VAKA-İ MIRNAV


Günlükçüm, benim Mini, kedi alalım diye tutturuyor bu ara.
Yağmur teyzesi varmış ta.. ona yavru kedi verecekmiş te.. noooooolur anneymiş te.. hayır ben biliyorum, bir heves alıp, sonra tüm sorumluluğu bana yükleyecek. Zaten, kımıldamadıkları sürece sever benimki hayvanları. Hareket halindeyken asla yaklaşamaz yanına. Bir de bizim evde gündüz kimse yok ki oğlum. Kim bakacak hayvancağıza. Yoksa ben de çok severim hayvanları.
Aslında en önemli etken, koca kişisinin alerjisi ve Maxi yavrusun bronşit tehlikesi tabii ki.
Yağmur teyzesiyle gizli gizli yazışıyor bu deli Mini.. beni odadan çıkartıyor bir de. Sanki ben okumuyorum sonra değil mi?
Bir gün bahçeli bir evimiz olursa.. ki bunu çok istiyorum.. çeşit çeşit ağaçlar, çiçekler ve hayvanlarımız olacak inşallah günlükçüm. Minimin istediği de olacak o zaman.. bir sürü kedi..
Kedilerle, hatırlayabildiğim ilk tanışıklığım beş ya da altı yaşlarındayken olmuştu. Rahmetli babaannemin kocaman, güzel bir bahçesi vardı. Böyle bir çardak düşün şimdi. Üzeri asma yapraklarıyla tamamen kaplanmış. Üzümleri kokulu. Çardağın iki yanına renk renk çiçekler ekilmiş. Kayısı, şeftali, elma ve hurma ağaçları var hemen arka tarafta. Ortalıkta zıp zıp zıplayan bembeyaz tavşanlar ve sevimli kediler.
Düşün düşün.. küçük, yaramaz bir çocuksun. O çardakta oturmuş, bahçenin meyvelerinden yiyorsun. Önünde de bir sürü oyuncak. Oturup uslu uslu oynar mısın günlük?
Ben oynamadım bittabi. Zavallı hayvancıkları kovalamaya başladım. Sevmek için valla. Kötü bir niyetim yoktu. Tavşanlar çok hızlı, iyisi mi kedilerle başlayalım. Yavru kediciklerden bir tanesi kümese girdi. Ben de peşinden tabi. Sonunda bir köşede sıkıştırdım bunu. Kedicik, nasıl korktuysa artık, dişlerini çıkarıp, pençelerini kaldırdı. Öyle korkunç bir ifadesi vardı ki, tırstım elbette.
Ama yok, alıp sevmem lazım birazcık. Buna iyice yaklaşıp, kucaklama pozisyonu aldım ki, suratıma okkalı bir pençe atıp kaçtı. Ben ağlayarak babaanneme gittim. Düştüm dedim.. yemedi tabi ki. Bu olaydan sonra, epeyce bir süre kedilerden uzak durdum.
Yıllar sonra, benim ortanca kardeşim.. ki kendisi sıkı bir hayvansever olarak bilinir ve evinde şu anda bir su kaplumbağası beslemektedir… yavru bir kediyle eve geldi. Babam, evdeki, kanarya, saka, muhabbet gibi bilumum kuş çeşitlerini hatırlatarak, o kediye evde bakamayacağımızı anlatmaya çalıştıysa da, bizimki ben ilgilenirim baba, bişeycik olmaz baba, lütfen baba., nolur baba şeklinde yalaka bir söylemle, kendisini zar zor ikna etti.
Kedicik, ilk günler pek bi mazlumdu. Melun, mahsun öyle etrafını seyrediyor, arada sırnaşıp kendini sevdiriyordu. Gel zaman, git zaman, bizimkinin gözü açıldı. Evdeki hazinenin farkına varmaya başladı. Önce ufak ufak, ısınma turlarıyla, kafesleri yokladı. Sessiz ve derinden gitti. Herkesin daldığı bir sıra, babamın en sevdiği sarı kanaryasının kafesine saldırıp, yavrucağı telef edince, babam bohçasını eline verip, evden yolladı.
