Kayıtlar

İNCEGÜL TATİLDE PART TUUU'YA BUYURUN

Resim
Nerde kalmıştık efenim. Heh işte biz yukarıya çıkıp yerleşmeye çalışırken bebeler durur mu? Durmaaaz!.. Bavulları orta yere bıraktıktan hemen sonra kendi odalarını terk edip kapımızı yumruklamak suretiyle, kibarca bizi dışarıya davet ettiler. Oysa ben, o odaya kendimi kapatıp kuşlarla muhabbet edecek, börtü-böcükle haşır neşir olacak, balkondaki yeşillikleri koruyup kollayacaktım. Üstelik koca kişisini de bunun bir tür meditasyon olduğuna, tatilimizi burada, bu odada hücre hapsi şeklinde geçirirsek, şehrimize döndüğümüzde dingin, huzurlu, arınmış ve nirvanalara ulaşmış bir ruh haliyle yaşamaya devam edeceğimize ikna edecektim. Heyhat sıpalarım bundan bihaber, dünyevi zevklerin peşine düşmüşler, “hadi anne yaaaa… havuza inelim artııkkk!” şeklinde çemkirmekte ve otel ahalisini ayağa kaldırmaktaydılar. Neyse ki havuz başındaki şezlongların çoğu boş idi. En güzel konuşlanmışlarından birine kendimi besili bir camış zerafetiyle bırakıp, koca kişisine de hemen dibime çömmesi talimatını verdi...

YENİ SEZON PART BİİİRRR....

Resim
Gönül ister ki; yıl boyu, gün dağların ardına çekilene kadar kızgın kumlardan serin sulara atlansın, öğünlerle ilgili sıkıntı “bugün ne pişirsem” değil; “yemeğe giderken ne giyeyim” olsun, bütün gün yiyip içip malak gibi yayılınsın, gak deyince havyar, guk deyince şuşi servisi gümüş tepside gelsin. Ama, heyhat, siz de bilirsiniz ki hayat böyle bir yer değil sayın okuyan. Yaz bitti, tatil bitti, benim kabusum kış; sizin kabusunuz ince kişisi geri döndü. Vatana millete hayırlı olsun. Bu yıl tatil organizasyonunu koca kişisi sponsorluğunda, zeka küpü, ortam insanı, organizasyon komitelerinin bir numaralı elebaşısı olan bendeniz gerçekleştirdim efendim. Dağların eteğinde, denizin kıyısında, doğa harikası, sevimli mi sevimli, sakin mi sakin bir tatil beldesinde kafa dinleyecek, şehrimin yapış kokuş nemine, tiksinç sıcağına inat, püfür püfür orman havasında serinleyecek, buz gibi sularda, bir göl kuğusu edasında çimecektim. Bir sevinç, bir coşku, bir neşe, hatta pür neşe hazırlıklar yaptım....

BU DA SEZON BAŞLANGICI

Resim
Günün birinde “Bitti canım. Hadi düş bakalım önüme, gidiyoruz. Senin ömür buraya kadarmış yavrum.” dediklerinde; “Yahu dursaydın bi! İşti, evdi, çocuklardı, oydu, buydu derken, hayatı ıskalamışım ben. Dur da baştan alalım be hacı! Daha yapılacak çok iş, yaşanacak çok şey var. Bi daha başlayalım. Yeniden yaşayalım. He, olma mı?” deme şansın olmayacak ey okuyan. Geçmiş ola!.. Gerçekleşememiş, küçük hayaller sandığının dibinde küflenmeye bırakılmış bir iki eşsiz, el işlemesi parçayı çıkarmak için emekliliği bekliyordum. Şunun şurasında iki bin on altı yılına ne kalmıştı ki? Her şeyi boş vermiş, kendimi kurmalı, oyuncak bir robot gibi olayların gidişine bırakmıştım bir süredir. Tek farkım sağa sola çarpmama ayarımın bozuk olmasıydı. Çamaşır asarken p.pomu pencere köşesine, duştan çıkarken dizimi küvet kenarına, koltuktan kalkarken ayağımı sehpa kıyısına vurup morartmak benim en büyük tutkularımdandı. Mutfak tezgahından düşüp düşüp çanak çömleği sakatlamamdan ise hiç bahsetmiyorum dikkat ...

BAŞLIKSIZ...

