[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Bu yazı çooook hoşuma gitti. Paylaşmak istedim.

Gerçekten çocuk yapmak için hazır mısınız? testimizi uygulayın

Pisletme Testi: Çikolata, fındık ezmesi yada fıstık ezmesini alın ve oturma odasındaki perdelerin, koltuğun ve halının üzerine sürün. Şimdi yeni suladığınız çiçek saksısını devirin ve çamurun her yere bulaşmasını sağlayın. Daha sonra boya kalemleri ile duvara güneş, ay ve çöpten adam resimleri çizin. Son olarak koltuğun arkasına yarım yenmiş yemek kalıntıları bırakın ve bir hafta orda bırakın.

Oyuncak Testi: 200 parçalık bir lego kutusu alın (Eğer lego bulamazsanız, çivi yada kırık şişe parçaları da kullanabilirsiniz.) Bir arkadaşınızdan rica edin bunları evin her tarafına dağıtmasını isteyin. Gözlerinizi bir eşarp ile kapatın ve banyoya yada mutfağa gitmeye çalışın. Sakın bağırmayın (sesiniz gece çocuğu uyandırabilir).

Alışveriş testi: Bir veya iki tane küçük hayvan ödünç alın (bizim önerimiz keçi bulmanız) ve onlarla birlikte bir alışveriş merkezine gidin. Her zaman gözünüzün önünde olmalarına dikkat edin. Yedikleri yada zarar verdikleri her şeyi arkalarından ödeyin.

Giyinme testi: Bir yerlerden kocaman, mutsuz, canlı bir ahtapot bulun. Küçük bir file torbayı üzerine giydirmeye çalışın ve tüm kollarının içerde kalmasını sağlayın.

Yedirme testi: Büyük plastik bir sürahi bulun. Yarısını su ile doldurun. Tavana bağlı kalın bir ip ile bağlayın. Sürahiyi sallamaya başlayın. Şimdi bir kaşık dolusu çorbayı sürahinin ağzına doldurmaya çalışın. Bunu yaparken uçak geliyormuş gibi sesler çıkarın. Son olarak sürahinin içindeki herşeyi yere boşaltın.

Gece testi: Bir yastık kılıfının içine kum doldurun ve suyun içine batırın. Akşam saat 8'de bebekle (kum torbası) ile dans etmeye ve ninni söylemeye başlayın. Saat 9'a kadar devam edin. Bebeğinizi yatağa yatırın ve alarmınızı saat 10'a kurun. Alarm çalınca tekrar bebeği kucağınıza alın ve bildiğiniz tüm şarkıları söylemeye başlayın. Bir düzinede kendi kafanızdan uydurun ve sabah 4'e kadar devam edin. Alarmı bu sefer 5'e kurun. Kalkın ve kahvaltı hazırlayın. Bu testi 5 sene kadar sürdürün. Neşeli ve mutlu görünün.

Fiziksel Test(Kadınlar için): Kocaman bir yastık bulun ve içini kuru fasulyeler ile doldurun sonrada tüm elbiselerinizin önüne bu yastıklardan dikin. 9 ay kadar orda kalmasını sağlayın. Sonra fasulyelerın 10 da 1 ini yastıktan çıkarın.

Fiziksel Test(Erkekler için): En yakın eczaneye gidin. Cüzdanınızı tezgahın üzerine bırakın. Asistana istediğini almasını söyleyin. Şimdi en yakın markete gidin ve maaş çeklerinizin direk kendilerine yatması için gerekli işlemleri başlatın. Bir gazete alın ve evinize gidip son defa sessizlik içinde okuyun.

Final testi: Çocukları olan bir aile bulun. Sabır, disiplin, tolerans, tuvalet eğitimi ve çocuğun masa terbiyesi üzerine bir söylev verin. Kendilerini nasıl geliştirmeleri gerektiğini anlatın. Çocuklarını asla başı boş bırakmamaları gerektiğini söyleyin. Tadını çıkarın. Bu belkide bütün cevapları bildiğiniz son an olabilir Eğer hala hayatta iseniz, çocukların ayaklarından tavana asılması gerektiğini, uyutmak için uyku ilacı vermenin fena fikir olmadığını, yemek yemeden ne kadar yaşanabileceğini, Filistin askısının nasıl bir şey olduğunu, başka bir ülkeye kaçmayı DÜŞÜNMÜYOR iseniz , TEBRİKLER! çocuk yapmaya hazırsınız demektir.

Fikrimin ince gülü şudur ki: Çocuk eğitimi ve psikolojisiyle ilgili okuduğunuz bütün o şeyleri unutun. Çünkü çocuğunuz kendine özel. Ondan dünyada bir tane var. Tepkileri, davranışları elbette farklı olacak. Her şeye hazırlıklı olmalısınız. Duyguları, düşünceleri, korkuları herşeyiyle kendine has bir kişilik o. Küçük bir insan...
Not 1: Bu posta ilham kaynağı olan Gurbet Kuşları'na selamlar.
Not 2: Palyanço ve Cadı'nın ulaşamayacağı yerde saklayınız. (Yan etki yapabilir.)
Not 3: Çocuk sahibi olmak dünyanın en zor ve en güzel şeyidir. (Bunun altına kaşe ve imza basarım.)
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]


Merhaba günlük,

Yoğun ve yorucu bir iş gününün ardından nihayet evimdeyim. Bu gün firmanın birinden kadınceyizin biri aradı. Ama var ya kadında bir tatlı dil var anacım.. pitondu, engerekti, boğaydı cümle yılanı toptan deliklerden çıkarır, yola getirir de kapısına kul köle yapar alimallah. Biz kadınla bi sohbet bi muhabbet. Zoru mal almak. Potansiyel müşteri namzet aday adayı. Neyse ben kadından pek bi hoşlaştım. Kanım ısındı. Hatta kaynadı. Bi ara size anne diyebilir miyim diycektim nerdeyse. O derece yanı.

Kapattık telefonu. Hemen o bölgedeki müşteri temsilcimi aradım. Araştır bakalım dedim. Öyle ya. Yine de bi bakmak lazım.
Anaaaa... aradı bizim temsil yeteneği pek kuvvetli arkadaş beni. Dedi bu apla dolandırıcının önde gideniymiş te kimse tutamazmış kendisini. Yani Sülün Osman bile masum kalıyomuş bu çok ballı aplanın yanında.

Ana fikrimiz şudur ki, kendi hayatında istediğin kadar kazık yiyebilirsin. Emmeeee sözkonusu işin olduğunda tedbiri elden bırakmamak lazımdır.
Bu akşam beni almaya kim geldi bil bakalım günlük? Hayır canım koca diil. Maxi yavrus. Niye şaşırıyon ki? Benim minik bebem 14 yaşında bi delikanlı artık. Boyu boyumu aşmış. Maaşallah deyim ben ona.

Nasıl da geçiyor günler böyle ışık hızıyla. Daha dün sanki kucağıma ilk alışım bu yavruyu. Miniminnacık bişeydi. Diğer bebeler bunun yanında tombik tombik görünüyodu. Ulen bu ne? Enik gibin bişey. Çirkin bi de. Kesin karıştı başka bebeynen.

Sonra bu bi serpil. Bi şişmanla. 4 aylık falan hiç unutmam doktorumuz perhiz yaptırıcez çaresi yok dedi. Anam çocuk bişey yemiyo ki ne perhizi. Manken mi olcek yavru. Aman doktor canım gülüm doktor ne diyon. Anne sütü emiyo bu camış. Başka bişey vermiyom. Ahanda sana onu sormaya geldiydim zati. Ne yediriyim diye. Ama bunu bi görücen sen kat kat her bi tarafı. Bi de güzelleşti ki. Çirkin ördek yavrusu kuğu oldu sankim. Eeee şimdi diycen kuzguna yavrusu kartal görünür. Yok öyle diil valla.

Neyse işte bu benim oğlus beni almaya gelmiş te annesi yesin onu. İşyerindeki arkadaşlar incegül hanım kardeşin gelmiş seni almaya şeklindeki iltifatlarıynan bana moral takviyesi yaparak uğurladılar sağolsunlar. Ben de dedim kardeşim değil çıtır sevgili yaptım kendüme. Benim Pınar Altuğ'dan ne eksiğim var yaniii. Eksiğim yok fazlam bile var.Biz sarmaş dolaş geldik evimize oğlusumla. Allah herkese nasip etsin kardeş. Böyle başka bişey bu.

Allaha bin şükür öyle ergenlik problemlerimiz de pek yok. Küçükken pek yaramaz olan bu yavrusum büyüdükçe uslu, akıllı bi çocuk oldu. Biraz kardeşi huysuzluk ediyo işte. O da kıskançlığından. Herkes gider mersine bizimkiler de bi başka tarafa. Küçük büyüğü kıskanır bizim evde. Benim akıllı yavrusum da kardeşini idare ediyo sağolsun. Çooook sabırlı davranıyo billa. Teşekkür ederim benim yakışıklı oğlusum.

Dur bi günlük. Bizim komşu kızı Düriye geldi. Bi tabak tatlı getirmiş bana. Kız didim sen mi yaptın? Yok didi. Zati ihtimal vermediydim. Bu Düriye'yi ben bizim Mini Yavrusa alacaktım aslında. Ama dürüstlük timsali, eşsiz komşum Zumi didi ki, kız napçan bunu alıp ta.. hiç bi iş yapmaz, tembelin tekidir. Bi de pasaklıdır üstelik. Ossun kız Zumi didim. Oğul sevmiş bunu. Gönül bu konuyo işte. Zati bizim Mini Yavrus ayran gönüllüdür. Şimdi başka birini seviyo. Düriye nasıl kurtulur acep.

Neyse günlükçüüm ben bi tatlımı yiyim de kendime geliyim.



[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Sevgili günlük, çok üzgünüm.

Çok sevdiğimiz arkadaşımızın babasını kaybettik bu gün. Koca'nın hayattaki tek gerçek dostu. Zor günlerinde hep destek olan bu Şen arkadaş çok özeldir ailemiz için. Çok büyük bir acı yaşıyor. Allah ona ve ailesine sabır versin. Allah analarımıza babalarımıza uzun ve sağlıklı ömürler versin.

