NAZLA BENİ AZICIK

Hiç nazlı bir hatun olamadım ben.
Oysa anneciğimin biricik kızı, kara kuzusu, kimselere yakıştıramadığı nadide çiçeğiydim.
İt gibi koşturup yorulsam da yorgunum diye ayağıma kadar hizmet beklemedim. Üst raflara yetişemiyorum diye uzun boylu erkek vatandaş aramadım. Zira bu minik halimle mutfak tezgahının üzerine bir şempanze misali tırmanıp sonra oradan düşüp çanağı çömleği kırdığımda, belimden aşağısı mosmor aylarca gezdiğimde bile şikayet etmedim.
Hastayken de kendi işimi kendim gördüm, kimseden yatağıma kahvaltı beklemedim. Azıcık burnu aksa yatak döşek yatan narin hatunlar gibi, kocayı maymun etmedim etrafımda.
İki çocuk doğurdum, hamile kaprisi yapmadım. Son günüme kadar evimin işini kendim yaptım. Karnım burnumun dibinde cam silerken, pencere ile burnum arasına sıkışan bebemin tekmeleri ve o sırada bana gelmekte olan arkadaşımın beni o halde görüp aşağıdan doğru “manyak karııı, allaaan geri zekalısııı, madem cam silinecekti, niye alo demiyon da tırmanıyon oralaraaa? Düş, geber. Sana acırsam namerdim. O yavrucağa üzülürüm” şeklindeki dostça ve nazik yaklaşımlarıyla kendime gelip bir daha çıkmayacağıma yemin ettirilmek suretiyle bundan vazgeçtim.
Aş erme neymiş, insanın canı gece bir şey ister de milleti sokaklara döker miymiş bilmedim.
Bir kış günü, rüyamda çilek gördüğümü anneme söyleme gafletinde bulunduğum ilk hamileliğimde, babacığım gidip bulmuş, bembeyaz çilekleri getirip bana vermişti. Sabahın kör saati işe gitmeden aç karnına hepsini lüpletince yollara pempe pempe kusturuvermiştim. Bir onu bilirim.
Bir de yine o dönemlerde, annemlerde yemekteyken, şöyle serin serin bir karpuz olaydı ne güzel giderdi demiştim de yine babacığım kabak bir karpuz bulup buluşturmuştu. O buz gibi kış günü serin karpuzu ne edecektim? Neden böyle bir şey söylemiştim? Ve bundan on altı yıl evvel, insanlar kış günü yaz meyvelerini nereden bulacaklardı bunları bilemiyordum. Sadece o an öyle ağzımdan çıkıvermişti.
Sonrasında hep dikkat ettim ki canım bişey çekmesin. Çekse de ağzımdan kaçmasın. Aş erdiğimi zannedip benim için bulmaya çalışmasınlar. Zira insanın canının bir şey çekmesi için illa da hamile olmasına gerek yoktur.
Kapris yapmayı hiç bilemedim. Mağazada, kuaförde, orda burda kendileri yerde, burunları gökte olan insanlara da anlam veremedim. Manasız geldiler bana. Onlar gibi manasız olmak istemedim.
Hep nazladım karşımdakini, asla nazlatmadım, pohpohlatmadım benliğimi. Oysa ben annemin vadideki zambağı, siyah lalesi, erişilmez kardeleniydim..
Poşetimi, çantamı tek başıma taşıdım hep. Ellerim acıdı, omzum çöktü kimi zaman, yine de yükümü kimseye yükletmedim. Kendim, kendime bile ağır gelirken bazen, kimseyi yüksündürmek istemedim.
Yapmayacaklarından değil, kıyamadığımdan. Karşımdakine değil kendime kıymak daha kolaydı çünkü. Ben bana küsüp, darılmazdım. Ben beni anlardım. Ben beni, onları sevdiğim kadar sevememiştim çünkü.
Oysa ben annemin nazlı ceylanı, koklamaya kıyamadığı gül goncasıydım. Ona sorsan ben tahtımda oturup, başımdaki tacı düşürmeden taşımaktan başka hiçbir şey yapmadan yaşamalı, sarayımdaki hizmetkarlara emirler yağdırmalıydım. Çünkü ben annemin güzel gözlü, minik prensesiydim.