Hayvanceyizin de kabahati yok aslında. İçgüdüsel bir şey bu. Ama bunu benim kardeşe anlatamamıştık. O da anladı sonunda, bazı canlıların bir arada yaşamasının mümkün olmadığını. Tom ve Jery gibi, Tweety ve Sylvester gibi, Ahmet ile Yasemin gibi… gibi işte.
Hayatıma giren bir başka kedi kişisi de, hiç tanımadığım, ama tanışmak zorunda kaldığım bir sokak kedisi idi günlükçüm.
Bahçeli bir apartmanda oturuyoruz. Benim Maxi küçük o zamanlar. Bahçede, kendinden büyük çocuklar var. Onlarla birlikte oyun oynuyor. Ben de pencereden buna bakıyorum.Telefon çaldı, içeriye girdim. Çocuklara da tembihliyorum. Aman yavrum, dikkat edin Maxi’ye.
Sonra tekrar cama geldiğimde, gördüklerim karşısında şoka mı girsem ne yapsam bilemiyorum. Bir yandan da bağırıyorum. Maxiiiii, bırak çocuğum onu. Yapmaaaa.
Meğerse bu veletler, büyük bir pet şişenin altını kesip, zavallı hayvancığın başına geçirmişler. Benim merhametli yavrum da onu çıkartmaya uğraşıyor. Aç parantez, Mini olsa, hayatta bulaşmaz. Kapa parantez. Çekiştirip duruyor. Kedi sinirlenmiş, korkmuş, debeleniyor.
Bırak oğlum, ben geliyorum aşağıya, dememe kalmadı, çıktı kesik pet şişe. Kafasındakinden kurtulan kedi, can havliyle Maxi’nin bileğini ısırıp kaçtı. O arbedede, birkaç ta tırmık atmış yavruma.
Doktorun tavsiyesi ile kuduz olup olmadığını anlamak için, apartman bahçesinde bir ay boyunca, Maxi’yle birlikte baktık kediciğe. Bayağı da alışmıştık birbirimize. Sonra, herkes kendi yoluna gitti.
Bu arada kediyi bulabilmek için , mahalle mahalle gezdiğimizi, dört koldan arama ekipleri oluşturduğumuzu, önümüze gelene kedinin eşgalini verip, gördünüz mü, diye sorduktan sonra, bize deli muamelesi yapan insanları, hatta kedinin temsili robot resmini bile çizip, millete gösterdiğimizi hiç anlatmıyorum dikkat edersen.
Hayat, ilk dersi, bir kedi vasıtasıyla, o yaşlarda verdi oğluma. “İyilik yap, kötülük bul. Ama yine de iyilik yapmaktan vazgeçme.”
Velhasıl-ı kelam günlükçüm, kediler ilginç hayvanlar aslında. Bak benim bir de, kendi evimde beslediğim, Nanik kedim vardı ama, uzun bir hikaye. Onu da, daha sonra anlatırım sana.
Haydi selametle günlükçüm.
Yağmur teyzesi varmış ta.. ona yavru kedi verecekmiş te.. noooooolur anneymiş te.. hayır ben biliyorum, bir heves alıp, sonra tüm sorumluluğu bana yükleyecek. Zaten, kımıldamadıkları sürece sever benimki hayvanları. Hareket halindeyken asla yaklaşamaz yanına. Bir de bizim evde gündüz kimse yok ki oğlum. Kim bakacak hayvancağıza. Yoksa ben de çok severim hayvanları.
Aslında en önemli etken, koca kişisinin alerjisi ve Maxi yavrusun bronşit tehlikesi tabii ki.
Yağmur teyzesiyle gizli gizli yazışıyor bu deli Mini.. beni odadan çıkartıyor bir de. Sanki ben okumuyorum sonra değil mi?