Ölüm ne garip. Hem gerçek hem hayal. Bir anda herşey bitiveriyor. Kaybediyorsun. Ya da kaybetmiyor musun. Bir daha hiç gelmeyecek biliyorsun. Ama o hep seninle yaşayacak. Anılarda. Bir seste, bir kokuda.. belki bazen bir anda. Hatırlayacaksın. Gülümseyerek ya da hüzünlenerek. Bazen iki damla yaş olup süzülüverecek gözlerinden sevdiğin o kişi.

Bizim çok genç yaşta kaybettiğimiz bitanemiz Urfalımız vardı. 3 yıl önce ismini anmak istemediğim bi hastalığa yakalandı. 1 yıl savaştı. Tam kazandı, kötü günler bitti derken. Aniden aramızdan ayrılıverdi.

Karı koca bi gün bize geldiler. Nikah şahitleri kocaynan bendik bunların. Girdik mutfağa hep beraber mercimek köftesi yaptıydık. Aşiret oğluydu. Süper yemekler bilirdi. İlk defa o gün onun tarifiyle yaptığım bu yemeği ne zaman yesem ya da yapsam...ki sık sık yaparım...yüzümde gülümsemeyle o günü hatırlarım.

Ben bi de babaannemi çok özlerim mesela. Çünkü çok küçüktüm o öldüğünde. Benim Mini Yavrus kadar bişey işte. Çok fazla yaşanmışlığımız yoktu onunla. Sadece hasta olduğu dönemi net hatırlıyorum. Ayaklarına masaj yapardım. O da bana çocukluğundan bahsederdi. Kendi babaannesini anlatırdı. Daha fazla şey olsaydı anılarımda babaannemle ilgili keşke.

Ne zaman sac başında gözleme yapan bi kadın görsem Ananeciğimi anarım. Ya da türkü çığırsa bi yaşlı kadın ağlarım. Kokusunu duyarım bazen başka birinde ona sokulur ananemmiş gibi hissederim.

Ölüm garip şey. Kaybettiğini aslında kaybetmiyorsun gibi. Anılarını kaybetmediğin sürece...

Onun için sevdiklerimle ne kadar çok birlikte olabilirsem o kadar mutlu oluyorum. Her fırsatı değerlendirmek istiyorum. Mümkün olduğunca çok anı biriktirmeye çalışıyorum.

Ancak sevdiklerinden uzakta yaşayanlar ve kısa bir süreliğine de olsa ayrı kalmak zorunda olanlar. Çiçeklibahçesinde yollara bakıp döneceği günü bekleyen arkadaşlar...

Diyorum ki sevdiklerimiz dönülmez yerlere gitmesinler yeter ki. Hasretle, sevgiyle, sabırla bekleyelim. Ama geri gelecekleri ya da bir gün kavuşacağımız umuduyla.. Çiçeklibahçemizin çiçeklerini soldurmadan. Ayrılıkların sevgiyi büyüteceğini düşünerek, geldiği günün ne kadar güzel olacağını hayal ederek, o çiçekleri belki de her gün gözyaşıyla sulayalım. Ama dua edelim. Allah ölüm acısı vermesin.








Etiketler: 7 YORUM | edit post
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günlükçüüüüm tekrar tekrar günaydın sana...

Bir hafta sonu tatilinin daha böylece sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yeni iş haftası vatana millete hayırlı olsun. Ajandamdaki tüm Pazartesilere "sendrom mendrom yok, bu gün de her günkü gibi sıradan bi gün" diye yazsam da. Tatil sonrası kabus oluyor. Sanırım tüm çalışan arkadaşlar aynı şeyi yaşıyorlar.

Canım günlük haftasonu evde olmak çok güzeldi. Ben evimi seviyorum. Kedi gibin bele. Evimde oturayım. Temizlik yapayım. İşim bitince alayım kahvemi çayımı keyif yapayım. Yavruslarla sohbet edeyim. Onların bitmek tükenmek bilmeyen sorularına abuk subuk cevaplar bulayım. Bazen yavrum gidin internetten araştırın, ben ne bileyim diyim. Kocayla sarıp sarmaşıp televizyon izliyim.

Biz şimdi bazı bu koca kişisiynen dışarı çıkıyoz başbaşa ya. Ben başlıyom. Hadi yeter artıkın. Eve gidelim. Üşüdüm. Susadım. Kılım döndü. Çocukları özledim. Napıyolardır şimdi. Deniz Akkaya aplamız gibin çişim geldi. Falan feşmekan. Adamceyiz de yazık ne desin demiyo bişey. Kibar erkek. Ben olsam kadın bi karar ver çıkmıyoz diyon çıkıyoz, çıkınca da burnumdan getiriyon derim yani. Dengesiz miyim neyim?

Bakma sen günlük benim koca çok sabırlı adamdır. Kolay kolaya sinir yapmaz kendine. Çok kavgayı sevmez. Çekiliverir kabuğuna. Bu da bazen beni çıldırtır ya neyse. Biz tamamen zıt karakterleriz onunla. Birimiz ateş, birimiz su. Geçinip gidiyoruz işte. "LÜBLÜ TEBYA" koca. Biz de boş durmadık yani. Ahanda Rusçaysa rusça. Maaşallah deyim kendime. Her bi haltı da bilirim. Merak edenler için çevireyim. "SENİ SEVİYORUM" dimekmiş efeeeeem.

Bu er kişilerin kütlükleri hammaddelerinden yani. Benim kocaya özel bi durum değil. Hepsinin üç aşağı beş yukarı çok ortak yanları var. En iyisi, en hası, en okumuşu, en kültürlüsü, en romantiği, en entellektüeli ve böyle bi sürü özellikli adamların bile yaradılışlarından gelen bi kütlüğü var yani ben napiyim.

Günlük, Mini Yavrus pazar günü benden boncuk istedi. Yavru sen napçenki inciği boncuğu. Neyse verdik. İğneye iplik geçirdik. Dizdi bu boncukları. Böyle renkleri menkleri de uydurdu birbirine. Eee kimin yavrusu. Dur kendime de burdan bi paye çıkardım gene. Neyse bu bitirdi işini. Bana verdi anne düğüm at deyin. Ben beceriklilik abidesi, müstesna insan, çocuuun iki saat uğraşarak yaptığı bileklik çalışmasını 5 saniye içinde darmaduman et. Çocuk sinir krizlerine girsin. Oğlus valla kazara oldu. Hiç isteyerek yapar mıyım? Neyse bu oturdu bi tane daha yaptı. Ama bu seferki daha bi güzel oldu. Bak gördün mü? Her şerde bi hayır vardır. Neyse bu seferki yaptığını güzelce düğümledik. Tatlı cadının akşam bizde unuttuğu küçük kutusunun içine koydu bu. Meğer bizimki haldır haldır hediye hazırlarmış kendi minik elleriynen. Eeee.. ormantik babanın ormantik yavrusu.

Günlükçüüm. Her gün kendine göre güzel ve özeldir. Pazartesiyse pazartesi napalım yani. Bu gün de yaşanacak çok şey var. Yaşayalım görelim.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Tekrar merhaba günlükçüüüm.

Bu gün pazar. Yani tatil günü. Yani İncegül dinlenecek di mi? Peki ben niye daha yeni oturdum bi tarafım üstüne. Hayır niye birazdan tekrar kalkmak zorundayım. Neyse benim koca bana Rusya'dan bi yardımcı getirtçekmiş. Bak sen... niye hemen fesatlanıyon günlük? Adamceyiz beni düşündüğünden yanı...Şimdi bu Rusya'yla ihracat neyin yapacak ya.. pek bi bulaştı bu Rus mevzularına. Adamın ilk öğrendiği kelime de "DİYAVUŞKA" Güzel Türkçemizde "DAŞ GİBİ AVRAT" şeklinde çevrilebilir. Gene de kalbini bozma günlük. Yerli malı yurdun malı herkeşler onu kullanmalı. Di mi ama? Ben hiç laf altında kalır mıyım? Kalmam. Altta kalanın canı çıksın. O zaman didim adı Nikolay, Viladimir falan olsun. Ne yani yardımcıysa onlar da yardım eder. İlla Olga, Nadya olcak değil a...

Dün akşam misafirlerim vardı. Sünger Bob, eşisi Uçan Darbukatör ve bittabi Tatlı Cadı... Big brother ve eşisi gmemuzin kişisi. Center brother ve eşisi Boncukçu Fadime ve hala bir eşisi olmayan ve artık kendisinden umudu kesmek üzere olduğumuz Small brother... Diyorum canım biraderim bir an önce evlen de hani çok yaşlanmadan şöyle tuvaaaaaaaaletlerimizi giyinip görümce olaraktan salınalım biz de. Ay ne korkunç bi kelime görümce. Görünmeyesice. Görünmez dağlar ardına giresice....

Neyse efeeem ben dün işten geldim öğle vakti. Bi kat evi sildim süpürdüm. Mutfaktayım. Akşama misafir var tabiii. İçerde kıyamet koptu. Benim Mini Yavrus iki göz iki çeşme ağlamakta. Sanırsın etini kopardılar. Yavru noldu niye böyle feryat figan etmektesin?

Anne abim bilekliğini boyamama izin vermiyo........
Hıııııııı?... yavrum annamadım. Niye boyuyon ki sen abinin bilekliğini?
Anne o sarı kırmızı. Ben kırmızıları laciverte boyıycam yaaa...
Allahım sen sabır ver. Çocuuuuuuuum abin zati Fanatik Cimbomlu. Niye adamın bilekliğini Fenerli yapmaya çalışıyon. Hayır bunu yapıyon... kabahatinle oturcaaan yerde bi de salya sümük ağlıyon. De get yavrum oyalama beni.

Mini Yavrus bize Tatlı Cadı'nın geleceğini duydu ya anam anam bi fırlamış bu benimki hemen hazırlanmam lazım deyin. C.tesi akşamı gelecekler çocuuuuum. Cuma öğleden bu saate kadar neyin hazırlığını yapıcan ki? Dün de bütün gün süsledi kendini. Bi o kıyafeti giyiyo bi bunu. Sanırsın damat olacak. Parfümler sıkındı, saçlarını yaptı.