Oysa rollerimizi annemiz değil, hayat belirliyordu.
Sitemim, serzenişim yok kimselere. Şikayet de değil. Belki bir iç döküş. Bu gün nedense içim darlandı biraz. Yorulduğumu hissettim sanki. Yüküm sanki biraz daha ağır geldi bugün. Sanki omuzlarımda dünyanın tasası, hayat çok üzerime geldi bu gün.
Bu gün nedense nazlanmak istedim biraz. Biraz pohpohlanmak, biraz kapris yapmak. Onu yemem, bundan pişir demek istedim. Çocuk muzurluğuyla şakalar yapmak, sonra kahkahalarla ağlamak istedim. Biraz da şımartılmak.
Yargılamadan, yorumlamadan en önemlisi yanlış anlamadan dinlemesini istedim birilerinin beni. Yaslanacak bir omuz, saçlarımı okşayacak bir el istedim. Bu gün hiç hesapsız, çıkarsız, olduğum gibi, sonsuz ve sonsuz ve sonsuz ve sonsuz sevilmek istedim.
Anneee, babaaaa dönün artık yaa...
Oysa anneciğimin biricik kızı, kara kuzusu, kimselere yakıştıramadığı nadide çiçeğiydim.
İt gibi koşturup yorulsam da yorgunum diye ayağıma kadar hizmet beklemedim. Üst raflara yetişemiyorum diye uzun boylu erkek vatandaş aramadım. Zira bu minik halimle mutfak tezgahının üzerine bir şempanze misali tırmanıp sonra oradan düşüp çanağı çömleği kırdığımda, belimden aşağısı mosmor aylarca gezdiğimde bile şikayet etmedim.
Hastayken de kendi işimi kendim gördüm, kimseden yatağıma kahvaltı beklemedim. Azıcık burnu aksa yatak döşek yatan narin hatunlar gibi, kocayı maymun etmedim etrafımda.
İki çocuk doğurdum, hamile kaprisi yapmadım. Son günüme kadar evimin işini kendim yaptım. Karnım burnumun dibinde cam silerken, pencere ile burnum arasına sıkışan bebemin tekmeleri ve o sırada bana gelmekte olan arkadaşımın beni o halde görüp aşağıdan doğru “manyak karııı, allaaan geri zekalısııı, madem cam silinecekti, niye alo demiyon da tırmanıyon oralaraaa? Düş, geber. Sana acırsam namerdim. O yavrucağa üzülürüm” şeklindeki dostça ve nazik yaklaşımlarıyla kendime gelip bir daha çıkmayacağıma yemin ettirilmek suretiyle bundan vazgeçtim.
Aş erme neymiş, insanın canı gece bir şey ister de milleti sokaklara döker miymiş bilmedim.
Bir kış günü, rüyamda çilek gördüğümü anneme söyleme gafletinde bulunduğum ilk hamileliğimde, babacığım gidip bulmuş, bembeyaz çilekleri getirip bana vermişti. Sabahın kör saati işe gitmeden aç karnına hepsini lüpletince yollara pempe pempe kusturuvermiştim. Bir onu bilirim.
Bir de yine o dönemlerde, annemlerde yemekteyken, şöyle serin serin bir karpuz olaydı ne güzel giderdi demiştim de yine babacığım kabak bir karpuz bulup buluşturmuştu. O buz gibi kış günü serin karpuzu ne edecektim? Neden böyle bir şey söylemiştim? Ve bundan on altı yıl evvel, insanlar kış günü yaz meyvelerini nereden bulacaklardı bunları bilemiyordum. Sadece o an öyle ağzımdan çıkıvermişti.
Sonrasında hep dikkat ettim ki canım bişey çekmesin. Çekse de ağzımdan kaçmasın. Aş erdiğimi zannedip benim için bulmaya çalışmasınlar. Zira insanın canının bir şey çekmesi için illa da hamile olmasına gerek yoktur.
Kapris yapmayı hiç bilemedim. Mağazada, kuaförde, orda burda kendileri yerde, burunları gökte olan insanlara da anlam veremedim. Manasız geldiler bana. Onlar gibi manasız olmak istemedim.