Bir gün bahçeli bir evimiz olursa.. ki bunu çok istiyorum.. çeşit çeşit ağaçlar, çiçekler ve hayvanlarımız olacak inşallah günlükçüm. Minimin istediği de olacak o zaman.. bir sürü kedi..
Kedilerle, hatırlayabildiğim ilk tanışıklığım beş ya da altı yaşlarındayken olmuştu. Rahmetli babaannemin kocaman, güzel bir bahçesi vardı. Böyle bir çardak düşün şimdi. Üzeri asma yapraklarıyla tamamen kaplanmış. Üzümleri kokulu. Çardağın iki yanına renk renk çiçekler ekilmiş. Kayısı, şeftali, elma ve hurma ağaçları var hemen arka tarafta. Ortalıkta zıp zıp zıplayan bembeyaz tavşanlar ve sevimli kediler.
Düşün düşün.. küçük, yaramaz bir çocuksun. O çardakta oturmuş, bahçenin meyvelerinden yiyorsun. Önünde de bir sürü oyuncak. Oturup uslu uslu oynar mısın günlük?
Ben oynamadım bittabi. Zavallı hayvancıkları kovalamaya başladım. Sevmek için valla. Kötü bir niyetim yoktu. Tavşanlar çok hızlı, iyisi mi kedilerle başlayalım. Yavru kediciklerden bir tanesi kümese girdi. Ben de peşinden tabi. Sonunda bir köşede sıkıştırdım bunu. Kedicik, nasıl korktuysa artık, dişlerini çıkarıp, pençelerini kaldırdı. Öyle korkunç bir ifadesi vardı ki, tırstım elbette.
Ama yok, alıp sevmem lazım birazcık. Buna iyice yaklaşıp, kucaklama pozisyonu aldım ki, suratıma okkalı bir pençe atıp kaçtı. Ben ağlayarak babaanneme gittim. Düştüm dedim.. yemedi tabi ki. Bu olaydan sonra, epeyce bir süre kedilerden uzak durdum.
Yıllar sonra, benim ortanca kardeşim.. ki kendisi sıkı bir hayvansever olarak bilinir ve evinde şu anda bir su kaplumbağası beslemektedir… yavru bir kediyle eve geldi. Babam, evdeki, kanarya, saka, muhabbet gibi bilumum kuş çeşitlerini hatırlatarak, o kediye evde bakamayacağımızı anlatmaya çalıştıysa da, bizimki ben ilgilenirim baba, bişeycik olmaz baba, lütfen baba., nolur baba şeklinde yalaka bir söylemle, kendisini zar zor ikna etti.
Kedicik, ilk günler pek bi mazlumdu. Melun, mahsun öyle etrafını seyrediyor, arada sırnaşıp kendini sevdiriyordu. Gel zaman, git zaman, bizimkinin gözü açıldı. Evdeki hazinenin farkına varmaya başladı. Önce ufak ufak, ısınma turlarıyla, kafesleri yokladı. Sessiz ve derinden gitti. Herkesin daldığı bir sıra, babamın en sevdiği sarı kanaryasının kafesine saldırıp, yavrucağı telef edince, babam bohçasını eline verip, evden yolladı.
Hayvanceyizin de kabahati yok aslında. İçgüdüsel bir şey bu. Ama bunu benim kardeşe anlatamamıştık. O da anladı sonunda, bazı canlıların bir arada yaşamasının mümkün olmadığını. Tom ve Jery gibi, Tweety ve Sylvester gibi, Ahmet ile Yasemin gibi… gibi işte.
Hayatıma giren bir başka kedi kişisi de, hiç tanımadığım, ama tanışmak zorunda kaldığım bir sokak kedisi idi günlükçüm.