Akşam misafirlerimiz geldi. Aman bi eğlendik bi eğlendik. Valla hepücüüü birer Cem Yılmaz olan bizim gruptan ne espriler çıktı ne komediler... Bu canım, ölümüne kankam Sünger Bobgiller bizim Mini Yavrusun doğum gününde katılımcı olarak yer alamadığından, ufak bi doğumgünü daha düzenledik. Bi beş dakika falan. Ben pasta yaptım. Mumlar üflendi. Yavrular odalarına gönderildi. Sünger Bob hem Mini Yavrusa hem Maxi Yavrusa hediyeler almış. Kendisine teşekkür ediyoruz ve çok beğendiği pastanın tarifini yoğun istek üzerine postun altında yayınlayacağımızı bildiriyoruz.

Normalde içki içen şahıslar değilizdir biz günlük. Ama bu grup bi araya gelince içilir. Herifgiller rakı içtiler. Biz baaaaaaaaayanlar da hadi didik taaaaaaa yılbaşından kalma bi şarap vardı evde onu içek. Benim bu Big brotherim... ki kendisi şarap açma konusunda kötü bi şöhrete sahiptir de şarabı her açtığında önce duvar ve halılara tattırıyo, onlar beğenirse millet te içiyo... Bu sefer öyle olmadı. Tüprüşon mantarın içinde kalıp kırıldı. Uzun uğraşlar sonunda açıldı meret. Bu arada öğrendik ki votka-ayran gece aleminin yeni trendi imiş. Sonra bu Big brother benim şarabımı şalgamla değiştirdi. Kadehleri kaldırdığımızda ben renkte bi ufak nüansı fark edince... ki bu tamamen benim zekaaaaalı kişiliğimden... oyunu bozulmuş oldu. Bizim rakıcılar beyaz peynir isteyince ben öyle bi tepeleme peynir tabağı yapmışım ki bütün meyhaneciler beni kınadılar. Boncuk Fadime öyle didi.

Evet günlük böyle işte biz dün geceyi biraz erken noktalamak zorunda kaldık. Bi çoğunun bu gün için işe gitmesi gerektiğinden bi kısım arkadaşların da halletmesi gereken işleri olduğundan. Böyle oldu. Yoksa genelde sabah horozlara eşlik etmek baabında biz hala şarkılar türküler söylüyor olurduk

Sünger Bobcuuuuuuum ahanda sana pasta tarifi. Şimdi önce 4 aaaadet yımırtayı 3 kayfe fincan şekerinen iyicene köpürte köpürte çırpıyon. Sonra içine 2 fincan un, 2 çorba kaşığı kakao, 1 kabartma tozu ve 1 vanilya koyup biraz daha çırpıyon. Yalnız fincan deyince sosyetik fincan demiyom. Bildiiimiz Türk kayfesi fincanı. Sonra bunu yuvarlak, kare, üçgen, prizma artık canın nasıl istiyosa orta boylarda bi kek kalıbına döküyon. 20 - 25 dakika pişirip soğutuyon. Sonra bildiğin gibi ikiye yarıyon. Şimdi bu pandispanyada yağ yok diye biz buna diyet pasta diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Ama hafif diyebiliriz.

Gelelim kremasına.. 1/2 pk. margarinde 5 kaşık unu eccük kavuruyoz. 1 lt + 1 su bardağı süt ilave ediyoruz. Ocaktan alıp mikserde birazcık çırpıyoruz. Sonracııııııııma tekrar ocağa alıp kaynayıncaya kadar karıştırarark pişiriyoruz. 1 su bardağı şeker ilave edip bi kere daha karıştırıyoruz. Ocaktan alıp vanilyasını koyup mikserle iyice çırpıyoruz. İçine hindistan cevüzü meyve parçaları veya kakaolu istenirse kakao veya da hiç bişey koymuyoz. Ben dün akşamkine hindistan cevüzü koduydum. Ahanda hepsi bu. Kremadan azıcık ayırıp kakao koydumdu işte en üst kreması için o kadden. Çok ekonomik ve çok pratik oluyo şeker.

Hadi günlük öptüm seni. Gidip çamaşırlarımı makinadan çıkarayım. Ütülerimi yapayım. Kuruyanları toplayıp yerleştireyim. Yemek yapayım......vs. Tatil günüm ya o bakımdan.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günlük,

Ben bu sabah bi sevindirik kalktım yataktan. Ohhh be hava soğudu, burnumun direkleri sızladı. Belkim kar bile yağar. Yaşasın kış yaptı kışlığını. Kırk yıl düşünsem soğuk oldu diye seviniceeem aklıma gelmezdi. Kendim bile kendime hayretim şaştı valla.

Sonra dışarı çıktım. Yağmur yemiş it yavrusu gibi titreye titreye mutlu mesut yürürken yolda o teyzemi gördüm. Bir garip hüzün esir aldı beni.

Kırış kırış olan yüzü soğuktan bembeyaz olmuş. İncecik ellerinde baltası odun kırmaya çalışıyor. Yıllardan ve yoksulluktan beli bükülmüş. Yorgun bedeni belli ki artık isyan etmiş... Yaşlı kadın kırdığı odunları bir tarafa istif ediyor. Daha sonra bir tane odun daha alıp yaralı yüreği gibi paramparça ediyor...Yoksullara kış daha bi zordur günlük.

Kimi böyle sabah vakti odununu kırar. Kimi onu bile bulamaz da battaniye altında titreşir. Kimi zar zor denkleştirir de alır odunu kömürü.

Bir sofra etrafında toplanır ev ahalisi. Sıcacık çorbanın buğusuyla ısınır da. Yine de mutludur.

Ben ıspanak yemem sosis isterim diye tutturamaz onların yavruları. Bilirler ki anneleri zaten elinde olsa en güzelini alır da pişirir. O çocuklar vaktinden önce büyürler. Hayatın gerçekleri bir tokat gibi çarpıverdiğinde yüzlerine.. çocuk olamadan büyük oluverirler. Gözlerinde hüzün ve olgunluk vardır. Çikolata almadı diye darılmazlar annelerine. Dokunur diye değil parasızlıktan.. Bilir çocuklar.. anlar... Yoksullukta çocuk olmak zordur.

Çocuklar küsmez annelerine ama anneleri küser hayata. Yavrularına veremez istediklerini. Yoksun bıraktığı için sızım sızım sızlar ana yüreği. Çalışır çabalar ama ancak bu kadar oluyordur işte. Fazlasına gücü yetse.. Ahhhh çocuklarının yüzünü güldürebilse. Bak hava soğudu. Oğlanın ayakkabısı delinmiş. Su girecek sırılsıklam olacak. Kızın da montu pek eskidi, incecik bişey zaten. Üşüyecek yavrucak. Düşüne düşüne gece uykularını haram eder de kendine elinden bişeycik gelmez ki ağlamaktan gayrı. Ama onlar okuyacak. Okuyup kurtaracaklar kendilerini. Okutacak anne yavrularını. Gerekirse gece gündüz çalışacak, nasırlı elleriyle ilmek ilmek dokuyacak çocuklarının aydınlık geleceğini. Varsın bakmasınlar ihtiyar analarına onlar. Annelik zaten karşılık beklemeden vermek değil midir? Canının taaa içi yavrularından anne olduğun için işte sırf ta bu yüzden menfaat bekler mi hiç anaları?
Yoksullukta hayat daha zor her bi şey daha zor da günlük en zoru anne olmak galiba.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günaydın günlük.

Bu sabah kalktım. Ben maalesef ki C.tesi çalışan gruba giriyom. Yaaaa günlük. Hayatımız çalışmakla geçiyo. Haftanın 6 günü işte, haftanın 7 günü evde. Çalış baba çalış. Durduğun yer bittiğin yerdir deyip sürekli bi koşturmaca halinde çalışıyoruz işte.

İşte bu sabah düşündüm ki bu hengamede kendimi biraz ihmal ediyorum. Dedim bari kendi kendimin trendsetterı image makerı olayım... Victoria dan ne eksiğim var ama di mi. Heeeee öyle... Birazcık çeki düzen vereyim dedim. Yıllar yorgun ben yorgun tabiii. Yıpranıyo insan. Neyse kendime cila çekerkene ahaliye de bi faydam dokunsun bari. Sektörümüz modayla ilintili olduğu için daha gelmeden sezonun in lerini öğreniriz burda. Heee öğreniriz de uygular mıyız? Onu sorma işte.

Efenim yeni sezonda pırıltı ışıltı çok moda. Özellikle gümüş rengi. Bi tane çanta ve ayakkabı edinilecek böyle gümüş gümüş gezilecek. Ay benim 15 sene önce giydiğim nikah ayakkabım gümüş rengiydi. Bak işte tarih tekerrürden ibaret deyi boşa dememişler.

Kolları ve omuzları açıkta bırakan elbise modelleri gözde. Amma boyundan bağlı elbiseler bu yıl için kaldırılacak. Elbiseler mini olacakmış yalnız. Herife bi sorulacak. Bacaklarını kırarım senin demezse giyilebilir.

Sarı renkte bir ceket veya hırka alınıp, her bişeyin üzerine giyilecek. Bele civciv gibin dolaşılacak ortalıkta.

Metalik renkli kumaşlar felaket revaçta. Özellikle elbiselerde bu kumaşlar tercih edilecek.

Siyah maalesef out oldu. O yüzden rejim yapan arkadaşlar devam edecek. Yapmayanlar da acilen başlayacak. Öyle gobeee, baseni kamufle eden başka bi renk bilmiyom.

Yaşasın içine her türlü ıvır zıvırı koyabildiğimiz kocaman çantalar yeni sezonda da gözdemiz olacak. Bavul çantalardan bi tane daha alınıp içi çıfıt çarşısına çevrilecek.

En moda saç aksesuarı bu sezon türban. Avantajı saçlar şekilsiz olduğunda saklayıp trendyim kardeşim ben diye hava atılabilir.

Elbiseler yine yine yeniden moda. Şu 80 lerin yarasa kolluları en trend olanlardan.

Benim genç kızlığımın en şaşaalı dönemi 80 lere rastlamıştır. Allahım o fotoğraflara bakamıyorum yaa.