Hep nazladım karşımdakini, asla nazlatmadım, pohpohlatmadım benliğimi. Oysa ben annemin vadideki zambağı, siyah lalesi, erişilmez kardeleniydim..
Poşetimi, çantamı tek başıma taşıdım hep. Ellerim acıdı, omzum çöktü kimi zaman, yine de yükümü kimseye yükletmedim. Kendim, kendime bile ağır gelirken bazen, kimseyi yüksündürmek istemedim.
Yapmayacaklarından değil, kıyamadığımdan. Karşımdakine değil kendime kıymak daha kolaydı çünkü. Ben bana küsüp, darılmazdım. Ben beni anlardım. Ben beni, onları sevdiğim kadar sevememiştim çünkü.
Oysa ben annemin nazlı ceylanı, koklamaya kıyamadığı gül goncasıydım. Ona sorsan ben tahtımda oturup, başımdaki tacı düşürmeden taşımaktan başka hiçbir şey yapmadan yaşamalı, sarayımdaki hizmetkarlara emirler yağdırmalıydım. Çünkü ben annemin güzel gözlü, minik prensesiydim.
Oysa rollerimizi annemiz değil, hayat belirliyordu.
Sitemim, serzenişim yok kimselere. Şikayet de değil. Belki bir iç döküş. Bu gün nedense içim darlandı biraz. Yorulduğumu hissettim sanki. Yüküm sanki biraz daha ağır geldi bugün. Sanki omuzlarımda dünyanın tasası, hayat çok üzerime geldi bu gün.
Bu gün nedense nazlanmak istedim biraz. Biraz pohpohlanmak, biraz kapris yapmak. Onu yemem, bundan pişir demek istedim. Çocuk muzurluğuyla şakalar yapmak, sonra kahkahalarla ağlamak istedim. Biraz da şımartılmak.
Yargılamadan, yorumlamadan en önemlisi yanlış anlamadan dinlemesini istedim birilerinin beni. Yaslanacak bir omuz, saçlarımı okşayacak bir el istedim. Bu gün hiç hesapsız, çıkarsız, olduğum gibi, sonsuz ve sonsuz ve sonsuz ve sonsuz sevilmek istedim.
Anneee, babaaaa dönün artık yaa...
Yorumlar
bugün bende aynen yazdığın gibi nazlanmak istedim..daha doğrusu nazlanmak bile değil, dertleşecek içtenlikle, paylaşacak , konuşacak bir dost yürek aradım..Ben hamileliğini altı ay ailesinden saklayan çevresinden saklayan, son ana kadar sesini çıkarmayıp herkesi şaşırtan insanlarda tanıdım..Ama onların bile desteğe ihtiyacı var.İnsan çünkü..
Birde doğru anlaşılmak..
Selamlar..
onlar neler hayal eder bizler için ve bizler neler yaşarız burnumuzun doğrusuna gidip..
Tek tesellimiz ise bugün bile hep nazlı çiçek muamesi göremk ondan..
Not: Baba karpuz ile çilek ararken Brad armut toplamaya mı gitmişti :(
oysa o kadar alıştırdın ki sen pophpohlayıp nazlamaya ,senin de ihtiyacın olacağını düşünmediler bile değil mi?
çook tanıdık bu hisler..canımsın..
Benim de son zamanlarda isyanlarda olduğum sonra da dönüp bakıp kendime "sağlığın yerinde ya, elin ayağın tutuyor ya,koca yağ tenekesini kaldırabiliyorsun, gücün kuvvetin var , ya kolların romatizma falan feşmekandan kalkmıyor olsaydı!"diyen - benim içimdeki ben- isyan bataklığından çekip çıkarıyor hep beni.Ay yorulmasınlar,ay üzülmesinler ve hatta onlar masraf etmesin yazık gibi klişeleşmiş senaryolarıma her an yenilerini de eklemeye devam ediyorum.Olsun be bacım, iki çocuğu kocam askerdeyken doğurdum büyüttüm hazır bez falan,bulaşık, çamaşır makinaları yokken hiç şikayet etmedim.Bazen ben salak mıydım diye düşündüğüm bile oluyordu doğrusu.Ama inan ki bu yaşımda hastalıklar benden korkuyor galiba yanaşamıyorlar maaşallah. Sana da maaşallah canımmm gül yüzlümmm, güzel sözlüm,, meleğimmm nazsız çiçeğim ,kardelenimmm ...yeter mi canım.Nasıl naz yapılır kursları açılsa da gitsek di mi?Sevgilerimle Dilek.
