[ fiкяiмiи iиcє güℓü ]

Günlükçüğüm merhaba.


Hani ben çok bunalmıştım ya. Kendimi atayım diyordum bir yerlere. Yalnız atmayayım dedim bu kez. Fare delikten geçememiş bir de kuyruğuna teneke bağlamış misali, aradım Bretim Pitimi. Dedim "koca ben bi böyle kötüyüm. Hadi beni götür." Herifçik yazık alışık değil tabi. On beş senedir istememiş bir şey bu hatun. Şaka ediyorum sandı garibim. Baktım hayır yok, "haydi benim işim gücüm var kapatıyorum" deyip sinir yaptım epeyce.


Mesai bitti. Çıktım ben kapıya. Ana! Bir de ne göreyim. Şahıs almış eline bir gül beni beklemekte. Anladı tabii hatasını. Ulen var ya arada göstereceksin demek bu adamlara aba altından sopayı. "Haydi gel bakalım götüreyim seni nereye istiyorsan" dedi ve yanağıma ateşli bir öpücük kondurdu. Tövbe tövbee... Bizim adam şaşırdı zahir. Yol ortasında hem de...
Önce sahilde uzun, romantik bir yürüyüş yaptık. Koca kolunu belime dolamış, hafiften şarkımızı mırıldanıyor bu esnada. Rüzgarın ılık nefesi yüzümüzü okşamakta bir yandan. Romantizmin son noktası diye düşünüyor insan.

Deniz havası bu, açlık hissi uyandırdı biz fanilerde. Romantizm de bir yere kadar. Aç karnına nereye kadar? Bu Koca kişisi aldı götürdü beni çok güzel bir lokantaya. Masaların üzerinde mumlar ve orkideler olan çok hoş bir yer. Fonda nefis bir müzik eşliğinde yedik biz yemeklerimizi. Dedim ben artık ölsem gam yemem. Bu günü de gördüm ya.

Meğer daha bu bir başlangıçmış, bilemedim. Tahmin hiç edemedim.
Mekandan yine sarmaş dolaş ayrıldık biz. Sonra baktım yol git gide ıssızlaşıyor. Eyvah! Dedim. Şimdi ayvayı yedik. Al sana romantizmin kralı. Adamın niyeti bozdu. Önce göz boyadı, şimdi götürecek bırakacak beni oralarda, dağ başlarında. Bin tane korku filmi senaryosu canlanıyor beynimde. Vah gençliğim vah!

Sonunda vardık kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere. Güzel mi güzel, tek katlı, bungalov evi mi desem, dağ klübesi mi öyle bir ev. İçeriye girdik. Her bir yer kırmızı. Şömine bile var. Her ayrıntı düşünülmüş inceden inceye. Yani olur da bir erkek kişisi bu kadar mı romantik olur.

Öncelikle bu güne kadar senin için içimden geçirdiğim bütün o düşünceler için çok utandım. Bir de bu Gmemuzin kişisiyle yaptığımız, seninle ilgili sohbetlerimiz -bak dedikodu demiyorum- esnasında hakkında kullandığım bütün o ağaç mamülü kelimeler için tek tek özür diliyorum. Hep bu gmemuzin kişisi kışkırttı beni. Yoksa ben hayatta der miyim sana öyle şeyler? Hatta ben sana bundan sonra koca demeyi bile keserim be. Gonca derim, goncam derim, bidenem derim. Romantik Bretim benim.

Neyse işte biz oturduk bu koca kişisiyle -kendisinden bundan kelli "Gonca" şeklinde bahsedilecektir- şöminenin başına şaraplarımızı yudumluyoruz. Bizim şarkımız çalıyor bir yandan. Amanin! Adam cebinden kırmızı, böyle güççümen kadife bir kutu çıkarmaz mı... Şok... Kat be kat şok yani.
Adam dur sen, yıllarca dur... Bütün romantik etkinlikleri bu geceye sakla. Hayır bu günün bir özelliği falan da yok. Düşünüyorum... Yok işte öyle sıradan bir gün. Zaten benim unutup da onun hatırlayacağı bir özel gün daha icat edilmedi. Goncam romantik sözcükler eşliğinde, gözlerimin içine bakarak kutuyu bana uzatıyor... Uzatıyor... Ben uzanıyorum... Bir gayret... alıyorum...

Aha tam da bu sırada bana tanıdık gelen ve hayatım boyunca hep nefret edeceğim o sesi duyuyorum. Ama, ama... nasıl olur ki? Biz ikimiz başbaşa değil miydik ki? Hayır... hayır... Yine duyuyorum işte... Bu sefer daha bariz. "İncegül hanım kimya raporlarının kontrolü bitmedi mi daha? Adamlar mail bekliyor."

Hönk!!!...

Ne yani be! Hayal mi gördüm ben? Olmadı mı yani bunlar? Bir hayali bile sonuna kadar kurdurmayacak mı bu hayat bana? Hayallerde bile mutluluk çok mu bu gariban kula. Çok sevdiğim Namık Kemal'in çok veciz bir sözünü hatırlayıp acı acı gülüyorum. "Hayal kuranı da (...)"

İndim kapıya. Pazar kurulmuş. Elinde bir demet maydanoz "apla çok taze, çok kuru apla" diye önümü kesti pazarcı. Sensin apla, diyecektim, vazgeçtim. Apartman kapısından girdim, Bedaş, İski, Telekom hepsi mektup göndermişler sağolsunlar. Teker teker gelin leyn, diyecektim, ondan da vazgeçtim. İyisi mi ben bir bulgur pilavı yapayım. Turşuyla da mis gibi olur.
Haydi şimdi sinirliyim Günlük. Yarın sabah görüşürüz. Gelir birazdan benim romantik koca.
5 Responses
  1. mayonez Says:

    canım yaaa:)) bende nefes nefese sonuna kadar okudum, o sinirle bulgur pilavı seçiminde süper yane:)))


  2. gmemuzin Says:

    ya bacım benimm g ve memuzin okurken nerdeyse inanacaktık anam dedim noollduuu yo bu kadına derken çözdüm olayı komiksin diyorum vesselam
    gm


  3. Canım bacılarım mayonez ve gmemuzin
    Ben de çok isterdim sonu iyi bitsin bu hikayenin ama Namık Kemal in de dediği gibi anacım.
    Hayal edeni de etmeyeni de.........
    Öpüldünüz.


  4. askima Says:

    ummu allah iyiligini wersin sen beni oldurcen mi yaaa salya sumuk okudum (abarttimm galiba) dedim bunun formulu ne nassi olur simcik aricaktim seni haa, neysem bacim bis bu nadide agaclari taniyor ve cok seviyorus kalas kutuk yasayip gitcesss:)

    Not; Anca hayal ederis bacimmm...
    Nazim Hikmet:))


  5. Adsız Says:

    hemde ne komik :)

    suzem