Makyajda ise yine pırıltı yine sim.. sür sürüştür parla yani. Gündüz gece sim kullanılabilir. Daha sonra makyaj teknikleriyle ilgili ipuçları vericem.

Kuaföre gidilip saçlardaki katlar artırılacak. Kahküller kalıyo yine.

İşte böyle günlük. Şimdi ben bunları yazdım ya. Üzerimde kot pantolon, ayrılmaz ikili body ve hırka, ayakta çizme, saçlar tepeden toplanmış, sıfır makyaj bi şekilde.. hocanın dediğini yap, yaptığını yapma misali işte.

Hadi günlük görüşürüz.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Ben bi gün kolay bi tatlı tarifi ararken bi bloga girdim. Gayri ihtiyari yani. Yanlışlıkla oldu. Gayri ihtiyari'nin de dediği gibi tamamen cehaletten.

Zati benim gibi bi teknoloji düşmanının bilgisayar kullanması değil bilgisayardan kıllanması lazım gelir. Efenim bu Gayriye bacıyı okurken pek bi hoşuma gitti. Anti depresan gibi bişey oldu bana.

Sonra diyim ben sana yorumlarını da okumaya başladım. Hazan vakti hep hüzün vakti olacak değil a. Baktım Gazel okumakta ordan bi bacı dur dedim bi tıklıyim bakalım ne olacak. Bilmiyorum ki ne olur üzerine tıklarsan. Ana ben bi girdim ki komik kız. Ben de stres mtres hak getire. Yayıla yayıla okudum bi güzel keyifle onu da.

Sonra ordaki yorumlara da baktım. Kızın biri diyor ki toplaşın hele siz bi başıma, sokulun yamacıma, size anlatacaklarım var. Dinledim. Güzel anlatmakta Mayonez bacı.

Sonra bir ona bir buna derken ben bir sürü bloga girip çıkıyorum. Zevkle hepiciğini okuyorum. Tabii genellikle işlerin durgun olduğu zamanlar ya da evde. Umuma açık olanlara da bazı yorumlar bırakıyorum yani. Rumuzum Ezik... Bakmayın ezikliğim kendimden değil, hayattan... Hani sadece bloggerlar bırakmıyo giriyorsun bırakıyorsun ya sen de bi halk çocuuuuuu olarak.

Daha bi sonra, bizim bu gmemuzin kişisi.. ki kendisi benim canım big brotherımın canım eşisi olur.. dedi ki: Aplaa, biz de açalım kız bi blog. İçimizi dökeriz hiç değilse. Oluuuuuuur, dedim. Niye olmasındı ki? Bir ona bulaşmadıydık zati. Girip çıkmadığımız delik pek yoktur da bizim.

Neyse açtım ben bu blogu böylece. Anlattım ucundan kıyısından derdimi Günlüküme.

Önce dedim, ulen kimse bizi iplemiyo, öyle takılıyoruz herhal. Ama sonra siz sevgili blogcu kardeşlerimden yorumlar 1-2 gelmeye başlayınca ben bi sevindirik oldum, bi heyecan yaptım. Ama paylaşıldıkça güzelleşmez mi herşey zaten. Paylaştıkça çoğalmaz mı insan.

Önce Sanem kardeş yorum göndermiş bana taa gurbet ellerden. Ne olacaksa, demiş bi de. Olur mı hiç. Ben bir sevin bir sevin. Sonra Mayonezcik, Renkler, Ayçiçeği, Çiçeklibahçe, gmemuzinim, aşkıma da sağolsunlar yalnız bırakmadılar beni. Duygularımı paylaştılar. Hastayken Ayçiçeğim ilaç bile önerdi. Daha ne diyim. Link eklemeyi bi öğreneyim. Hepiciğinizi buraya alıcam. Olsun yakınımda olun. Seviyorum ben sizi. Tanıyorum da artık az çok. İnsan sevdikçe güzelleşmez mi zaten. Hepimiz güzel olalım.

İşte benim blog açma olayım budur arkadaşlar. Umuyorum ve diliyorum ki.. paylaşımlarımız sürsün. Bütün blogger arkadaşlarıma sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum.

Biraz hislendim de ben Günlükçüğüm. Bütün bunlar senin sayende oldu. Seni de seviyorum.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Canım günlük.

Bak yine ben. Midem düzeldi biraz. Zati ben de öyle domuz bi bünye var ki hayatta hastalık yapışmaz bana. Maaşallah deyim kendim kendime. Allah dağına göre kar veriyo. Düşünsene ben hasta olsam evdeki 3 erkeğin hali nice olur. Aç bilaç, pislik içinde kalır yavrucaklar. Anam bunlar bi donlarını bilem çıkardıkları yerden alıp koymazlar. Ahanda orda manda pisliği gibi bırakıverirler tombalacık bi şekilde orta yerde.

Anam anam.. Belediyenin imha ekipleri kapıya gelmiş. Bizim eve çöp ev muamelesi yapıyolar. Pissiniz siz pis işte deyin hoparlörden bi de bağırıyolar. Düşünmesi bilem korkunç. Sen uğraş didin 6 sene bi imaj yarat. Sonra gelsin belediye ulen 1 hafta hasta yattın diye bütün mahalleye rezil etsin seni.

Kırk yılın başı Cuma ya free friday hesabı işe gelirken çektik kotun altına spor ayakkabıyı. Toplantı varmış bu gün de. Ne şans. Ben de çıkmayıveririm odamdan. İşim çok zaten.

Şans dedim de sabah gelirken bizim Zumi bakkala uğradı. Şu kanadı var uçamaz peteği var bal yapamaz zımbırtısından almak için. O da alamaz bunları aslında da mecburen n'apsın yani. He böyle tipler vardır. Alamazlar o zımbırtıyı da ona buna dil dökerler. Tabiiiii. Ben de bunlardan biri olduğumdan biliyom. Ben de kapıdan bakıyom buna. Girmem ki içeri banane. Adam raftan indirecek bi tane.. uzanıyoooo.. anaaaaaa... peteklisi, kanatlısı, yandan çarklısı hepsi iniverdi aşaaa. Bak bi de uçamaz diyoduk. Gülüyorum doğal olarak. Pastanedeki amca da diyo ki muhtemelen içinden.. delirdi zahir kızceğiz sokak ortasında kendi kendine gülüp duruyo. Anam bu çıktı dışarı alı al moru mor. Didim tanımıyom ben seni. Ahanda burda ilk defa görüyom.

Akşam bi yandan ağrıyan ve bulanan midemle uğraşıyorum. Bi yandan da bizim Mini Yavrusun 30 puanlık uzman sorularına cevap yetiştirmeye çalışıyorum. Bu çocuklar dakikada kaç soru sorabilme kapasitesine sahipler çok merak ediyorum günlük. Bu arada biz onun yatağında yatıyoz uyuycak artık. Önce iltifatlarla başladı yavru.

Anneeee...senin saçların çok güzel heeeee...

Teşekkür ederim yavrum. (Sen böyle elliyom diye yoluk yoluk etmesen daha da güzel olabilirler.)

Anneeeee....beni gıdıklasana.

Uyuyalım mı artık bak geç oluyo hem ben senin gibi genç miyim? Yoruldum.

Olur mu annecim sen çok gençsin. Arkadaşlarımın anneleri hep ananem gibi yaşlı.

Ay çok mersiii. (Bu çocuk dedikodu yapmayı nerden öğreniyo acep. Hayır bu yavru yüzlerine karşı da söyler yani. Sağı solu pek belli olmaz. )

Anneeeeee...ben en çok aileden seni seviyom..bi de ananemi.. çünkü ananem olmasaydı sen olmazdın..sen olmasaydın ben olmazdım.

Ben de seni çok seviyorum yavrum. (Babanın da ufak bi katkısı olduydu çocuuuuuum zamanında.)

Anneeeeee....

Heeeeeeeee...... (Uyusana yavrum yaaa. Bak sabah yarım saat inletiyonuz zati beni )

Şimdi sen beni doğurdun ya. Karnını kestiler aldılar. İyi de ben karnına nerden geldim. (Oha be yavru napçan o kadar detayı. Akıllı bi cevap bul çocuuu hayal kırıklığına uğratma)

Ehem..şey...kem..küm..heee...sen şimdi melaike idin. Cennette idin. Oradan karnıma geldin. (Aferin ne kadden akıllı bi cevap tebrik ediyom seni. Olsun en azından kazasız belasız bu soruyu atlattık.)

Peki niye ki? (Nasıl niye yaaaaa düşün düşün..iyi bi manevra seni burdan çıkarır.)

Yavrum biz işte dua ettik bööööle senin gibi güzel gözlü (ve çok soru soran) bi çocuuumuz olsun diye. Allah ta seni bize gönderdi.

Tamam da anneciimmmm. İçeri nasıl girdim.? Karnına nasıl girdim ki? (E yok artık. Elinin körü. Parmak kadar bebeye cinsel bilgiler dersi mi vercez bu yaştan sonra. Yerim psikolojisini.)

Sen artık uyu yavrum bunları daha sonra konuşuruz.

Zamane çocukları işte böyle günlük. Ben uzunca bi süre annemlerin beni evlat edindiklerini zannettim. Sonra biraz daha kafam çalışmaya başlayınca lahananın içinden çıktığım gerçeğine inandım. (Amma çalışmış kafa da hee) Big brother bi çantadan çıkmıştı. Center brother'ı Denizler Fatihi babam yurtdışından getirmişti. Amma Small brother doğduğunda tüm gerçeği biliyodum. E artık genç kız olmak üzereydim yani.

Hadi günlük ben şimdi işlerime dönüyorum. Görüşücez yine.


[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Önce ilk kıpırtılarını duyarsın. Yarabbim o nasıl bişeydir öyle. İçinde bir can taşımaktasındır. Senin bi parçan, ama bambaşka bir can.

Sonra o dışarıya çıkmak ister. O an öleceğini düşünürsün. Bi insan bu kadar acı çekiyorsa ancak ölüyodur diye düşünürsün. T&S bile insanı bu kadar terletmez kardeşim dersin içinden.

Ama herşey bittiğinde aslında yeni bir hayattır ortaya çıkan. Senin bedeninden başka bir beden gelmiştir. Dünyada bundan daha büyük, daha gerçek, daha güzel bi mucize olabilir mi?