bir de anne baba gibisi var mı dünyada be incegül?
yaklaşık 20 gündür kapasitesi yeni arttırılmış moderen robotlar gibi hissederken kendimi , 50 dikişle vücudunu kıpırdatamazken annem yine de saçımı okşadı ya ;daha bi anladım kıymetini.ben mi anneme baktım o mu bana baktı bilinmez ama bende gittim hemen 6 aylık kızımın saçını okşadım.
Ancak ben hepsinden bir parça yapmaya gayret gösteriyorum.
Çünkü tecübeli neneler cefa cefa getirir, koca dediğin yatak dostu dedikçe amaaan deyip boşveriyorum.
Ama hayat arkadaşım, yavrum, kuzum, annem dedikçe de fazla uzatamıyorum, gene saçımı süpürge etmeye devam diyorum.
Bakalım hayırlısı hayat yolunun sonunda yaptıklarımdan/yapmadıklarımdan/yapamadıklarımdan pişman olmamak en büyük gayretim.
Kıymet bilenlerin olsun inşallah hayatını adadıkların.
Ve en kısa zamanda has sevginin sahibi ana- babana kavuşasın inşallah.
Oysa sen annene babana seslenebiliyorsun, ben 30 yıldır bundan da yoksunum.
Yazdıklarının aynısını yaşıyorum ve daha da yaşayacağım sanırım.
Duam kimseden bir bardak su istemedim ve istemek zorunda kalmadan gitmektir.
çok zaman bende yaslanacak bir omuz, saçlarımı okşayacak bir el aradım ama bulamadım.
Kendi kendime ve etrafımdakilere hep yetişmeye çalıştım.
Sitemim hep kendi kendime olmuştur.
Kendimden başka herkezi sevdim, yani bu yazdıklarının aynısıyım.
Yazına ağladım, sana mı kendime mi bilmeden.
Sevgilerimle tekrar geçmiş olsun...
Ne desek değişmezsin zaten bu saatten sonra ama bunları yapabilmiş olmanın verdiği o hissettiğin içindeki duygu bence yeter sana..Senin aslında kimseye ihtiyacın yok.Bunu da herkes biliyor,gerisini boşver.Allahta kimseye mecbur etmesin bak böylesi daha iyi. Değil mi..?
Senki her zaman yüzümü güldürensin ama bu sefer can evimden vurdun beni:( Bende nazlanmayan,
nazlanamayanlardanım...
Belki de annemden sonra etrafımda artık nazlanacak kimseyi bulamayışımdan,belki de zayıf ve güçsüz görünmekten korktuğumdan...Birtek eşim var nazımı çekmeye hazır...Ama onada ben kıyamıyorum:)Vs vs.vs....
Öff uzattım yine mevzuuyu...Bugün idare et beni...Sevgiler...
Ekmek bulamassan pasta ye demiş büyüklerimiz.Darlanamadım bari güldüreyim.
Çanak,çömleğe takıldı aklım sağlam dimi :)) Hala mosmor değildir umarım :)
Sevgilerinizi yüreğimin ta ortasında hissediyorum ve yüreğimin ta ortasından sevgilerimi gönderiyorum şimdilik...
canım yaa yazın çok güzel olmuş. sanki ben oldukça benzer tarflara.
fizk tedavi gördüm geçen ay dizlerimden doktor arkadaşım bana dedki "kendin bu kadar eskitmeyi nasıl başardın" evet kendimiz eskitiyoruz ..tatile giderken bile bagaj yeşlertirme bana ait oluyor niye canı tezlikten ön saflarda yer almayı sevmeketen dur bakalım ne oluyor dimi yok en önde olucaz:))
doğumlar ayrı macera adamların askerlik kadınların doğum denir.
ben ilk doğumumda dr koca olduğu için aman bağıram çok ayıp olur tembihini almıştım bile..