Resim
Dün Biz evlat olmanın tadını çıkarırken, Birileri ana kucağı yerine, uğruna şehit düştüğü toprağın koynunda uyuyordu. Dün Biz ana olmanın keyfini yaşarken, Birileri evladının gül kokulu saçları yerine, uğruna şehit düşülen toprağın bağrını okşuyordu. Ve dün Biz uyurken, Birileri beş dakikalık apışarası iktidarı uğruna, inandığımız bütün değerlerin içine tükürürken, o birilerinin yardakçısı birileri onuncu yıl marşı eşliğinde kaldırdığı kadehlerden "inadına rezillik" yudumlarken, Uğruna şehit düşülen kutsal toprağın koynundaki fidanların, O toprak uğruna şehit düşmeye hazır fidanların, Ve o fidanların analarının Ruhlarını, yüreklerini sızlatıyordu. Anneler günümüz kutlu olsun mu? Tüh olsun, vah olsun, yazıklar olsun mu?

VERMEYE NİHALE CİHANDA BİR NEFES BİTTER GİBİ

Resim
Nerde kalmıştık sayın okur? “Veren Memnu Alanın Ağzı Bir Karış” dizisinin yeni bölümünün yayını başlamak üzere. Haydi çayını, kahvesini, soğuk drinkini almak isteyene son çağrııı… Hadi kız Hatçe, sallanma, Mualla az kıpırdan güzelim, kaldıramadın k.çını, Ayşeee, hasta olacan yavrum, o kadar buz atılır mı meyve suyuna. Hadi hadi yerleşin artık. Başlıyooor. Yeni bölüme geçmeden evvel, yayından uzun özet vermek müessesemizin hiç adeti değildir sayın seyirci. O nedenle, bir önceki bölümü seyretmek için aha burayı tıklıyorsunuz. Hellim’in yaptığı, Fırıldak cadısının el attığı iksirin etkisi azalmaya başlamış, Ahman Bey uyanma, silkinme, kendine gelme belirtileri göstermeye başlamıştır. Bu nedenle Bitter’i şatodan kovmuş, Düldül’e de ülkenin uzak nahiyelerinden birinde vergi toplama görevi vererek çevresinden uzaklaştırmıştır. Lakin Prenses Nihale o düşüşten sonra bir türlü otsal hayattan çıkamamaktadır. Şatonun baş büyücüsünün teşhisi Prenses’in yüz yıl kadar uyuyacağı yönündedir. İşte bu n...

BİR KOKONCANIN HAZİN ÖYKÜSÜ

Resim
N.Sultan'ı hepiniz tanıyorsunuz dostlar. Benim dünya güzeli anam olur kendileri. Mecazen söylemiyorum bunu. Elbette herkesin anası kendine güzel de bu hatun harbi afrodittir. Sapsarı saçları, boncuk mavi gözleri, boyu posuyla Em.el Saaayın'ın bizimköy şubesidir. "E o zaman nasıl oluyor da senin gibi, kara-kuru, yerden bitme, hilkat garibesi bir çocuğu oluyor; he söyle bakalım, nasıl oluyor da oluyor?" hönkürüşlerinizi duyar gibiyim sayın okur. O da Allaan işidir, karışmayalım. Çok ayıp, dalga geçmeyin, daş olursunuz daşşşş... Hem önemli olan ruh güzelliğidir. Değil midir? Reca ederim kapatalım bu bahsi kuuzum. Çok kırıcı oluyorsunuz. Ne diyorduk efenim. İşte bu güzeller güzeli hatun, yakınlarda olacak bir düğün etkinliği hasebiyle, çok hoş bir kumaş almış ve entari tiktirmeye karar vermiş. Kendisi güzel olduğu kadar zevkli bir hatundur ammaaa, burada koskoca bir moda kokoncanı, sitil gurusu, giyim kuşam uzmanı, şaane bir insan dururkene; modele karar verme işi ona mı ...

DERDİM BAŞKA

Resim
Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten Güneşle gelecek ölümden? Ben ki her nisan bir yaş daha genç, Her bahar biraz daha âşığım; Korkar mıyım? Ah, dostum, derdim başka... Orhan VELİ Annemin başarısızlıkla sonuçlanan "tarafıma ümitsizce şaka yapma" girişiminden başka bir etkinlik yok bugün. Ben ki; konuyla ilgili yaratıcılıkta, şakacılıkta ve dahi insanlara spazm, kriz, beyin kanaması, depresyon, mutasyon geçirtmekte sınır tanımam. Hiç içimden gelmiyor bu yıl yahu. Galiba bekleyesim var benim. Bu sefer de durayım, bana gelsin diyesim var. Şöyle sıkı bir şakaya uğrayıp silkelenesim, kendime gelesim var. Ne bileyim işte... Üstat gibi benim de DERDİM BAŞKA...