Sonra kucağındaki minik varlığa bakarsın..bakarsın..inanamazsın bi daha bakarsın. Gülersin..ağlarsın..allak bullak olup..dağılırsın.

Sonra toparlanırsın. Bu miniği dünyaya getirdin ve ona bu dünyada ayakta kalmasını öğretmek te senin görevindir. Omuzlarındaki bu büyük tatlı yükün ağırlığıyla daha da güçlenirsin. Kartalın kanatları, aslanın pençeleri ve bir güvercinin naifliği ile donanır, kadın olarak zaten çelik gibi olan sen, geçilmez olursun..yıkılmaz olursun.

Artık onun hem meleği hem koruyucusu hem yol göstericisi herşeyi olursun. O nasıl senin herşeyin olduysa...

Sonra bi gün gelir bakarsın ki senin canın büyümüş. Kendi duyguları kendi fikirleri oluşmaya başlamış. Daha da sonra kendi ayakları üzerinde durmaya başlamış. Sen artık onun herşeyi değilsin.

Biraz acıtsa da kabullenirsin. Hatta gururlanırsın. O yine de sorarsa sana, söylersin. Fikir verirsin. Belli etmeden onu hala koruyup kollarsın.

Sen onun herşeyi değilsindir artık ama o hala senin herşeyindir. Ve sen yaşadıkça öyle kalacaktır.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Malum yaz geliyo günlükçüüüm.

Hatunların çoğu diyette. Ben de didim kendi kendime. Benim neyim eksik? Ahan da baktım eksik bişey yok çok şükür. Sonra didim başım kel mi? Yooooooooooo.. lepiska gibin mübarek. Kendim kendime oturdum diyet listesi yaptım. Taylan Kümeli miyim neyim?

Valla her bünyeye uygun bi diyet. İsteyenler listeden faydalanabilir. Ben dün akşamdan beri uyguluyorum. Pek bi fayda gördüm. Nasıl yararları var dersen. Ben de pek bilmiyom aslında. Neyse aşağıda bire bir uygulanmış tam listeyi bulabilirsin.

Akşam
__________

2 tabak kuru fasulye (Kemikli etinen pişirilmiş helme helme dağılmış olcek.)

1 tabak bulgur pilavı (Bol soğanlı, domatesli, baharatlı olması tercih edilir. Tereyağı kullanmazsanız küserim.)

1/2 kase yoğurt (En kaymaklısından)

1/2 kase tahin pekmez (Ya ben bu ikiliye hastayım. Mümkünse onlar hiç ayrılmasın. Bir ömür mutlu mesut yaşasınlar)
Sınırsız turşu ve mayonez


Gece yatmadan az evvel
____________________

1 fincan 3 ü birarada (Neskahve diyom yanııı)

1 dilim kek (Dilim dediğime bakmayın. Öylece koparmışım.)



Sabah
_______________

1 aaadet ayçöreeeeee

2 aaadet rodeo çikolatası (Mustafasını Ayşesini bilmem ben bayılıyom)

2 büyük kupa şekersiz çay ( Hani burger patates kızartması tatlı yanına içecek olarak diet cola isterler ya o hesap. Çay şekersiz olmazsa kilo yapar heeeee)
___________________

Bu kadar canım. Daha öğle yemeği yemedim. Amma mide fesadı geçirip hastanelik olma ihtimali yüksek olduğundan sanırım öğlene serum yiycem.

İyisi mi ben bu diyet işinden vazgeçiyim. Di mi günlük.

Müsaadenle günlük kus geldi. Ben gidiyom.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günlükçüğüm merhaba.


Hani ben çok bunalmıştım ya. Kendimi atayım diyordum bir yerlere. Yalnız atmayayım dedim bu kez. Fare delikten geçememiş bir de kuyruğuna teneke bağlamış misali, aradım Bretim Pitimi. Dedim "koca ben bi böyle kötüyüm. Hadi beni götür." Herifçik yazık alışık değil tabi. On beş senedir istememiş bir şey bu hatun. Şaka ediyorum sandı garibim. Baktım hayır yok, "haydi benim işim gücüm var kapatıyorum" deyip sinir yaptım epeyce.


Mesai bitti. Çıktım ben kapıya. Ana! Bir de ne göreyim. Şahıs almış eline bir gül beni beklemekte. Anladı tabii hatasını. Ulen var ya arada göstereceksin demek bu adamlara aba altından sopayı. "Haydi gel bakalım götüreyim seni nereye istiyorsan" dedi ve yanağıma ateşli bir öpücük kondurdu. Tövbe tövbee... Bizim adam şaşırdı zahir. Yol ortasında hem de...
Önce sahilde uzun, romantik bir yürüyüş yaptık. Koca kolunu belime dolamış, hafiften şarkımızı mırıldanıyor bu esnada. Rüzgarın ılık nefesi yüzümüzü okşamakta bir yandan. Romantizmin son noktası diye düşünüyor insan.

Deniz havası bu, açlık hissi uyandırdı biz fanilerde. Romantizm de bir yere kadar. Aç karnına nereye kadar? Bu Koca kişisi aldı götürdü beni çok güzel bir lokantaya. Masaların üzerinde mumlar ve orkideler olan çok hoş bir yer. Fonda nefis bir müzik eşliğinde yedik biz yemeklerimizi. Dedim ben artık ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya.

Meğer daha bu bir başlangıçmış, bilemedim. Tahmin hiç edemedim.
Mekandan yine sarmaş dolaş ayrıldık biz. Sonra baktım yol git gide ıssızlaşıyor. Eyvah! Dedim. Şimdi ayvayı yedik. Al sana romantizmin kralı. Adamın niyeti bozdu. Önce göz boyadı, şimdi götürecek bırakacak beni oralarda, dağ başlarında. Bin tane korku filmi senaryosu canlanıyor beynimde. Vah gençliğim vah!

Sonunda vardık kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere. Güzel mi güzel, tek katlı, bungalov evi mi desem, dağ klübesi mi öyle bir ev. İçeriye girdik. Her bir yer kırmızı. Şömine bile var. Her ayrıntı düşünülmüş inceden inceye. Yani olur da bir erkek kişisi bu kadar mı romantik olur.

Öncelikle bu güne kadar senin için içimden geçirdiğim bütün o düşünceler için çok utandım. Bir de bu Gmemuzin kişisiyle yaptığımız, seninle ilgili sohbetlerimiz -bak dedikodu demiyorum- esnasında hakkında kullandığım bütün o ağaç mamülü kelimeler için tek tek özür diliyorum. Hep bu gmemuzin kişisi kışkırttı beni. Yoksa ben hayatta der miyim sana öyle şeyler? Hatta ben sana bundan sonra koca demeyi bile keserim be. Gonca derim, goncam derim, bidenem derim. Romantik Bretim benim.

Neyse işte biz oturduk bu koca kişisiyle -kendisinden bundan kelli "Gonca" şeklinde bahsedilecektir- şöminenin başına şaraplarımızı yudumluyoruz. Bizim şarkımız çalıyor bir yandan. Amanin! Adam cebinden kırmızı, böyle güççümen kadife bir kutu çıkarmaz mı... Şok... Kat be kat şok yani.
Adam dur sen, yıllarca dur... Bütün romantik etkinlikleri bu geceye sakla. Hayır bu günün bir özelliği falan da yok. Düşünüyorum... Yok işte öyle sıradan bir gün. Zaten benim unutup da onun hatırlayacağı bir özel gün daha icat edilmedi. Goncam romantik sözcükler eşliğinde, gözlerimin içine bakarak kutuyu bana uzatıyor... Uzatıyor... Ben uzanıyorum... Bir gayret... alıyorum...

Aha tam da bu sırada bana tanıdık gelen ve hayatım boyunca hep nefret edeceğim o sesi duyuyorum. Ama, ama... nasıl olur ki? Biz ikimiz başbaşa değil miydik ki? Hayır... hayır... Yine duyuyorum işte... Bu sefer daha bariz. "İncegül hanım kimya raporlarının kontrolü bitmedi mi daha? Adamlar mail bekliyor."

Hönk!!!...

Ne yani be! Hayal mi gördüm ben? Olmadı mı yani bunlar? Bir hayali bile sonuna kadar kurdurmayacak mı bu hayat bana? Hayallerde bile mutluluk çok mu bu gariban kula. Çok sevdiğim Namık Kemal'in çok veciz bir sözünü hatırlayıp acı acı gülüyorum. "Hayal kuranı da (...)"

İndim kapıya. Pazar kurulmuş. Elinde bir demet maydanoz "apla çok taze, çok kuru apla" diye önümü kesti pazarcı. Sensin apla, diyecektim, vazgeçtim. Apartman kapısından girdim, Bedaş, İski, Telekom hepsi mektup göndermişler sağolsunlar. Teker teker gelin leyn, diyecektim, ondan da vazgeçtim. İyisi mi ben bir bulgur pilavı yapayım. Turşuyla da mis gibi olur.
Haydi şimdi sinirliyim Günlük. Yarın sabah görüşürüz. Gelir birazdan benim romantik koca.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Biraz asabiyim ben bu zabah günlük. Niye bilmem.Bunaldım herhal biraz. Bazı insanların aslında hiç bişey olmadıkları halde kendilerini çok bişey sanmalarına mı kızdım ki acep?

Bizim Şesuye çay getirdi bana. Ama çay imamın abdest suyundan bile açık. Ben de çayı demli içiyom ya. Dedim çaycıların kraliçesi bu çay açık mı olmuş biraz. Bu döndü bana iç hadi iç dedi. sen demli çay içince sinirli oluyon. Anaaa yedik fırçayı oturduk aşaaa. Komik kızdır bizim Şesuye. Yani bunu yazsan tek başına bi roman olur.

Zati benim hayatıma giren çaycı kişileri genelde ilginç karakterlerdir. İnan günlük. Ben sana Yıllar evvel hasbel kader tanıdığım H.Efendi ile E.Hatun’ dan bahsediyim mesela birazcık.