aşer gibi bır durum yaşamadım daha ne olsun.
yaa bizler çöpsüz üzüm ..hasta olunca yat kalk, sürün yinede çorba olsun yap koca kişisi gelincede kapıyı aç olucağı bu kim inanır dimi ama..
bir dokun bin ah işit derler ya bu o olsa gerek çok öptüm canım..
herşeyin kıtmetini biliriz de, kendi kıymetimizi bilmeyiz..biraz durup nefes almak istediğimizde ise herkes panik olur..alışık değillerdir..hatta buna hakkın olmadıgını bile içten içe düşünen bebeler and koca kişileri olabilir..içgüdüsel olarak farkında olmadan böyle düşünürler..cünkü siz okadar kaptırmışsınızdır ki kendinizi,artık siz siz değilsinizdir..züper Zeynasınızdır..ve Züper Zeynalar naz yapmaz :))))
mucuk arkadaşların en düşüncelisi..:)
6 aylık kalmışım kimsesiz öksüz..yaşam boyu hep tek başıma kalktım bütün anlattığın bu yüklerin altından aynen kimse kırılmasın incinmesin aman üzülmesinler her işe ben yetişeyim kırılan dökülen ben olayım diye.bakıyorumki bazen incegülüm keşke diyorum hep nazlanan olsaymışım be keşke bukadar incefikirli olmasaymışım keşke bukadar iyi olsaymışım ...azcık bencil olsaymışım eminim bugünkü kadar yorgun olmayacaktım şu koskaca hayatta...
ne güzelki çağırdığında kucak acan bir annen baban var bunun kıymetini bil cnm...
hep nazlanman dileğiyle tatlım hep annenin taçsız kralicesi olman dileğiyle.varsın bir taraflar yorsun inan onların varlığı herşeye bedel...
haytaım boyunca naz nedir bilmedim ben,hamilelliklerimde bile nazlanamadım eşime,ikinci hamileleğimde doğumdan bir gün önce perde takarken sırt üstü yere çakıldım da yinede naz nedir bilmedim,elinden bişey gelmeyenleri nazlanırken görünce dellensemde bişey farketmiyor bazen diyorum artık ağır yüklerin altında kalmak istemiyorum desemde olmuyor işte el mahkum alıştırmışım bikere...
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar diye boşuna dememiş atalarımız...
Rabbim onların yoklukları ile imtihan eylemsin bizleri...
seni çok seviyorumm incegülümmmm hemde çokkkkkkkk
inşallah annene ve babana çabuk kavuşmanı diliyorum.
biraz güldüm..
biraz üzüldüm.
biraz keyiflendim...
birazda ağladım yazınıza...
o kadar beni/sizi/onları anlatmışsınız ki...
sevgiyle kalınız.
suzem
hep diyorum ya seninle ayniyiz diye, huy-ruhdasim benim:))
ps: annecgine-babacigina hayrlisiyla kavus insallah
bu sefer 1 dk lık iş
Eylemimiz,eski ayakkabıların elçilk
binasına fırlatılmasıdır !
ZAMAN DAYANIŞMA ZAMANI
HEP BİRLİKTE
İŞGALCİLERE EN BÜYÜK YANITI
VERMEK İÇİN
YA İSTİKLAL
YA ÖLÜM
DİYENLERİ
SELAMLAMAK İÇİN
T G B
adına Ayşegül Yazıcı
www.tgb.org.tr
fazla nazlandın arkadaşım..Fazla naz ne yapar bilirsin..Yeni yazı lütfen..
Bekliyoruz..
Selamlar..
hayat yav incegülüm yap anana babana yaptığının 10da birini kocana gör gününü demişti birileri bir zamanlar doğrudur.
tez zamanda kavuşun öpüşün koklaşın inşallah:)
öptüm seni sevgilerimle.
beni okudum
sanki
yazlınız değiliz
çoğuz
demek ki
aslında çok hüzünlü bır günün ardından salya sümük okumam gerekıyodu aslında ama yazınız ters teptı sanırım yalnız olmadığımı bılmek ruhumu okşadı rahatlattı sankı:)
sevgıyle ve huzurla kalın..._Fıruze_