İNSAN SARRAFIYIM BEN...

Bir bakışta insanları şıp diye anlayıveren şahsiyetlere hayranımdır. Örneğin annem… Şöyle bir dudağını büküp, yan bakışını atar ve analizi tamamlayıverir on saniye içinde. “Yaramaz kızım bu kişi” ya da “ hıh işte bu iyi bir yavrudur” şeklinde yorumunu da yapıp imzayı koyar.
İşin ilginci, hiç şaşmaz. Milim sapmaz. Yahu bi insan evladı, bir anne kişisi hiç mi yanılmaz? Bazen bu hatunun, beynine çipler yerleştirilmiş, “haydi tifidus 37, seni insan ırkını incelemek için dünyaya gönderiyoruz biiip… adın da bundan kelli N.Sultan olsun biiip” şeklinde aramıza sokulmuş, uzaylı bir casus olduğundan şüphelenmiyor da değilim.
Böyle şahıslara, eğer uzaylı falan değillerse, halk arasında biz ‘insan sarrafı’ diyoruz. Hani altının kıymetini sarraftan başkası anlamaz ya. Çamurun içinde bile olsa anlar sarraf, bilir. Bilir ki o değerinden bir şey kaybetmemiştir. Eğilir, alır oradan. Biz hijyenik sebeplerden dokunmayız bile. Keza, bi b.ka yaramaz madeni de şıp diye, bir göz darbesiyle çözüverir sarraf.
Benim insanları tanıma ve kişilik analizi konusundaki başarısızlığım ise, tamamen salaklık abidesi, aşk böcüğü, sevgi kelebeği kişiliğimden kaynaklanıyor diye düşünülse de sevgili anneciğim o değerli genlerinden bir lokma tattırmış olsa, yaşadığım hayal kırıklıklarının da, kalp kırıklıklarının da çoğunu yaşamamış olurdum kanımca. Haydi maviş gözlerini vermedin ses etmedik. Bari bu konuda azıcık sürülseydim sana.
Daha net anlamanızı sağlamak babında bir örnekle açıklayayım efenim:
Bir gün canım yurdumun doğu illerinden birinde, bir arkadaş ziyaretindeyiz. Nisan ayı olmasına rağmen bazı yerlerde hala karlar erimemiş ve alabildiğine soğuk. Biz İstanbul bebeleri de kısa kollularla, buza kesmiş içimizi ısıtmak niyetiyle bir yerde oturmuş çay içiyoruz.
Masamıza, arkadaşımızın tanıdığı olduğunu tahmin ettiğimiz, gençten, efendiden, boynu sağa doğru bükülmüş bir canım yurdum insanı geldi. “Abi nassınız, yenge selamün aleyküm” diye geldi oturdu. İki sohbet ettik. Adamın gözleri yerden kalkmıyor. Bir kibar, bir saygılı. Yarım saatten fazla masamızda kaldı, sonra kalkıp gitti. Ardından bizim arkadaşla aramızda şu sarsıcı diyalog geçti:
Saf İncegül: Ay aman ya, ne kadar da mazlum bi’ adam. Çok üzülüyorum ben böyle insanlara.
Uyanık işletmeci arkadaş: Hııı dimi İncegül? Sen şimdi bi’ de yazıııık çekersin tam olur.
Saf İncegül: He yaaa… Yazııık. Ya nasıl da boynu eğikti öyle. Tıpkı Mahsum Morgül…
Uyanık ve de gıcık arkadaş: Yaaaa… ben de çok üzülüyorum bu çocuğa! Gerçekten Mahsum gibidir. Hepimiiiiz kardeşiiiiiz…
Saf İncegül: (Azıcık uyanmış mıdır nedir) Ya niye sesinde müstehzi bir ton, yüzünde iğrenç bir gülümseme seziyorum? Nesi var adamın? Gayet efendi, saygılı, mazlum, kendi halinde bir genç işte. Biraz zeka eksikliği olduğunun farkındayız herhalde biz de. O kadar da saf değiliz heralde… Hallaaa hallaaaaa…
Uyanık ve de son darbeyi indirici arkadaş: Kızım ne mahsunu, ne mazlumu? Bu dallamanın dört tane leşi var. Bir çırpıda hepsini katletmiş manyak. Ne olduysa artık, çıkardılar bunu sonra. Herif kafadandır diye ses de çıkaramıyoruz. He deyip geçiyoruz işte.
Salaklar kraliçesi İncegül: Höööööö? Zannımca ben onun içindeki iyi yönü gördüm bi kere. Kim bilir ne olmuştur da olmuştur işte. (Kurtarıcam ya karizmayı) Ben herifin içindeki çocuğu şettirdim taam mı? Sen ne diyon beeee”
Buna benzemez ne yanılsamalarım olmuştur insan ırkıyla ilgili. Yine de ilk etapta ‘iyi’ diye bakmak, böyle inanmak işime geliyor sanırım. İnsanlardan umudu kesmemek için böyle yapmaya devam etmeli miyim, yoksa artık gerçekleri kabul mü etmeliyim, bundan da çok emin değilim.