H. Efendi kırklarında zayıf ufak tefek biraz asabi bi tip. Sabah kahvaltı edicen ya diyelim, bekliycen o ne zaman canı ister o zaman getirir çayı. Sen kuru kuru ye poğaçalarını. H.Efendi çok ipliyodu. Hayır izin de vermez kendin alasın. Çay bozuluyomuş. Mutfağa sokmazdı kimseyi.

Bizim patronumuz TK da akıllara zarar sinirli mi sinirli, kızınca gözlerinden ateş fışkırır. Gülümserken gören pek olmamıştır kendisini. Şeker hastalığından muzdarip olduğu için çabuk öfkelenen bi şahsiyet.

Şimdi bigün TK nın keyfi o kadar yerinde ki hepimiz şoklardayız. Sabah herkese hal hatır sordu. Ve inanamıyorum ama gülümsedi. Tabii biz de sevindirik olduk. Rahat bi gün geçiricez deyi. Bunun odası benim tam arka tarafımda konuşlanmış. Kapısı da açık. Demek artık ne olduysa o kadar neşeli ki ıslık çalıyo. Bizim H. Efendi mutfaktan bir hışım fırladı. Kim bakalım o şirkette ıslık çalan münasebetsiz, utanma arlanma kalmadı artık…deyin bir celallendi. Anaaaaaa ben bi donakaldım öylece. İşaret ettim H. Efendi ye ama iş işten geçti. Ok yaydan fırlamış TK nın alnının ortasına saplanmıştı bi kere. Bizimki kapısını öyle bi şiddetli kapattı ki. O gün hiç odasından çıkmadı. Zavallı H.Efendi de ne yapacağını şaşırmış vaziyette mutfağa kapattı kendini.

Yönetim bölümünde bi tek üçümüz duyduk olayı. Herkeşler odasında kapılar kapalı. Yazık ya , bana diyo ki aman kimse duymasın. Tabiiiiiii…….. karşı ofis muhasebe. Zati bi tek onlara söyleyebilirim. Diğerleri kelli felli yaşlı başlı amcalar. Ben şimdi bi koşu gidip anlattım bunlara. Ama koptu servis. Helal sana H.Efendi. İyi fırça çekmişsin hak etmişti deyin taktir ettiler kendisini.

E.Hatun bi işe gelir sankim az evvel defilesi varmış ta üzerindekileri çıkarmaya fırsat bulamadan basına açıklama yapacak manken gibin. Ancak ünlü modacıların showlarında kullandığı cinsten kıyafetler, full makyaj. Saçlar her gün ayrı bi kokoş model. Takıları hiç sorma zati. Kocaman inci kolyeler. Sallantılı küpeler. Biz şirket kızları onun yanında köyden yarın gelmiş gibiydik yeminle.

Daha evvel bazı ünlü hatunların yardımcılığını yapmış bu arkadaş, onlardan kendisine devrolan kıyafetlerle arz-ı endam etmekteydi ofiste. Ancak o urbalarla çay dağıtması takdir edersin ki garip bir durum oluşturuyordu.

Bunun bi de takıntısı vardı. Abla dedin miydi çok bozuluyodu. E kadın 40 yaşında biz de 21 filan o zamanlar. Gıcıklık olsun deyin arada apla deyiverirdik te konuşmazdı bizimle kaç gün. Yemeklerimizi de az koyardı tabaaa. Küstü ya.

40 kuruşluk çay için kredi kartına 12 ay taksit yapan süper ticari zekaya sahip çaycıların yaşadığı memleketim benim.

Neyse günlük yine çenem düştü eski günleri anarken. Ben bu gün bi atıyım kendimi biyerlere diyorum aslında. İş çıkışı. Dur anlatırım yarın sana.

Hadi bye.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]


AJANDA 1


18.00 Mesai bitti. Yorgun argın işyerinden çıkılacak.

18.30 Mini Yavrus N.Sultandan alınacak.

18 35 Bakkala uğranıp akşam yemeği için eksikler tamamlanacak.

18.45 Eve girilecek.Çizmeler silinip ayakkabılığa yerleştirilecek.Yavrusların dışarıda bıraktıkları ayakkabılarına da aynı işlem uygulanacak.

18.50 Eşofmanlar giyilip el yüz yıkanacak. Bu arada yatak odasında sabahtan kalan dağınıklık toparlanacak.

19.00 Mutfağa girilip akşam yemeği yapılacak. Yemek ocağa atılacak nihayet çok şükür. Çıkan bulaşıklar yıkanacak.

19.20 Mini yavrusun beslenmesi için kek çırpılacak.

19.30 Kek fırına koyulup, Mini yavrusun ödevine yardım edilecek. Maxi yavrusun dersleriyle ilgilenilecek.

20.00 Yemek pişti. Sofra hazırlanacak. Yavruslar yemeklerini yerken kek fırından çıkarılacak.

20.15 Çocukların odaları düzeltilecek. Belediye çöp oda diye imha edebilir Allah muhafaza.

20.30 Yavrular yemeklerini bitirdi. Sofra toplanacak.Bulaşıklar yıkanacak.

20.45 Ev süpürülecek

21.00 Koca geldi. Yemek hazırlanacak.

21.30 Yavrulara banyo yaptırılacak.

22.00 Çocuklar yatırılacak.

22.15 Çıkan son bulaşıklar yıkanıp, mutfak toparlanacak.

22.30 Kuruyan çamaşırlar katlanıp yerine yerleştirilecek. Bu arada televizyon da seyredilebilir.

23.00 Bu arada akşam yemeği yemediğin hatırlanıp 1 fincan kahvenin yanına 1 dilim kek yenecek.

23.30 Yatağa girip sonrasında sızmışmısın bayılmışmısın nolmuş hatırlanmayacak.

___________________

06.30 Zııırrrrrrrr ..... bu ne beaaaah. Ya ben daha yeni yattıydım yaaa şeklindeki serzenişini kimse iplemeyecek. Yataktan kalkılacak mecburen.

06.40 Yavruların başucunda 10 dakikadir dil döküyor olmana rağmen hala nasıl böyle derin uyuyabildiklerine şaşırılacak. Sinirlenilecek.

06.45 Mini yavrusun beslenmesi hazırlanacak.

06.55 Sonunda kalkan Mini yavrus kucakta banyoya taşınıp. Çıkana kadar kapıda beklenecek.

07.00 Giyinmelerine ve tabii k.çlarını toplamalarına yardımcı olunacak.

07.10 Kahvaltı etmedikleri için zorla bişeyler içirilmeye çalışılacak. Bi de fırça yenecek.

07.15 Kuzucuklar uğurlanacak. Güle güle gitsinler. Rabbim onları korusun. Okusun da büyük adam olsunlar inşaallah diye dua edilecek. Bütün sinirler yatışacak.

07.20 Yataklar düzeltilecek. Koca daha yattığı için ona dokunulmayacak. Ortalıkta bırakılmış yavru eşofmanları katlanıp kaldırılacak. Ortalık bi kat toplanacak.

07.30 E artık duşa girilecek.

07.45 Süper dinlenmiş, dinç bir şekilde yeni bir iş günü için yollara dökülünecek.





AJANDA 2


20.00 Mesai bitti. Yorgun argın işyerinden çıkılacak.

21.00 Eve gelinecek.

21.10 Yemek yenilecek.

21.30 Kumanda alınıp uzanılacak.

_________________

08.00 Yataktan kalkıp duşa girilecek.

08.30 İşe gitmek için evden çıkılacak.

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Bu sabah benim yavruslar o kadar güzel uyuyolardı ki kıyamıycaktım nerdeyse günlük.

Öyle masum. Öyle tatlılar ki. Bi beş dakika öylece kalakalmışım başucunda çocukların. Hadi yavruslar okul var. Uyanın bakalım. Mini yavrusu her sabah olduğu gibi sürükleyerek banyoya götürürken kucağımda yine saçlarımla oynayıp durdu. Arkasından Maxi yavrusun tombul yanaklarından bi ısırık.. ohhhh mis bunlar ya.

Onlar, günümüz çocukları bizim kadar şanslı değiller ne yazık ki. Evet bir dünya oyuncakları var. İşte bu yüzden bir oyuncak için aylarca mutlu olmuyor, ve onu nadide bir mücevher gibi saklayıp sakınmıyorlar. Bilgisayar başında sanal arkadaşlarıyla sanal oyunlar oynuyorlar. Bunun için saklambaç körebe dokuz taş oynamayı, düşüp kalkmayı, küsüp barışmayı, gerçek arkadaşların sıcaklığını bilmiyorlar. Onları okul dönüşü anneleri karşılayamıyor kapıda. Sütün yanına yeni pişmiş tazecik kurabiye yiyemiyorlar. Arefe günü başucuna yeni ayakkabısını koyup uyumuyorlar. Çünkü zaten her zaman yeni ayakkabıları oluyor. Bu yüzden bayramda alınan o bir çift ayakkabının ne kıymetli olduğunun farkına varamıyorlar. Bayram harçlıklarını biriktirip göçebe kurulan lunaparkta gizli gizli dönme dolaba binmenin ne zevkli bi şey olduğunu hiç yaşamadılar ve maalesef hiç yaşayamayacaklar.

Yine de çocuk onlar. Yine de mutlu olacak bi sürü şey bulabilirler. Umarım büyüdüklerinde, yani yaşlıların dilini öğrendiklerinde çocukluklarını tıpkı bizim gibi gülümseyerek hatırlarlar. Her halükarda ne güzel şeydir çocuk olmak.




Köşedeki fırının ekmek kokusunu.
Sıcak ekmekleri eve taşırken ellerimin yanmasını.
Kavanoz dibi gözlüklü şekerci amcayı ve onun nane şekerlerini.
Kocaman bir külah kaymaklı dondurmayı üstüme başıma bulaştırarak yemeyi.
Kasketin altından bizim misket oynayışımızı seyreden terzi amcaya el sallamayı.
Bahçeye lunapark kurup, mahalledeki diğer yavrulara bilet kesmeyi.
Kaptan amcanın bahçesine girip, zılgıtı yemeyi.
Ablaların konuşmalarını gizlice dinleyip ispiyonlamayı.
Erkek çocuklarla kavga etmeyi.
İp atlamayı.
Düşüp düşüp oramı buramı yaralamayı.
Sokaklarda it gibin koşturup yorulmamayı.
Horoz şekerini
Bayramlarda el opüp harçlık almayı.
Canım yandığında rahatça bağıra çağıra ağlayabilmeyi.
Sonunda dayak bile olsa, yaramazlık yapabilmeyi.
Bayramlarda mahallemize kurulan lunaparkı
İçimden ne geliyosa söyleyebilmeyi.
Kusura bakmayın çocuk işte kem küm şeklinde düzeltme yapılabileceğinden her haltı karıştırabilmeyi.

