HİSLİYİM ELLEŞMEYİN

Sevgili günlük,
Sevdiklerimizle daha ne kadar birlikte olabiliriz acaba? Ne kadar vaktimiz kalmıştır geriye? Hepimizi o kaçınılmaz son beklemekte. Elimizde olanın kıymetini, onu kaybetmeden evvel anlayabilecek miyiz?
Gözünün önünde yaşanan hayatlar, bir bir bitmekte. Hep seninle olacak sandıkların bir bir yitip gitmekte.
Yaş otuz beş. Heyhat ancak uyanmakta İncegül kişisi. Her gün ne kadar değerli, hatta her an ne kadar… sevdiklerin servetin senin.
Eniştem gitti, daha bir ay olmadı.. evvelki akşam da yıllardır komşuluk ettiğimiz.. selamlaşıp, sohbet ettiğimiz komşu amcamız kalp krizi geçirdi ve göçtü o da..
Canım dayımı, çakır gözlümü kaybettik yakın zamanda. Dayıcım, yaşlanmayacak mısın sen hiç derdim.. yaşlanmadı. Gencecikti, aslan gibiydi. Göğsüne kütük mü ne düşmüş.. hastaneye götürdük.. önemli bir şey değildi.. biz iyileşip çıkar diye beklerken, alakasız bir şekilde kanser olduğunu öğrendik.. Gitti… hem de birkaç ay sonra..
Cemba kişisinin babası bizim çok ama çok sevdiğimiz büyük patronumuz idi. Biz onu bir bayram günü kaybettik. Geçen yıldı. Hiçbir şeyi yoktu. Sapasağlamdı. Ağrı kesici bile içmezdi. Bir gün grip oldu. Zorla hastaneye götürdüler. O illet hastalığa yakalanmıştı. Bir ay içinde göçtü gitti.
Cemba, askerdeydi. Cenazeye çağırabildik onu ancak. Ne zordu onun için. Canım kardeşim. Söylediği bir söz o kadar etkiledi ki beni. Ah.. dedi. Yanarım, 28 yaşındayım, bir kez bile babacığım deyip boynuna sarılamadım bu güne kadar.
İşte benim beynimde de şimşekler o an çaktı. Ya bir gün, biz de böyle söylemek zorunda kalırsak.
Geleneklerimiz gereği, babalarımızla mesafelidir ilişkilerimiz çoğunlukla. Bizim ailede de bu böyledir. Anneye yılışılır. Kucağına oturulur. Mıncıklanır, gıdıklanır. Ama baba, ağırdır. Otoritedir.
Gerçi her daim babamla rahat iletişim kurduk biz ama, sevgimizi de öyle çok fazla gösteremedik birbirimize. Bu anlayış her ne kadar yeni çağla birlikte değişse de eminim bir çoğumuz için bu böyle.
Dedim ya İncegül kişisi otuzbeşinden sonra uyandı bazı şeylere. Zamanın değerini, belki de azaldıkça kavradı.
Artık babama daha fazla sarılıp, öpüyorum. Eşime, çocuklara sevgisini daha fazla göstermesi için baskı yapıyorum.
Çocuklarımı, mümkün olduğunca şımartıyorum. Şımartmak derken, yanlış anlaşılmasın. Birlikte oyunlar oynamak, şakalaşmak, boğuşmaktan bahsediyorum.
Annemin kucağına yatıp saçlarımı okşatıyorum.
Kardeşlerimle bir araya gelip, geçmişten ve gelecekten konuşmak, gülüp eğlenmek için fırsatlar yaratıyorum. O koca kazıkları öpüp kokluyorum.
Sevdiğim insanları, mümkün olduğunca çok görmek, onlarla çok vakit geçirmek istiyorum.
Bir gün bunları çok özleyebilirim, ya da onlar beni çok özleyebilir. Ama vakit varken, geç kalmadan, yapılması gereken neyse onu yapmaya çalışıyorum.. Kendime anı biriktiriyorum ya da arkamdan kalanlara anı hediye ediyorum. Bunlar hep gülümsenerek hatırlansın istiyorum.
Ömrümün kalanını, kimseyi kırmadan ve kimseye kırılmadan yaşamak istiyorum.
Her gün, son günümüz olabilir kim bilir. Geriye bıraktığımız bir demet sevgi ve güzel anılar olsun istiyorum.
Çok şey mi istiyorum günlük?
Hayat dediğin, bir kelebeğin kanadına damlayan çiğ tanesinin ve de sevgi pıtırcıklarının, kuş kanadına konup, uzak diyarlara uçmasıyla oluşan, sepelemelerinin, gül kokularının, burnumuza kadar ulaşan yansımaları mı olmalıdır acaba diye düşünmeden edemiyor ve son paragrafa kadar sürdürdüğüm ciddiyetimi ahanda böyle bozuyorum.
Eee günlükçüm ben de böyleyim napiyim. Ben hayatı olduğu gibi kabul ettim, o da beni etsin öyle değil mi?