Şimdi durduk yere niye yazdın bunları mı dediniz? Vardır elbet bir sebebiiiii….
Haydin selametle…
İşin ilginci, hiç şaşmaz. Milim sapmaz. Yahu bi insan evladı, bir anne kişisi hiç mi yanılmaz? Bazen bu hatunun, beynine çipler yerleştirilmiş, “haydi tifidus 37, seni insan ırkını incelemek için dünyaya gönderiyoruz biiip… adın da bundan kelli N.Sultan olsun biiip” şeklinde aramıza sokulmuş, uzaylı bir casus olduğundan şüphelenmiyor da değilim.
Böyle şahıslara, eğer uzaylı falan değillerse, halk arasında biz ‘insan sarrafı’ diyoruz. Hani altının kıymetini sarraftan başkası anlamaz ya. Çamurun içinde bile olsa anlar sarraf, bilir. Bilir ki o değerinden bir şey kaybetmemiştir. Eğilir, alır oradan. Biz hijyenik sebeplerden dokunmayız bile. Keza, bi b.ka yaramaz madeni de şıp diye, bir göz darbesiyle çözüverir sarraf.
Benim insanları tanıma ve kişilik analizi konusundaki başarısızlığım ise, tamamen salaklık abidesi, aşk böcüğü, sevgi kelebeği kişiliğimden kaynaklanıyor diye düşünülse de sevgili anneciğim o değerli genlerinden bir lokma tattırmış olsa, yaşadığım hayal kırıklıklarının da, kalp kırıklıklarının da çoğunu yaşamamış olurdum kanımca. Haydi maviş gözlerini vermedin ses etmedik. Bari bu konuda azıcık sürülseydim sana.
Daha net anlamanızı sağlamak babında bir örnekle açıklayayım efenim:
Bir gün canım yurdumun doğu illerinden birinde, bir arkadaş ziyaretindeyiz. Nisan ayı olmasına rağmen bazı yerlerde hala karlar erimemiş ve alabildiğine soğuk. Biz İstanbul bebeleri de kısa kollularla, buza kesmiş içimizi ısıtmak niyetiyle bir yerde oturmuş çay içiyoruz.
Masamıza, arkadaşımızın tanıdığı olduğunu tahmin ettiğimiz, gençten, efendiden, boynu sağa doğru bükülmüş bir canım yurdum insanı geldi. “Abi nassınız, yenge selamün aleyküm” diye geldi oturdu. İki sohbet ettik. Adamın gözleri yerden kalkmıyor. Bir kibar, bir saygılı. Yarım saatten fazla masamızda kaldı, sonra kalkıp gitti. Ardından bizim arkadaşla aramızda şu sarsıcı diyalog geçti:
Saf İncegül: Ay aman ya, ne kadar da mazlum bi’ adam. Çok üzülüyorum ben böyle insanlara.
Uyanık işletmeci arkadaş: Hııı dimi İncegül? Sen şimdi bi’ de yazıııık çekersin tam olur.
Saf İncegül: He yaaa… Yazııık. Ya nasıl da boynu eğikti öyle. Tıpkı Mahsum Morgül…
Uyanık ve de gıcık arkadaş: Yaaaa… ben de çok üzülüyorum bu çocuğa! Gerçekten Mahsum gibidir. Hepimiiiiz kardeşiiiiiz…
Saf İncegül: (Azıcık uyanmış mıdır nedir) Ya niye sesinde müstehzi bir ton, yüzünde iğrenç bir gülümseme seziyorum? Nesi var adamın? Gayet efendi, saygılı, mazlum, kendi halinde bir genç işte. Biraz zeka eksikliği olduğunun farkındayız herhalde biz de. O kadar da saf değiliz heralde… Hallaaa hallaaaaa…
Uyanık ve de son darbeyi indirici arkadaş: Kızım ne mahsunu, ne mazlumu? Bu dallamanın dört tane leşi var. Bir çırpıda hepsini katletmiş manyak. Ne olduysa artık, çıkardılar bunu sonra. Herif kafadandır diye ses de çıkaramıyoruz. He deyip geçiyoruz işte.
Salaklar kraliçesi İncegül: Höööööö? Zannımca ben onun içindeki iyi yönü gördüm bi kere. Kim bilir ne olmuştur da olmuştur işte. (Kurtarıcam ya karizmayı) Ben herifin içindeki çocuğu şettirdim taam mı? Sen ne diyon beeee”
Buna benzemez ne yanılsamalarım olmuştur insan ırkıyla ilgili. Yine de ilk etapta ‘iyi’ diye bakmak, böyle inanmak işime geliyor sanırım. İnsanlardan umudu kesmemek için böyle yapmaya devam etmeli miyim, yoksa artık gerçekleri kabul mü etmeliyim, bundan da çok emin değilim.