Çoooooookkkk özledim.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]



Sevgili Günlük,

Güne günaydın dedik bu gün de yine. Ama aydınlık mı hepimiz için bilemiyorum. Yalancı bahara aldanıp açan erik çiçekleri soğuktan dondu biliyo musun. Ama yine yağmur yok. Yine kar yok. Soğuk havada ölmesi gereken börtü böcek ölmedi bu yıl. Ekili alanları yemeye devam edecek. Çamları yiyen bi çeşit böcek te kış olmadığı için ağaçları kemirmeye devam edecek. Ormanlık alan kalmayacak bu gidişle. Kuşlar mevsiminden önce göçtü. Gittikleri yerde yemeleri gereken tırtıllar yoktu. Çünkü onlar bahar aylarında kozalarından çıkacak. Kuşlar öldü. Tırtıllar kaldı. Ortalıkta abuk subuk bi sürü mikrop, virüs.

E peki ne yapıcaz. Biz tek başımıza neyi durdurabiliriz demeyelim arkadaşlar. Elektronik aletleri işi bitince stand by da bırakmayalım mesela, düğmesinden kapatalım. Suları boşa harcamayalım. Yemeğimizi kısık ateşte pişirelim. Araçlarımızı mümkün olduğunca, çok gerekmedikçe trafiğe çıkartmayalım. Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketelim. Kış günü domates, çilek yemeyiverelim. Kendi ellerimizle mahvettiğimiz dünyanın kurtuluşu için belki de küçük bi katkıda bulunup, yavrularımıza daha zor günler bırakmayalım miras olarak.

Güzel Yurdumun güzel insanları suni gündemlerle meşgul olup, milyon tane dizi senaryosunun içinde kendi hayatını unuturken, dünyamız çöl olma ve dolayısıyla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Susuzluk, ve ısınma sonucu bir çok felaket bizi bekliyor. Salgın hastalıklar kapımızda. İklim değişikliğine karşı etkin bir mücadelenin maliyeti de oldukça yüksek. Devletler bu iş için milyon dolarlar harcamak zorunda kalacak. Sanayileşme uğruna yeşil alan bırakmadık. Su yataklarına köyler kurduk. Kıyıları doldurduk oteller moteller inşa ettik. Çarpık kentleşme, imarsız plansız yapılaşma. . Ormanlarımızı yok ettik Yok olan her ağacın geleceğimizden bir parça götürdüğünün bilincine varamadık. Tema'nın erozyon uyarılarını ciddiye alan olmadı. O esnada biz Seda ve Nihat'ın bilmemkaçıncı kez ayrılıp barışmasıyla uğraşıyorduk. Sel suları toprağın verimli kısmını önüne katıp götürdü. Ama olsundu. Feraye bebeğini doğurmuştu ya çok şükür. Şu anda vardığımız nokta sonun başlangıcı gibi görünüyor korkarım. Uyanır da birşeyler yapar mıyız. Ya da yapılabilecek birşey var mıdır...bilemiyorum.

Allah yardımcımız olsun.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Anaa… Bizim Fındık manken olmuş beaaa.

Sen şimdi sorarsın Fındık kim? deyin. Özü sözü bir, temiz yürekli, dünya güzeli sıkı dostum. Böyük gocuman sexü baaaayan. Biz bu Fındık kişisiynen az akşam dedikodusu yapmadıydık. Bütün otobüs durakları şahittir. Ulen biz o durak sohbetlerini kitap yapalım, best seller olmazsa namerdim. Fındıkçıııım hiç sakınmaz sözünü. Pat küt söyleyiverir de böööle kalakalır o lafı hakedip alan şahıslar. Hatta bazı bombaları artık ne kadar derine işlemişse taaa halen söküp çıkaramamıştır kimisi. İşte bu bedeni gibi kalbi de kocaman güzel gözlü kız manken olcekmiş. Hakkında en güzeli en hayırlısı olsun canım arkadaşım. Günlük bak bu Fındık bacı uzak diyarlara gidecekmiş. Gidip te bizi unutursa hatırlat ta çok küselim tamam mı?

İsmail YK diye bi çocukcağız var bilen bilir. Bu yavru Alamanyalarda doğmuş büyümüş. Sonra memleket hasretiyle mi yoksa dur ben Alamanlara yeterince eziyet ettim, gidip biraz da kendi yurttaşlarımı şoktan şoka sokup gavur işkencesi neymiş gösteriyim zihniyetiyle mi bilinmez, güzel Yurdum’a dönmeye karar vermiş bi şahsiyet. Bu kardeşimizin bi şarkısı var adını burada yazamıycam ancak o şarkı içerisinde dokuzyüzellisekiz kere tekrarlıyo zati herkes biliyodur. O şarkıya değil takıntım Allah beterinden saklasın kendi buldu yazık sonunda attığı şeyi. Akşam temizlik yaparkene dedim müzik dinliyim eccük. Açtım bi müzik kanalı toz alıyom. Anaa o da ne? Bu çocuk oturmuş bi meyhanede tahta bi masaya, masanın üzerinde Allah ne verdiyse işte… Kendinden geçmiş yumrukluyo masayı. Kendini savuruyo ordan oraya . Bi yandan da şarkı söylüyo.

Bendeniz bezi mezi elimden bırakmış trans halinde tv ye bakıyorum. O esnada yaşlı adam takılıyo gözüme. Zavallıcık yüzü allak bullak olmuş. Ne yapacağını şaşmış bi halde arada sakin yavru der gibi omzuna dokunuyo kahramanımızın. Allah kimseye akıl noksanlığı vermesin deyi geçiriyo içinden kuvvetle muhtemel. Ya da ulen ne yapsam da kaçsam buradan bi sakata gelcez ya hayırlısı şeklinde bi tırsma vaziyetinde. Bu yaştan sonra neyine senin klip mlip otur torun tombalağınla oyun oyna evde şeklinde pişmanlık içerisinde. Ammaaaaa son pişmanlık fayda vermiyo işte. Düşmüş bi kere .


Bu arada bi de kız var ama o tek başına. Almış kendini gitmiş, bi odaya kapanmış ağlayıp duruyo. Zati bizim İsmail de ondan çırpınıp duruyo. Nasıl bırakırsın beni deyin zıvanadan çıkmış vaziyette.Niye düşünmüyon be kızım bu çocuuu terk edersem kafayı yer mi? Sonra bi klip çeker de zavallı yaşlı amcaynan evinde temizlik yapan kadıncağızın bütün somun ve civatalırını gevşetip zati bi lokma olan aklını alır mı? E be kızım. Sonunda klip bitiyo da zavallı yaşlı amca ve ben kurtuluyoz çok şükür.

Allahım nolur bu vatan evladı şarkı klip işlerinden uzak dursun. Alamanya’ya kesin dönüş yapsın. Amin.

Gece bi yarı olmuş, benim Maxi Yavrus anne bana şamfıstık soslu kivili kek yapar mısın dedi. Bünyeye uyku hakim olmuş zati, yorulmuşum biyandan. Yaparım yavrus demişim. Bi de dalga geçiyo anneyle. Al bakalım sana kivi. Afiyet olsun şekercim.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günaydın günlük.


Epey bi süre gündemimizi meşgul etmişti Gülben'in bebesi. Önce adı ne olacak diye milletçe kafa patlattıydık. Anketler düzenlendi biz sazanlar da oy verdiydik hatırlarsın. Sanki işi gücü yok Gülben bizim bulduğumuz ismi koycek yavrusuna. Sonra nerde doğum yapçek diye kara kara düşünüp uykusuz kaldıydık ta, gecenin bi yarıları birbirimize tel çekip anam nerde doğurcek bu kız? Suda mı, karada mı, havada mı yazık bi türlü karar veremediydik


Hani bu uçuyo ya şarkı söylerken.. en ekzantrik o olurdu aslında. Doktorlara da bağlarlardı birer ip. Uça uça... Neyse hayırlısıyla doğurdu da biz de Türk milleti olarak bi rahat yüzü gördük derken efem meğersem yanılmışız. Şimdi de Sn Atlas Efendi'nin göbeee dert oldu bize. Anıtkabir'e gömmüşler ya Ata'mıza benzesin diye. Heee valla. Haberin yok muydu? Bi de babası hep kaliteli müzikler dinletiyomuş yavruya. Klasik müzik, bazı hintli bestecilerin müzikleri filan. Eee hani Gülben'in şarkılarını dinletmiyon mu? Yani anlıycaaan günlük Atlas bebeye Mozart işkencesi, bizim bebelere Gülben mezzalimi...


Bu ünlüler yavrulayınca biz pek bi meraklanıyoz nedense günlükçüüm. Her bi şeyleriyle ilgileniyoz. İsmi, cismi, boyu kaça kaç, kilosu yerinde mi maaşallah... Ya sana ne be insancııım. Onlar senin bebelerini ipliyo mu? Aç mı yatmış, tok mu uyumuş, hasta mı olmuş, iyileşmişmi ne umurları. Sana noluyo o zaman? Kendi yavrunla o kadar ilgileniyon mu? Mehmet Ali'nin bebesi kime benziyosa benziyo seni niye geriyo?


Elbet bebekler bizim gözümüzün nuru, hepsi birer melek, birer cennet kuşu. Allah hepsini analarına babalarına bağışlasın. Neyse anladın sen onu kanımca günlük...


Benim evdeki bilgisayar kafayı sıyırdı günlükçüüüm. Biz ona bilgisıyır diyceeez bundan kelli. Koca onarmış ama olmadı. Format ister herhal. Beyni fena olmuş. E tabi normaldir. Benim Mini Yavrusla, Maxi Yavrus neye el atsalar beyni allak bullak olur. Şekil A da görüldüğü gibi. Acaba diyorum günlük, insan beynine de format atılabilir mi? Hani komple sıfırlayıp temizlesen. Olmaz ama di mi?


