Kayıtlar

BAŞLIKSIZ...

Resim
Dün Biz evlat olmanın tadını çıkarırken, Birileri ana kucağı yerine, uğruna şehit düştüğü toprağın koynunda uyuyordu. Dün Biz ana olmanın keyfini yaşarken, Birileri evladının gül kokulu saçları yerine, uğruna şehit düşülen toprağın bağrını okşuyordu. Ve dün Biz uyurken, Birileri beş dakikalık apışarası iktidarı uğruna, inandığımız bütün değerlerin içine tükürürken, o birilerinin yardakçısı birileri onuncu yıl marşı eşliğinde kaldırdığı kadehlerden "inadına rezillik" yudumlarken, Uğruna şehit düşülen kutsal toprağın koynundaki fidanların, O toprak uğruna şehit düşmeye hazır fidanların, Ve o fidanların analarının Ruhlarını, yüreklerini sızlatıyordu. Anneler günümüz kutlu olsun mu? Tüh olsun, vah olsun, yazıklar olsun mu?

VERMEYE NİHALE CİHANDA BİR NEFES BİTTER GİBİ

Resim
Nerde kalmıştık sayın okur? “Veren Memnu Alanın Ağzı Bir Karış” dizisinin yeni bölümünün yayını başlamak üzere. Haydi çayını, kahvesini, soğuk drinkini almak isteyene son çağrııı… Hadi kız Hatçe, sallanma, Mualla az kıpırdan güzelim, kaldıramadın k.çını, Ayşeee, hasta olacan yavrum, o kadar buz atılır mı meyve suyuna. Hadi hadi yerleşin artık. Başlıyooor. Yeni bölüme geçmeden evvel, yayından uzun özet vermek müessesemizin hiç adeti değildir sayın seyirci. O nedenle, bir önceki bölümü seyretmek için aha burayı tıklıyorsunuz. Hellim’in yaptığı, Fırıldak cadısının el attığı iksirin etkisi azalmaya başlamış, Ahman Bey uyanma, silkinme, kendine gelme belirtileri göstermeye başlamıştır. Bu nedenle Bitter’i şatodan kovmuş, Düldül’e de ülkenin uzak nahiyelerinden birinde vergi toplama görevi vererek çevresinden uzaklaştırmıştır. Lakin Prenses Nihale o düşüşten sonra bir türlü otsal hayattan çıkamamaktadır. Şatonun baş büyücüsünün teşhisi Prenses’in yüz yıl kadar uyuyacağı yönündedir. İşte bu n...

BİR KOKONCANIN HAZİN ÖYKÜSÜ

Resim
N.Sultan'ı hepiniz tanıyorsunuz dostlar. Benim dünya güzeli anam olur kendileri. Mecazen söylemiyorum bunu. Elbette herkesin anası kendine güzel de bu hatun harbi afrodittir. Sapsarı saçları, boncuk mavi gözleri, boyu posuyla Em.el Saaayın'ın bizimköy şubesidir. "E o zaman nasıl oluyor da senin gibi, kara-kuru, yerden bitme, hilkat garibesi bir çocuğu oluyor; he söyle bakalım, nasıl oluyor da oluyor?" hönkürüşlerinizi duyar gibiyim sayın okur. O da Allaan işidir, karışmayalım. Çok ayıp, dalga geçmeyin, daş olursunuz daşşşş... Hem önemli olan ruh güzelliğidir. Değil midir? Reca ederim kapatalım bu bahsi kuuzum. Çok kırıcı oluyorsunuz. Ne diyorduk efenim. İşte bu güzeller güzeli hatun, yakınlarda olacak bir düğün etkinliği hasebiyle, çok hoş bir kumaş almış ve entari tiktirmeye karar vermiş. Kendisi güzel olduğu kadar zevkli bir hatundur ammaaa, burada koskoca bir moda kokoncanı, sitil gurusu, giyim kuşam uzmanı, şaane bir insan dururkene; modele karar verme işi ona mı ...

DERDİM BAŞKA

Resim
Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten Güneşle gelecek ölümden? Ben ki her nisan bir yaş daha genç, Her bahar biraz daha âşığım; Korkar mıyım? Ah, dostum, derdim başka... Orhan VELİ Annemin başarısızlıkla sonuçlanan "tarafıma ümitsizce şaka yapma" girişiminden başka bir etkinlik yok bugün. Ben ki; konuyla ilgili yaratıcılıkta, şakacılıkta ve dahi insanlara spazm, kriz, beyin kanaması, depresyon, mutasyon geçirtmekte sınır tanımam. Hiç içimden gelmiyor bu yıl yahu. Galiba bekleyesim var benim. Bu sefer de durayım, bana gelsin diyesim var. Şöyle sıkı bir şakaya uğrayıp silkelenesim, kendime gelesim var. Ne bileyim işte... Üstat gibi benim de DERDİM BAŞKA...