Bahçeli bir apartmanda oturuyoruz. Benim Maxi küçük o zamanlar. Bahçede, kendinden büyük çocuklar var. Onlarla birlikte oyun oynuyor. Ben de pencereden buna bakıyorum.Telefon çaldı, içeriye girdim. Çocuklara da tembihliyorum. Aman yavrum, dikkat edin Maxi’ye.
Sonra tekrar cama geldiğimde, gördüklerim karşısında şoka mı girsem ne yapsam bilemiyorum. Bir yandan da bağırıyorum. Maxiiiii, bırak çocuğum onu. Yapmaaaa.
Meğerse bu veletler, büyük bir pet şişenin altını kesip, zavallı hayvancığın başına geçirmişler. Benim merhametli yavrum da onu çıkartmaya uğraşıyor. Aç parantez, Mini olsa, hayatta bulaşmaz. Kapa parantez. Çekiştirip duruyor. Kedi sinirlenmiş, korkmuş, debeleniyor.
Bırak oğlum, ben geliyorum aşağıya, dememe kalmadı, çıktı kesik pet şişe. Kafasındakinden kurtulan kedi, can havliyle Maxi’nin bileğini ısırıp kaçtı. O arbedede, birkaç ta tırmık atmış yavruma.
Doktorun tavsiyesi ile kuduz olup olmadığını anlamak için, apartman bahçesinde bir ay boyunca, Maxi’yle birlikte baktık kediciğe. Bayağı da alışmıştık birbirimize. Sonra, herkes kendi yoluna gitti.
Bu arada kediyi bulabilmek için , mahalle mahalle gezdiğimizi, dört koldan arama ekipleri oluşturduğumuzu, önümüze gelene kedinin eşgalini verip, gördünüz mü, diye sorduktan sonra, bize deli muamelesi yapan insanları, hatta kedinin temsili robot resmini bile çizip, millete gösterdiğimizi hiç anlatmıyorum dikkat edersen.
Hayat, ilk dersi, bir kedi vasıtasıyla, o yaşlarda verdi oğluma. “İyilik yap, kötülük bul. Ama yine de iyilik yapmaktan vazgeçme.”
Velhasıl-ı kelam günlükçüm, kediler ilginç hayvanlar aslında. Bak benim bir de, kendi evimde beslediğim, Nanik kedim vardı ama, uzun bir hikaye. Onu da, daha sonra anlatırım sana.
Haydi selametle günlükçüm.
Yorumlar
Bu arada evde beslemeyin tüyleri insanın içine kaçıyormuş..İyi değilmiş yani...
Öptüm kolay gelsin :)
amanıın hareketli şeye yanaşamazsa Yaman benek beyle yapamaz zaten. öyle oyuncu ki,sabahleyin uykumda testere dili ile yüzümü yalayıp ,saçlarımı tarıyordu..)
Birde o kedi Max'inin onu kurtarmaya çalıştığını anlamamıştır ki.Diğer çocuklar gibi oda zarar veriyor zannediyor,garibim.Aferin maxi'me.:)
Ahmet ile yasemin kim ola gııı??
Kediler çok şirin:))Sevgiler,
kelebek99
Maxi de çok merhametli imiş ama anılar arasındaki benzerlikler oldukça dikkat çekici:)
kediler sinsi ya, çok seviyorum ama baksana önce kendini sevdirip sonra kuşa saldırmış, güvenilmez kedilere de tıpkı insanlar gibi..
biz gayet saf köpek ırkı gibin olalım mümkünse:))
miniyle maxiyi öp yerime..