Neyse günlük hadi görüşelim bak arayı uzatma.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

.......... ? Evet günlük, benim. .......... Sana da Günaydın. ...........? Sağolasın canım iyiyim kanımca.

Dün akşam Mini Yavrus'un doğum günüydü günlük. Cümbür aile N.Sultan'da toplaştık. Kızma Biraderler Üçlüsü, eş durumundan aileye katılan bi takım kızlar. Tanımam etmem. Şaka günlük şaka. Severim de kerataları. Pasta işini de işte bu Kız Biraderler'in büyük boy olanı hallettiği için, bana pek bişey kalmadı. Ben sahne performansımızı da beğendim. Provasız olmamıza rağmen, özel olarak kepçe şekli verilmiş mikrofonlarımızla bulaşık yıkama konseptinde yaptığımız son gösteri gerçekten olağanüstüydü. Bundan sonra korksun Hepsi Grubu. Konserden sonra pasta kesildi falan işte bildik seromoni.

Ben katılan ve katılamayan... katılamayan derken kendisinin ismi lazım diil baş harfi Sünger Bob'u kastediyorum... herkese teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Şimdi bu Sünger Bob'un Lülülü Kankileri gelmiş. Bizi ekti. Hayır kendi ekti. Tatlı Cadı'yı da göndermemiş. Benim zavallı Mini Yavrusumun bütün hayallerini yıktı. Benim Yavrus bu yüzden derin kederlere gark olaraktan, erkenden yatağını yapıp uyudu.

Yaa işte böyle günlük. Daha dün masallar anlatarak uyuttuğum Mini Yavrus 7 yaşını doldurdu ve bugün kendi masallarını okuyabiliyor. Hatta uyduruyor. Heeee günlük anlatırım bi ara sana. Bu yavrunun hayal gücü acayip.

Masal deyince şimdi aklıma geldi. Bu masal kahramanları neler çekiyo di mi yıllardır? Hep aynı şeyleri tekrar tekrar yaşa. Bi monotonluk bi yeknesaklık. Hayatlarında bi değişiklik yapmaya karar verseler bunlar bi gün neler olur hiç düşündün mü?

Pinokyo diyorum mesela isyan etse. "Yıllarca odun diye kütük diye hor gördünüz. Yalancı veletlerinizi uslandırmak için Pinokyo gibi burnun uzar bak diye asıl büyük yalanı siz söylediniz" deyip, Estetikle burnunu yaptırıp bi de üstüne botox yaptırsa.

Peter Pan, "Ulen benim masalımı dinleyerek büyüyen bebeler saçlı sakallı dede oldu. Büyümek istiyom, helal süt emmiş bi kızla evlenip çoluk çocuğa karışmak istiyom" diye bağırsa. Uç uç bi yere kadar tabii. Bünye bi karaya inmek ister. Kancasıynan uğraş, yok perileriynen uğraş. O da mazbut bi hayat yaşamak isteyebilir. En doğal hakkıdır.

Pamuk Prenses ve diğer prensesler yıllarca bi Prens koca bulalım, evlenip evimizin Prensesi olalım modundan çıkıp feminist olsalar. Yedi cücelerin madeninde birer iş bulup çalışıp kendi ayaklarının üzerinde durmaya karar verseler. Sonra bi organizatör bunları keşfedip dizilerde filan oynatsa. Şöhret basamaklarını birer birer tırmansalar.

Kül Kedisi, ulen herkeşler doğalgaza geçti, biz hala küllerin içinde debeleniyoz diye silkelenip cadı anasıynan kızkurusu kardeşlerini ocağa atıp yaksa. Tutuklanıp hapse atılsa ve orda ocakçıbaşı olarak yıllar geçirse. Çıkınca da bi ocakbaşı kebapçı açıp zengin olsa.

Uyuyan güzel, hayatın gerçeklerine uyansa, zengin bi herif bulup ömrünce iğne ipliğe elini sürmese.

Masal cadıları toplaşıp bi sendika kursa. Hatta bi basın açıklaması yapıp "Yaptık ama sorun bi niye yaptık" deyip pişmanlık yasasından faydalansa.

Sen böyle şeyler düşünmez misin bazen günlük? .......... Gerçekten mi?

Hadi görüşürüz günlük.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]



Sevgili günlük,

Sabah sabah pek bi güldüm ben. Ne diyim darısı başına. Ama bi sabah güldüm yani o kadar. Sonrasını ne sen sor ne ben söyliyim.

Biz ahali olarak bu Tazmanya hayvancağızını uzun yıllar çizgi film kahramanı olarak tanıdık pek bi sevdik. Meğersem gerçekten böyle bi hayvan varmış. Şaşırma günlük valla bak varmış. Ben belgeselini seyrettim. Bak sana da anlatıyım biraz.

Şimdi bu Tazmanya kişisi öyle döne döne ağaçları, evleri filan yemiyo çizgi filmdeki gibi. Gerçek hayatta normal yemek yiyen ancak çapkın bi karakter. Neyse effeeeeem . Şimdi bu amcamın çiftleşme mevsimi geliyo. Buluyo şöööle güzel bi Tazmanya hatun kişisi. Gece görüş kameralarıyla donatılmış olduğundan bihaber alıyo kızı mağarasına getiriyo. Romantik bi akşam geçirecekler bittabi. Biz ekran karşısındakiler de bunların mahremine giriyo muyuz acaba, bizim yatak odalarımıza kamera yerleştirseler ve Tazmanya Canavarlarına seyrettirseler hoş olur mu diye düşünmedik diil. Maaşallah bu arkadaş mağaraya bi kapattı hatunu.. 3 gün, 5 gün, 1 hafta, 10 gün... ee kız sıkıldı haliynen. Gitmek istedi. Göndermedi. Kaçmak istedi yakaladı. Aile içi şiddet bilem uyguladı. Aradan aylar geçti. Mevsim değişti. Hatun da tip kaydı. Zayıfladı da zayıfladı. Bu arada hamile kaldı zavallıcık bi de. Yavrusunu doğurunca yolladı neyse bu kızı da.. biz de rahatlayıp yatağımıza gidebildik. Biz diyorum... sabahın saat 03.00 ında uykusu kaçmış, kalkıp TRT2 yi açıp belgesel seyreden ve sabah 06..00 da kalkmak zorunda olan normal insanlardan bahsediyorum.

Ya adamcağız kalkmış taa nerelerde, ne zor koşullarda belgesel çekmiş. Tamamen bilimsel ve halkı bilinçlendirmek adına. Onun için daha fazla sündürmeden kapatiim diyorum ama kızlar küçük bi tazmanya canavarı oyuncağı hediye gedirmişler. PC min üstünde bana sırıtıyo.

Hadi günlük görüşelim gene .
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günaydın günlük.

Daha kargalar kahvaltı etmeden kahvaltılığını çıkın etmiş, yarı baygın etrafı kesen bi kadın gördün mü bu sabah. Ahanda o benim işte.

Burnumun ucuna düşen yağmur damlalarını ellemeden yürürken yolda, Allahım dedim ne olur artık yağmura doysun toprağım. Nasıl kıştır anlayamadık. Ne yağmur gördük ne de kar doğru düzgün. Yavruslarla kardan adam yapıp burnuna havuç takıcaktık. Olamadı günlük bi dahaki kışa kaldı hayaller. Hadi geçtim ben ondan da ekin buğday kurumuş memleketimde, sular çekilmiş. Zati baharları yaşayamıyoruz yıllardır. Yazdan kışa, kıştan yaza geçişler.

Akşam Mini Yavrus'u aldım annemden, eve gidiyoruz. Aramızda geçen konuşma aynen şöyle günlükçüüüm.
- Anne bişey alalım mı?
- Ne alalım çocuuuuuum?
- Bişey işteeeee...
- İyi de nasıl bişey bu ?
- Ya işte Scooby Doo ile yenilebilecek bişey..
- Hönk????????
(Nasıl yani? Benim Mini Yavrus sonunda Scooby Doo' yu yemeye karar verdi.)
- Yok anne, seyrederken yiycem.
- Haaaaaaaa...
Eve geldik Maxi Yavrus karşıladı kapıda bizi. Soru şu.
- Scooby Doo ile yenecek bişey aldınız mı?
Aldık çocuuum aldık. Gelirken Bugs Bunny'yi paket yaptırdık. Töbe töbe. Demek ki yavruslar arası jargon böyle.

Bu gün Mini Yavrus'un doğum günü günlükçüüüüm. Amma biz yarın kutlayabilicez ancak. Eeeee anne çalışınca böyle oluyo şeker. Neyse ben kuzuma akşam ev şeklinde pasta yapıcam. Aslında Spider Man'li istiyo ama onu yetiştiremeyiz. Şeker hamuru filan lazım malum. Neyse bakıcaz artıkın.

Hadi günlükçüüüüm ben kaçıyorum. Çok işim var bugün. Öptüm seni.
[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]
Merhaba Günlük

Bu gün blog dünyasına adım atmış bulunuyorum hayırlısıynan. Şimdi diycen ki sen "niye kine? Annatıcam sevgili günlük patlama.

Biliyosun bizim iş zor biraz. Yani kadınlık diyorum.. zor zenaat. Tekavütü yok, sosyal güvencesi yok, maaşı yok hiç bişeyciii yok anlıycaaan. Eee analık desen onu zati hiç katmıyorum. İş hayatımız ayrı bi film.

Şimdi bizde birikti birikti taştı malum. Kime ne anlatıcan. Anlatsan kim ne kadar anlıycak. Herkes bi yol tutturmuş gidiyo.

Ben de dedim ki günlük film kopmadan şöööle bi içimi dökiyym. Soyuniym döküniyim de bi rahatlıyim. İyi etmişim di mi? Hemi de dedim burda benden çatlak olmasın bi kaç ta arkadaşım olur geçinir gideriz kardiş kardiş.

Hee günlükçüm. Bugün başka neler oldu diye sorcek olursan. Valla ne olsun işte iyilik sağlık.

Hadi gene görüşürüz günlükçüüüüm.