İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE
Sevgili günlük,
Sana blog olayına nasıl bulaştığımı anlatmıştım uzun uzun. Bkz. Blogger olunmaz blogger doğulur. O günden bu güne tam tamına 2 ay geçmiş. Ben bu işe kalkışırken böyle olacağını tahmin etmiş miydim? Hayır etmemiştim.
Sanırım blog olayının beni sarmalayan tarafı, yazmaktan çok, paylaşmak oldu günlük. Çünkü ben zaten hep yazıyordum. Olur olmaz her şeyi yazarım ben. Severim yazmayı. İnsan, konuşarak ifade edemediği bir çok şeyi yazıya dökebilir. Yani en azından benim için öyle. Bu güne kadar hep yazdım. Yolda bir çocuk gördüm, hüzünlendim, yazdım. Baharda bir çiçek açmış, sevindim, yazdım. Ağladım, yazdım. Güldüm, yazdım. Lakin yazdıklarımı kimseyle paylaşmadım. Yazılarım mahremimdir dedim. Hepsini kilitli çekmecelerde sakladım. Ta ki blog dedikleri bu şeye dahil olana kadar.
Hiç tanımadığın, belki de hiç tanışmayacağın insanlarla, mahremini paylaşmak, en doğal, en çıplak halinle öylece ortada olmak, ilk etapta olmaz gibi görünmüştü gözüme. Ancak öyle şeyler oldu ki, çok şaşırdım.
Ben burada hapşırdım ve başka başka semtlerden, ayrı şehirlerden ve hatta dünyanın öteki ucundan insanlar, çok yaşa dediler. Beni tanımıyorlardı bile, ama, sıkıntımı paylaştılar. Benim için üzüldüler. Ben onların sıkıntılarıyla üzüldüm. Birbirimiz için endişelendik, birbirimizin yavruları için kaygı duyduk. Hiç tanımadığımız çocukları öpüp kokladık. Sevincime, benimle birlikte sevindiler, nasıl ben onların mutluluğunda, mutlu olduysam. Ben ağladım, onlar ağladı. Onlar ağladı, ben ağladım. Sonra hep birlikte kahkahalar attık. Çok ta tarif edilebilir bir duygu değil bu. Ne demek istediğimi anladın sen.
Bir sürü güzel insan tanıdım. Farklı yaşlarda, başka başka yaşamlar tanıdım. Daha da tanımayı umarım. Hepsinin kişiliği farklı idi, ancak ortak bir özellikleri vardı. O kadar içten, o kadar sıcaktılar ki. Hissedersin bunu. Samimiyet ve yapmacıklık hemen ayırt edilebilir. Onlar o kadar sahiciydiler ki. Sanal dost mu olurmuş diyen gerçek dostumsulara inat, o kadar dosttular ki...
Hepsini ayrı ayrı sevdim. Sevmek zor mu diyorsun günlük. Sevmek, eğer istiyorsan en kolayıdır. Nefret etmek zordur bana kalırsa. Hele karşındaki ufacık bir ateş yaksın, küçücük bir adım atsın. Ne güzeldir sevmek. Ucuzlatmadan, hırpalamadan ve ta içten seni seviyorum demek.
Yani günlüküm, hülasatül hülasa, uzun sözün kısası, ben bu blog işinden kolay kolay vazgeçemem gibi geliyor.
Günlük bu gün de böyle hissiyatımızı dökelim dedik. Dünya Dostlar Günü'nde dostlara selam ve sevgilerimizi gönderip, onların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayalım istedik.
Sana blog olayına nasıl bulaştığımı anlatmıştım uzun uzun. Bkz. Blogger olunmaz blogger doğulur. O günden bu güne tam tamına 2 ay geçmiş. Ben bu işe kalkışırken böyle olacağını tahmin etmiş miydim? Hayır etmemiştim.