HALECİM, ay yazık Egeciğe.. ne üzülmüştür yavrum.:( Biz çocuklarımıza göre daha şanslıydık.. hiç değilse ayaklarımız toprağa bastı. İnşallah bir gün olur bizim de bahçeli evimiz.:)
YAĞMURUMCUM, o yaklaşamaz ama, ben bayılırım oyuncu, maskara kedilere.. hele böyle yatağına gelirse sabah.. kuyruğundaki benek te pek tatlıymış yavrunun.:)Evet canım, o kedicik nereden anlasın ki, olsun ama oğlumun kurtarma hareketi çok sevindirmişti beni.:)
HÜZÜNBAZCIM, siz gelin görümcesiniz biliyorum.. yağmurumun yazılarından anlamıştım bunu.. ne güzel böyle ablam diye bahsetmen ama.:)Astımın varsa zaten çok zor canım.. geçmiş olsun. Mini, üçkağıtçı demiyorsun yani.. senin de mi oğluşun var ne güzel.. kız var mı kız?:)
KELEBEK 99, merhabalar.:) Sevgiler benden de size..:)
ANNELOGCUM, demek senin hatun da kedi istiyor.. aslında hakları çocukların ve de güzel olurdu ama, işte etkenler çok dediğin gibi. Şartlar olgunlaşınca alırız bu yavrulara birer kedi biz de.:) Eee tarih tekerrür ediyor bir yerde..
DNZCİM, anam ben karıştırdım bir noktadan sonra hesabı.. maşallah yani teyzene.:) Bakma sen bunun böyle dediğine, yanından tüylü herhangi birşey geçerken bile huylanıyor aslında.:) Maxi'yi gönderiyorum.. hem Uğurböcüğüne abilik yapar dimi..:)
MAYONEZCİM, gülüm valla böyle sırtında izler vardı.. onları bile çizdiydik.. Allah akıl fikir versin bize.:) Ama, doktor öyle bir anlattı ki.. işte kuduz muduz diye.. panik oldum.:)
Kız hayvanceyiz ne yapsın.. baktı cik cik ötüyo, sarı sarı da bir güzel ki haspa.. dayanamadı.:)
Onlar da seni öper ablası.:) Gördün mü bir altta resmi var...
Hayvanları severim... ama aralarındaki nankörlere yer vermemek gerekir...
Sadece bağımsızlar.
Keyfine fazla düşkün ya da :))
Bu denli sevgi gören bir hayvanın nankör olmasına imkan yok.
Sevgili FİG, o kediyi alın anacım. Evde yalnız kalması sorun olmaz ki, bizimki de yalnız akşam biraz fırça atıyor o kadar :))
ooo bir kedi muhabbeti gırla gidiyor...
eşinin alerjisi maxinin bronşiti varken siz çok zor alırsınız kedi...
realist peri....:))))
BURADAN DUYURU YAPIYORUM HERKESE:::::Kediler nankör filan değil ayrıca. Bir baksanız,alsanız anlıyacaksınız.Nasıl üzüntünüzü,acınızı hissedip;sizi bütün sırtı ile okşayarak -daha bir farklı- teselliye çalıştığını. Nasıl tatlı olduğunu.
sadece köpek gibi yalakalık yapmazlar,çok sıkıştırılmayı sevmezler. Daha özgür karakterdir.
Canikom,sen bu tatlı,ev ve insana çok alışık kediyi kaçırma bence. Hem kedi, köpek gibi dışarı çıkarıp gezdirme ihtiyacı olan hayvan değildir.O evde yanlız durur. korkma başka yere tuvaletini kesinlikle yapmaz.:)
Kedi kadın hayvanıdır.Köpek erkek.
(burayı senin oğlanlar okumasın.akşama doğru,ben unutursam sen sil olurmu bacım)
HÜZÜNBAZCIM, al benden de o kadar.. gelinlerden bekliyorum ben de. Ama, bizim sülalede var bir beceriksizlik.. hep erkek, hep erkek.:) Allah onlara ömür versin cümlesine.:)
BONÇUKÇUM, öyle istiyorum ki ben de bir bilsen.:) Ama, şartlar maalesef elvermiyor şu an için. Tabii zaman ne gösterir bilemiyorum. Şimdilik sizin tatlışları uzaktan sevmekle idare ediyoruz.. Mini ve ben.:)
LOLALOLACIM, işte bir de böyle insanlar var. Alıp bir süre bakıyorlar, sıkılınca da sokağa. Yazık değil mi o hayvancıklara? Bak ne güzel düşünmüşsün.. hazır olmadan girişmemek lazım.:)
ASLICIM, baldan tatlı kız, sen onu isteyerek yapmamışsın ki.. çocukluk işte.:) Düşüyor muydu bari 4 ayak üstüne..:)Nasıl hisli hayvandır onlar.. anlamıştır o öleceğini dediğin gibi. Canım ya..