Hadi sarılıyorum, öpüyorum, gıdı gıdı sana günlüküm.
Sevdiklerimizle daha ne kadar birlikte olabiliriz acaba? Ne kadar vaktimiz kalmıştır geriye? Hepimizi o kaçınılmaz son beklemekte. Elimizde olanın kıymetini, onu kaybetmeden evvel anlayabilecek miyiz?
Gözünün önünde yaşanan hayatlar, bir bir bitmekte. Hep seninle olacak sandıkların bir bir yitip gitmekte.
Yaş otuz beş. Heyhat ancak uyanmakta İncegül kişisi. Her gün ne kadar değerli, hatta her an ne kadar… sevdiklerin servetin senin.
Eniştem gitti, daha bir ay olmadı.. evvelki akşam da yıllardır komşuluk ettiğimiz.. selamlaşıp, sohbet ettiğimiz komşu amcamız kalp krizi geçirdi ve göçtü o da..
Canım dayımı, çakır gözlümü kaybettik yakın zamanda. Dayıcım, yaşlanmayacak mısın sen hiç derdim.. yaşlanmadı. Gencecikti, aslan gibiydi. Göğsüne kütük mü ne düşmüş.. hastaneye götürdük.. önemli bir şey değildi.. biz iyileşip çıkar diye beklerken, alakasız bir şekilde kanser olduğunu öğrendik.. Gitti… hem de birkaç ay sonra..
Cemba kişisinin babası bizim çok ama çok sevdiğimiz büyük patronumuz idi. Biz onu bir bayram günü kaybettik. Geçen yıldı. Hiçbir şeyi yoktu. Sapasağlamdı. Ağrı kesici bile içmezdi. Bir gün grip oldu. Zorla hastaneye götürdüler. O illet hastalığa yakalanmıştı. Bir ay içinde göçtü gitti.
Cemba, askerdeydi. Cenazeye çağırabildik onu ancak. Ne zordu onun için. Canım kardeşim. Söylediği bir söz o kadar etkiledi ki beni. Ah.. dedi. Yanarım, 28 yaşındayım, bir kez bile babacığım deyip boynuna sarılamadım bu güne kadar.
İşte benim beynimde de şimşekler o an çaktı. Ya bir gün, biz de böyle söylemek zorunda kalırsak.
Geleneklerimiz gereği, babalarımızla mesafelidir ilişkilerimiz çoğunlukla. Bizim ailede de bu böyledir. Anneye yılışılır. Kucağına oturulur. Mıncıklanır, gıdıklanır. Ama baba, ağırdır. Otoritedir.
Gerçi her daim babamla rahat iletişim kurduk biz ama, sevgimizi de öyle çok fazla gösteremedik birbirimize. Bu anlayış her ne kadar yeni çağla birlikte değişse de eminim bir çoğumuz için bu böyle.
Dedim ya İncegül kişisi otuzbeşinden sonra uyandı bazı şeylere. Zamanın değerini, belki de azaldıkça kavradı.
Artık babama daha fazla sarılıp, öpüyorum. Eşime, çocuklara sevgisini daha fazla göstermesi için baskı yapıyorum.
Çocuklarımı, mümkün olduğunca şımartıyorum. Şımartmak derken, yanlış anlaşılmasın. Birlikte oyunlar oynamak, şakalaşmak, boğuşmaktan bahsediyorum.
Annemin kucağına yatıp saçlarımı okşatıyorum.
Kardeşlerimle bir araya gelip, geçmişten ve gelecekten konuşmak, gülüp eğlenmek için fırsatlar yaratıyorum. O koca kazıkları öpüp kokluyorum.
Sevdiğim insanları, mümkün olduğunca çok görmek, onlarla çok vakit geçirmek istiyorum.
Bir gün bunları çok özleyebilirim, ya da onlar beni çok özleyebilir. Ama vakit varken, geç kalmadan, yapılması gereken neyse onu yapmaya çalışıyorum.. Kendime anı biriktiriyorum ya da arkamdan kalanlara anı hediye ediyorum. Bunlar hep gülümsenerek hatırlansın istiyorum.
Ömrümün kalanını, kimseyi kırmadan ve kimseye kırılmadan yaşamak istiyorum.
Her gün, son günümüz olabilir kim bilir. Geriye bıraktığımız bir demet sevgi ve güzel anılar olsun istiyorum.
Çok şey mi istiyorum günlük?
Hayat dediğin, bir kelebeğin kanadına damlayan çiğ tanesinin ve de sevgi pıtırcıklarının, kuş kanadına konup, uzak diyarlara uçmasıyla oluşan, sepelemelerinin, gül kokularının, burnumuza kadar ulaşan yansımaları mı olmalıdır acaba diye düşünmeden edemiyor ve son paragrafa kadar sürdürdüğüm ciddiyetimi ahanda böyle bozuyorum.
Eee günlükçüm ben de böyleyim napiyim. Ben hayatı olduğu gibi kabul ettim, o da beni etsin öyle değil mi?
