorum. Niye ilaç kullanamıyorum. Çünkü sevmiyorum. Başka hiçbir nedeni yok. Çok mu problemliyim diyorsun. Öyleyim galiba. Şu öksürük yaklaşık bir aydır geçmek bilmedi. Sanırım yorgunlukla alakalı olarak biraz da artış gösterdi birkaç gündür. Geceleri de uyku uyutmuyor meret. Başta annem olmak üzere, yakın çevremin yoğun ısrarları üzerine.. güzellik yarışmasına katılmış, ağlak genç kız söylemi oldu ama idare ediver.. doktora gitmeye karar vermek üzereyim. Bak, henüz karar vermiş değilim. Ona göre. Normal muayeneye gitmem de öyle kolay kolay.. acil servise yolum düştüğünde.. ki bu da, ya sakarlığımdan mütevellit düştüğüm için, ya da artık dayanamayacak raddeye gelip acillik olduğum içindir.. içime daral basar. Az hastaysam bile, çok hasta olur, ...

GÜNDÜZÜM SENİNLE GECEM SENİNLE

Resim
Selam Günlüküm canım, Dün gece bi rüya gördüm. Gündüz niyetine.. hayırlar ossun inşallah… Yok rüyamı anlatmıycam. Çok korkunçtu çünkü. Tam korku filmi kıvamında. Hatırlamak bile istemiyorum. İstemiyorum da… şimdi ben böyle rüyaları görünce uyanıveririm. Maalesef dün gece de öyle oldu. Benim gözler lönk diye pörtledi. Hayır sanki saatlerdir uyumuşum da uykumu almışım sabah olmuş.. böyle de dinç bi vaziyetteyim. Saat daha 03.00. Daha sabaha çok zaman var. Bu kadar tırsmasam kalkıp televizyonu açıcam, belgesel filan bulunuyo bu saatte genelde. Kalkamıyorum ki.. çakıldım. Bi kötü huyum da böyle zamanlarda geri uyumamın bayağı bir zaman almasıdır. Gözlerimi kapattım sıkı sıkı.. uyumaya çalışıyorum. Bi yandan da üçbuçuk atıyorum. Sokuldum iyicene kocaya. Birden saçlarımın arasında bi şeyin dolaştığını hissettim. Allahım.. buz gibi ter boşanıyo sırtımdan. Gözlerimi daha da sıkı kapatıyorum..ama hala dolaşıyo işte bariz bi şekilde. Hayır uyumuyorum.. rüya değil. Hayal hiç değil.. Bir cesaret a...

TAVUK SUYUNA ÇORBA

Resim
Sevgili Günlük..... Şu bloglararası hastalık salgınından ben de nasibimi aldım sonunda. Herhalde bloglara gir çık mikrop kaptım. Hehehe Keyifsizdim iki gündür. Akşam dedim hele kendime şifa olsun bi güzel çorba kaynatayım da içeyim sıcak sıcak. Tarifini de veriyom. Yemek blogu muyum neyim? Kocaman yüreğim kadar kocaman bi tencereyi benim gibi harlı yanan ocağın üzerine oturttum. Örselenmiş benliğim için, didik didik ettiğim tavuğu içine koydum. Yarılanmış ömrüm için bolca su ekledim. Yaşamadan yaşadığım yılların hatırına bi kaç havuç atıverdim içine. Gülmeden attığım kahkahalar adına çokça patates ilave ettim. İçime akıttığım gözyaşları için bir soğan yeter miydi bilmem ama çorbaya yetti. Karşılık beklemeden verdiğim sevgilere eş gelmez ama diyerek bi sürü pirinç tanesi saldım suya. Hayatla kavgalarım için bolca karabiber ve kazandığım bütün kalpler için bolca tuz serptim. Yeşeren umutlarım gibi yemyeşil maydanozları hiç kıymadan kocaman kocaman seriverdim üstüne. Koydum koca bir kase ...