YAKAMOZCUM, sağol canım.. gülümsemene sevindim.:) Köpekleri de çok severim. Hele kurt köpeklerini.:) Yolda kocaman köpekleri okşuyorum.. annemleysek bas bas bağırıyor. Kız deli şimdi ısıracak ikimizi de, diye. Zaten gördüğü yerde yolunu değiştirir hemen.:) Ölünce çok üzülüyor insan gerçekten.:(( Bir de gerçekten dost oluyorlar insana değil mi?:)
PERİLİM, sana da kolay gelsin o zaman bacım. Müfettişe Hababam taktiği uygulayın, bir daha gelmesin.:)) Gerçekçi bir perisin sen dimi.. ama, haklısın ne diyim.:)
YAĞMURUM, çok istiyorum aslında.. du bakalım hele.:) Öpüyorum canım seni.. çok güzel anlatmışsın kedilerin karakter özelliklerini.:)
Öptüm canım seni.
Sevgilerimle.
alttan onuncu kolay acıbadem k.diye yazıyor..)
HACERCİM, evet ya.. görmüştüm onun kedileri beslerken resmini.:) Yeriniz ve şartlar müsaitse, aslında hayvan beslemeleri onlara çok şey katacaktır.:)
ANDYCİM, özgür karakterli diyelim onlara.. bir de zamanın gereği bu.. kimin arabasına binerse onun düdüğünü çalıyor ya bazı insanlar da.:) Senin Te Ador çok sevimli zaten de sen boşver kediyi köpeği şimdi.. bebeciklere odaklan.:)))
BONCUKÇUM, evet ya.. biliyorum. Hasta olunca veya böyle keyifsiz olduğunu anlarlarsa, başından ayrılmıyorlar. Sanki sıkıntıyı hissediyorlar.:) Canım herkes kendi terliğini alıversin bi zahmet değil mi..:)
Sana kolay gelsin miniyle:)
Ahmet ve Yaseminden fenalık geldi. Niye izliyorum bilmiyorum kendime eziyet ediyorum sanki!!
Özlemişim yazılarını:))
Bu arada ben de çok istiyorum bahçeli bi'evimiz olsun; köpeğim olsun.. İnşallah olur :)
Öptüm..
KUĞUCUM, donakalırsan polar battaniye verelim gülüm, ne dimek.:) Sen iyi misin biraz daha bari..
AQUAMARİNECİM, merhabalar.:) Hepsini sana verelim o kediciklerin o zaman.:)
BİLUNCUM, inşallah canım. Allah gönlündekileri versin. Ne güzel olur köpecikler bahçede.:) Aman ben biraz daha buralarda takılayım bacım.. kitap mitap nerdeeee...:)
ÇERKESCİM, beni de zamanında köpek ısırdıydı.. ama, ondan sonra korku morku kalmadı. Bilmiyom ki psikoloji de adı nedir bunun.:) Hamak senin bittabii ki.. haluj da yapıcaz ya bacı.. ohh ferah ferah bahçede.:)
Öpüyorum ben de sizi.:)
SÖZDE MÜTTEFİKLERİMİZ BÜTÜN
EMPERYALİSTLER KAHROLSUN !!!
ATAMIZIN VASİYETİ İLE, DÜNYANIN
3.BÜYÜK TÜRK ORDUSUNU KERKÜK VE
K.IRAKTA GÖRMEK İSTİYORUZ.
SEVGİ İLE KALIN,NUR AKSOY/ORDU