Sanırım blog olayının beni sarmalayan tarafı, yazmaktan çok, paylaşmak oldu günlük. Çünkü ben zaten hep yazıyordum. Olur olmaz her şeyi yazarım ben. Severim yazmayı. İnsan, konuşarak ifade edemediği bir çok şeyi yazıya dökebilir. Yani en azından benim için öyle. Bu güne kadar hep yazdım. Yolda bir çocuk gördüm, hüzünlendim, yazdım. Baharda bir çiçek açmış, sevindim, yazdım. Ağladım, yazdım. Güldüm, yazdım. Lakin yazdıklarımı kimseyle paylaşmadım. Yazılarım mahremimdir dedim. Hepsini kilitli çekmecelerde sakladım. Ta ki blog dedikleri bu şeye dahil olana kadar.
Hiç tanımadığın, belki de hiç tanışmayacağın insanlarla, mahremini paylaşmak, en doğal, en çıplak halinle öylece ortada olmak, ilk etapta olmaz gibi görünmüştü gözüme. Ancak öyle şeyler oldu ki, çok şaşırdım.
Ben burada hapşırdım ve başka başka semtlerden, ayrı şehirlerden ve hatta dünyanın öteki ucundan insanlar, çok yaşa dediler. Beni tanımıyorlardı bile, ama, sıkıntımı paylaştılar. Benim için üzüldüler. Ben onların sıkıntılarıyla üzüldüm. Birbirimiz için endişelendik, birbirimizin yavruları için kaygı duyduk. Hiç tanımadığımız çocukları öpüp kokladık. Sevincime, benimle birlikte sevindiler, nasıl ben onların mutluluğunda, mutlu olduysam. Ben ağladım, onlar ağladı. Onlar ağladı, ben ağladım. Sonra hep birlikte kahkahalar attık. Çok ta tarif edilebilir bir duygu değil bu. Ne demek istediğimi anladın sen.
Bir sürü güzel insan tanıdım. Farklı yaşlarda, başka başka yaşamlar tanıdım. Daha da tanımayı umarım. Hepsinin kişiliği farklı idi, ancak ortak bir özellikleri vardı. O kadar içten, o kadar sıcaktılar ki. Hissedersin bunu. Samimiyet ve yapmacıklık hemen ayırt edilebilir. Onlar o kadar sahiciydiler ki. Sanal dost mu olurmuş diyen gerçek dostumsulara inat, o kadar dosttular ki...
Hepsini ayrı ayrı sevdim. Sevmek zor mu diyorsun günlük. Sevmek, eğer istiyorsan en kolayıdır. Nefret etmek zordur bana kalırsa. Hele karşındaki ufacık bir ateş yaksın, küçücük bir adım atsın. Ne güzeldir sevmek. Ucuzlatmadan, hırpalamadan ve ta içten seni seviyorum demek.
Yani günlüküm, hülasatül hülasa, uzun sözün kısası, ben bu blog işinden kolay kolay vazgeçemem gibi geliyor.
Günlük bu gün de böyle hissiyatımızı dökelim dedik. Dünya Dostlar Günü'nde dostlara selam ve sevgilerimizi gönderip, onların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayalım istedik.
SEVGİLERİMLE
Yorumlar
çok bizdensin...
baanada bekliyorum:))
ecein.blogcu.com
sevgiler...
Öpüldün!! :)
"blogum kendime itiraflarımdır "demiştim ama yok yazamıyorum ben..yada yazıyorum ama hep aynı..içimde güzellik yok demek ki dimi..:)) neyse günlükçü teyze bende seni seviyommm :)
Vallahi yumurcak ile tanışıp, iki dakikada kırk yıllık dost gibi konuşmaya başaladıktan sonra söylediklerine tamamen katılıyorum. Hiç bilmediğin, tanımadığın kişilerin sana destek olması, sana yardımcı olnaya çalışması ve kötü günün de yanında olmaya çalışmaları çok güzel..