Şimdi durduk yere niye yazdın bunları mı dediniz? Vardır elbet bir sebebiiiii….
Haydin selametle…
Yorumlar
Ben de kararsızım.
Ama her zaman iyi düşünerek yaklaşıyorum, sonuçta da hep kazık yiyen ben oluyorum:(
Bu kadarmı fazladır kalbi kırılıp,yanılıp,sonunda kendi saflığına sövüp sayanlar?
(bakınız: Banu kişisi:)
Yalnız değilsin İncegülüm,benide al kulübe:))Ama yinede,tüm kötü dönüşlerine rağmen,doğuştan gelen bu iyiniyetimiz ve safiyetimiz de bir meziyettir diyorum ben...Sonradan kazanılmıyor,sahtesi de acayip belli oluyor dimi ama:)))
Kazık yiye yiye tecrübe edinmekte bir maharettir di mi?
Arkadaşlarım en başlarda yok ya olur mu öyle şey iyi biri bence derlerdi benim gözümün tutmadıgı herhangi biri için, sonra foyası ortaya çıkınca hemen beni ararlardı :)
Artık onlar için önem teşkil eden kişileri ilk benimle tanıştırıyorlar.
Sadece arkadaşlarım değil insan sarrafı oldugunu düşünen aile bireylerim bile bazen yanılabiliyor benim hissiyatlarım onun tecrübelerinden daha fazla sanırım :)
insan kazık yiyerek öğreniyor hayatı..Ayrıca haksızlık etme hiç bir konuda kendine..Kara göz bütün gözler içinde bence en anlamlı, en gizemli bakanı..Annene benzemişsindir sende eminim ama biraz daha büyümen gerek belkide..
Yüreğine sağlık arkadaşım..
Su gibi olsun günün ve ömrün..
maalesef artık günden güne kötüye gidiyor herşey,kimseye güven kalmadı,maalesef
ben bu konuda bir post yazssam iyi olacak :)
bazen böyle yanılıyoruz.
dünkü yaşadığım ufak bi gerilimi yazayım...
benim amcamın gelini bizden cep telefonu almıştı.service yolladık kendi hatasından dolayı ücret çıktı..serviste telefon fazla kalınca hadi dükkanda kullandığımı vereyimde işi olsun dedim.birazda sinir tip aslında.dün akşam geldi yapılmasın istemiyorum dedi bu zamana kadar durdu kaybolur oralarda :))) ne kadar cahil ne kadar bencillik bu insanlarda yahu istemezsen isteme sanki benim zıçımda:) ona verdiğim telefonuda kendisine tel alana kadar kullanıcakmış bakar mısın şimdi bu lafa en yakının bile seni kullanıyorsa başka ne diyeyim yani....
ben bırıne 10 puan verıp baslarım ılıskıye aslında olması gereken notr baslamak artılar veya eksılerle aradakı sevıyeyı ayarlamak ama benım gıbı 10 puanı kafan verınce cok hayal kırıklıgına ugruyorsunuz
Geçen bizimde işyerine tecavüzden yatıp çıkmış biri geldi, efendi biri gibi duruyordu. O gittikten sonra söylediler, şok oldum ve de korktum.
Ne yazık ki bende aynı zihniyeti taşımaktayım.
İyi yönden almakla başlarım düşüncelerimi, daha insanlardan umut kesmemek için. Olmuyor yine de darbe yemeden olmuyor işte.
Bu konuda da eşim bir numaradır, ilk görüşte hemen verir notunu. İnanmak istemem, binbir türlü bahane sıralarım ama sonuç! o kazanır.
Hangisi iyi bilmiyorum.
Sevgilerle...
yeni yazın yok diye bir daha yazıyorum mecburen..İnsan sarrafı olmak kolay mı?..İnsan bu kadar karmaşıkken..ok önemsemiyorum da kendi adıma..Aslında toptan uzak durmak en iyisi belkide, o da olmuyor işte..
Selamlar...
sevgiler...
geçiyordum uğradım..İnsan sarrafı değilim belki ama, senin altın kalbini biliyorum ben de..
Birde şarkın.Onu dinlemeyi çok seviyorum..
Sevgiler..
Gerçekten sevgilerimle...
Siteyi görünce hemen yazmak istedim..içeriği bu kadar dolu olan ve içten bir blog çok fazla yok..gerçekten elinize sağlık...tüm dostlarıma tavsiye edeceğim..ben de iş dışında faydalı siteler yapmaya çalışıyorum bazıları şöyle;
http://www.dogumsancisi.com
http://www.gozdamlasi.com
http://www.gripilaci.com
görüşlerinizi beklerim...
sevgiler
güler
herkesi karşımda sevgi pıtırcıkı gibi görüyorum...
sonuçta üzülen,sarsılan ben oluyorum...
asıl "yazııııkkk" size ve bana gelsin...
sevgiler.
suzem