Hadi sarılıyorum, öpüyorum, gıdı gıdı sana günlüküm.
Yorumlar
ölenlerinize allah rahmet eylesin kalanlarınıza da sağlıklı uzun ömür versin canım.
Başkasını gammazlamak çocukların doğasında var galiba. Benim büyük de kardeşini öne atıp duruyor bazen. 20 aylık çocuktan ne umuyorsa artık :)
gurbette olunca söylediklerini senede bir iki yapıyoruz biz maalesef...
yaşam çok büyük bir hediye paketi ,keşke içindekileri iyi kullanabilsek....
aslinda kimseyi suclamiyorum bazen düsünüyorumda aslinda yazsam hayatimi bitirsem su acilarimi
yazik be bacim kimseyi üzmeyim ben yazmayim en iyisi
hayat işte..bazen böyle derinlemesine düşününce tiyatroda oynuyormuşuz gibime geliyor :)perde kapanınca olay bitiyor..neyse sonra her an kaybetme korkusu ile yaşıyorsun..yine sonra :) buda geciyor..hiç ölmeyecekmiş gibi ama heran ölebilirmişiz gibi yaşamayı ögreniyorsun..
ama birşey diyeyimmi bunu ne kadar ögrensende yinede bir keşkeee buluyorsun...Allah ölenlere rahmet eylesin..hayırlı ölümler nasip etsin..kimselere muhtaç bırakmasın süründürmesin..böyle geldik böyle ölelim inşallah..
dediğin gibi, her ayrılışımızda ben de, bir daha görüşebilecek miyiz diye düşünüp, kahroluyorum.. geçen zamanın malesef telafisi yok..:( Amin bütün dualarına, Rabbim sana ve sevdiklerine de uzun sağlıklı bir ömür versin arkadaşım.:)
sanemim, keşke, hiç keşke demeden bir ömür geçirebilsek.. ama olmuyor canım işte. sen bu anneler gününde anneciğine bir demet çiçekmişcesine sevgini gönderirsin taa yüreğinden.. o alacaktır eminim.:)
gökhancım, amin kardeş sağol.. aplanla olan diyalogları okudum.. acaba bizim msn yi mi hackledi bu çocuk diye geçti içimden.. çok komiksiniz valla..:))) haklısın.. kardeş hain olursa, geri dönüyor şantaj meselesi işte.:)
dnzim, hoşgelmişsen gezici olmadı baştan ekibinin tek üyesi.:)
aslında haklısın.. her ölüm, bizi biraz daha kendimize getiriyor.. sonrasında eskiye dönmeyip, bundan ders çıkarabilirsen.. umarım, senin dediğin gibi olsun.:)
ayçiçeğim, aile içi ilişkiler ne kadar yakın ve güzel olursa, insan kendini o kadar güvende ve mutlu hissediyor.. senin için sevindim bu açıdan.:) dedeciğim, dayımı kaybettiğimizde.. koyunlar dururken, kuzular gider mi diye ağlayıp, hepimizi kahretmişti..:((
oy canım.. büyük çekirdek te daha çok küçük annesi.. bak koca kazıklar neler yapıyo.:)
renklerim, hepimizin yaşaması gereken şeyler var.. Allah gecinden versin inşallah... canım, o saydıkların ve sayamadığın sevdiklerinle umarım daha çok güzel günler yaşarsın.:)
perilim, evet gurbette daha da zor herşey..:( bizim de böyle bir durumumuz olmuştu.. ama ailemden ayrılmayı hiç istememiştim.. tabii bunu söylemedim.. eşimin kariyeri için oldukça önemliydi çünkü. ama o gitmek istemedi sonra.. sanırım aynı sebepten. hayat zaten yeterince sürüklüyor, bir de sevdiklerinden uzaklara sürüklenmek daha da zor olmalı.. Allah yardımcınız olsun arkadaşım..:)))
hayalperim, of canım ya..:((( ne diyeyim ki sana.. Allah sana sabırlar versin.. yardımcın olsun. dök içini rahatla. okuyup, paylaşalım.. üzüntülerimizi paylaşarak azaltıyoruz buralarda biz.. dostlar bunun için vardır değil mi?:)
çerkesim, senin acılarını anlayabiliyorum.. en azından kardeşinle ilgili olanı.:((( canımsın.. malesef, gideni kimse geri getiremiyor.. ondan kalanlarla yaşamayı öğreniyoruz zamanla.. keşkelerle çürümek yerine, iyikilerle sağlam durmayı öğreniyoruz.. hayat insana herşeyi öğretiyor. sen de ne güzel söylemişsin zaten.:) amin diyorum bütün dualarına.:)
nimet
palyançom, uzakların kuşu.. sen onlarla beraber olduğun o kısa zamanların tadını çıkar.. yarın ne olur diye düşünmek insanı yorar malum. umarım yarınlar sana dilediklerini getirsin gülüm.:)
nimetçim, çok güzel özetlemişsin..:) o göremediğimiz karanlıklarda, umarım iyi şeyler vardır.:)