biliyorum sen bunları zaten yazmıştın ama olsun bende perçinledim işte :))
perilim, et ve kemik, maddedir ya, dostluklar, madde aramaz bence. yüreğin yeterlidir. ben de sizleri çok seviyorum canım.. ta yüreğimden.:)))))))
cadım, ben de şu an içtiğim çaydan bir yudum alıyorum canım.. ve hiç bitmesin bu dostluk diyorum.:)))))))
renklerim, umarım hep yazıp, hep paylaşabiliriz canım. senin de dostluk günün kutlu olsun.:)))))))
ecem, merhabalar.:) güzel düşüncelerin için sağol canım. gelmez miyim, gelirim tabi.:)))))))
çerkesim, sen içindeki güzellikleri göremiyorsan, dostlarını dinle.. senin yüreğin çok güzel diyor onlar sana. yesin teysen seni.:)))))))
andym, sayın menecerim. sen nasıl istiyorsan. anlaşmayı yaptık, söz senettir bizde. çok iyi yapmışsın. perçinle tabii.:)))))))
7 tane gül gönderemediğim için, 7 tane gülücük gönderdim hepinize...
blog olayına gelince ben yazmayı hiç sevmem ama gazelimin ısrarıyla blog açmış bulundum :)) eh yazıyoz artıkın.
Çok sevgiler incegülcüm..
sanemim, canımsın. sen bana ilk hoşgeldin diyen arkadaşım.) aaa lütfen bak çayı, kahveyi ben yaparım sana, sen kendini al gel.:)))))))
size de 7 şer gülücük ve kocaman öpücük.
İlk zamanlar ne yazıcam ben buraya diye düşünürken bir baktım ki bu zamana kadar gelmişim işte görüldüğü gibi sayfam...
Öpüyorum canım seni...
işte budur!
herkesin duygularına tercuman olmuşsun.
Bende herkes merak ediyor diye,acele bir yazı çiziktirdim,bizim mahallede.:)
çok öpüyorum seni.
Blog deyip geçmemek lazım ,bir çok şey kendiliğinden paylaşılıyor.
sevgiler..
gamzeli kız, sen zaten hiç bırakma.. o kadar tatlısın ki..:)))))))
yağmurum, koştur koştur nereye kadar.. bi bünyeyi dinlendir azıcık sultanım. geliyorum senin mahalleye şimcik.:)))))))
annelogcum, sağolasın canım. umuyorum ve diliyorum ben de bunu.:)))))))
aslıcım, valla öyle oldu bak.:)))))))
ferhancacım merhabalar. teşekkür ederim önce ve blog dostlarımla paylaşımlarımızın sürmesini dilerim.:)))))))
Hepinize yine gülücükler ve kocaman öpücükler..
Keşke sizlere şu anda demet demet güller gönderebilseydim...
Unutmusum ilk yorum yazan oldugumu bu arada, gidip baktim ;)
çerkeslerin gülü, yorgunum ama geldim. saat midnaytın yarısı.. sobe yapacam.. bak görüyon işte.:)))))))
veee.. bende aynı duygularla başladım bu işe, yani blog işine ve yine seninle aynı duyguları paylaşaraktan devam ediyorum işte. hele ki,yine seni gibi güzel insanları hayatımın bir parçası yaptıktan sonra daha da bi mutluyum işin gerçeği.. ilk defa yumurcak'la tanısma şerefine eristiysemde,onu son olmadığını umuyorum ve, dostlar gününde biricik dostuma SELAM'lar ola diyorum ben ve bir gün tanışmak ümidiyle diyorum ardından da.. kısmetse ;)
uzağız diye dertlenmem hiç.. yüreğimin içine koydum seni de.. gittiğim her yere benimle geliyorsun.. ne çıkar eline, yüzüne dokunmasam.. ne farkeder saçını, boyunu bilmesem.. sen benim arkadaşım, dostumsun...
öpüyorum çok.:)))))))