DÖNÜŞ

Resim
Ben seni bir deniz kıyısı sevdim Kanamalı midye kesiğiydi gülüşün Yaşamla kavgalı sevmeler sunuyordu döke saça Ve kayaya sevdasını anlatırken dalgalar saçlarında Yosunlar dolandı yarama Yükseldikçe devrildi kumdan kalelerim Gittikçe küçüldük ben ve yorgun ellerim Öylesine bilmeden Sana geldim Ben seni bir martı türküsü sevdim Sancılı kanat darbesiydi gülüşün Bahar kokulu yağmurlar yağdırıyordu içimdeki sılaya Ve uzaklar ağlarken deniz karası bakışlarında Bir bebek eli sarıldı parmağıma Tahribi yüksek fırtınaydı senden gidişlerim Tutsaklığımda örselendi asi esişlerim Her seferimde yeniden Sana geldim Ben seni bir ömür bitişi sevdim Acılı ney sesiydi gülüşün İsli nameler bırakıyordu yangın artığı duvarlarıma Ve kör bir karanlığa bilenirken umutlar avuçlarında Uğursuz kuşlar kondu dalıma Uzun yol karamsarlığı taşıyordu dönüşlerim Bir çift buz mavisinde söndü ateşlerim Son defa ölmeden Sana geldim

CESUR YÜREK HAİN ZOMBİYE KARŞI

Resim
“Yaşayan Ölülerin Dirilişi” adlı kıytırık bir zombi filminin, tesadüfen, on dakikalık bölümünü seyretme gafletinde bulunduktan sonra, sahnelerin birinde siyah poşet gördüğü için iki yıl boyunca siyah poşet olan hiçbir odaya yalnız başına girememiş bir insan evladının, korku filmi seyretmeye karar vermesi neyin göstergesidir, sorarım size!.. Durun hele sayın okur, siz yorulmayın, ben söyleyeyim. Salaklığın daniskasıdır, zeka geriliğinin halk arasındaki adıdır, içsel şapşallığın dışavurumsal yansıldamasıdır, af buyurun b.ku kepçesiyle yemektir. Bu tespitleri yapmak kolay oldu sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. İniniz efenim aşağıdaki paragraflara. İniniz, ininiz, lütfen çekinmeyiniz. O gün de, yorucu bir haftanın ardından gelen her hafta sonu olduğu gibi güzel bir gündü. Güneş, bir önceki gün parlatılmış camlardan içeriye tatlı tatlı gülücükler atıyor, baharın gelişini muştuluyordu. Mutlu yuvamızda kuşlar gibi cıvıldaşılan bir Pazar sabahı daha böylece başlamış, sonrasında kahvaltı faslıyl...

HELLİMDEN DOST ESKİ KAŞARDAN TOST OLMAZ

Resim
“Alan Memnu, Veren Daha da Memnu” adlı nadide dizimizin pek muhterem izleyicileri. Müessesemiz yine hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış, türlü tehlikeler atlatarak Kanal P stüdyolarına dalmış, ucu sivriltilmiş kurşun kalem, çeşitli çaplarda parça tesirli kalemtraş, silgi ve mürekkep bombalarıyla görevlileri etkisiz hale getirmiş ve sizler için dizinin yayın haklarını ele geçirmiş bulunmaktadır. Neden şaşırıyorsunuz anlamadım. Siz müessesemizi hiç mi tanımadınız? Aşkolsunuz. Öncelikle yayınlanmış bölümlerin üzerinden şöyle bir geçelim, onları gönlümüzün istediği gibi değiştirelim değil mi? Finali de ona göre şekillendirir, sonra da serinin diğer filmleri için kolları sıvarız. E ilk paragraftaki silahları niye elimize aldık sanıyorsunuz? Aha da edebi eser katliamı öyle yapılmaz, böyle yapılır. Buyurun, bundan gayrı burdan seyredin. O gün Ahman Bey’lerin şatosunda her zamanki ağır havanın yanı sıra, alışılmamış bir tedirginlik de hüküm sürmektedir. Leydi Bitter’le Kont Düldül’ün yedikleri hu...